'Yaşamı tek pencereden kucaklamaya çalışmayın'

Meslekte 40 yılın ardından emekliliğe ayrılan Mali Müşavir Osman Kara, muhasebecilik mesleğinin dününü ve bugününü anlatarak mesleki deneyimlerini paylaştı. Yaşamın bin bir renginin olduğunu hatırlatan Kara, ruh ve beden sağlığı, iş yaşamında başarı ve mutluluk için tek düze yaşamdan mutlak suretle vazgeçilmesi tavsiyesinde bulundu.

20200917_osman_kara_manset_353b4.jpg

Haber: Volkan Yıldız

Renkli kişiliği, iş disiplini ve uğraş alanları ile emsalsiz bir portre çizen Mali Müşavir Osman Kara, meslekte 40 yılı doldurduktan sonra emekliliğe ayrıldı. Mesleki ve yaşamsal olarak derin bir tecrübeye sahip olan 65 yaşındaki Osman Kara, gazetemize özel verdiği röportajda çocukluk yıllarını, mesleğe başlama hikayesini, deneyimlerini paylaştı.

“Aşık Veysel’in hikayesi gibi annem beni harman yerinden gelirken doğurdu.  1956 yılının Ağustos ayının 20’sinde Karaman’ın Kilisecik Köyü’nde dünyaya gelmişim. 6 kardeşiz… Güzel bir çocukluk dönemi geçirdim.” diyerek söze başlayan Kara, ilk eğitimin ve öğretmenin önemine vurgu yaparak şunları kaydetti:

"İlk öğrenimimi köyde başladım. Öğretmenlerimiz çok iyiydi. İlkokul 3. sınıfta sağlık memuru rolü ile tiyatro ile tanıştım. Öğretmenlerim o dönemde okulda her sınıfta sınıf seviyesinde kütüphane kurduğu gibi köyümüze de bir köy kütüphanesi kurmuşlardı. Karaman Lisesi ile kardeş köy olup, Rıfat Ilgaz’ın Muallim isimli tiyatro oyununu getirmişlerdi. Kanatları açılır römorklarla, harmanların yer sergisini perde olarak yapıp, lüks ışıklarıyla aydınlatılan bir oyundu ve ben çok etkilenmiştim. Ondan sonra tiyatro aşkı devam etti. Ortaokulda kendim bir iki perdelik tiyatro oyunu oluşturdum. Bizim köyün şehirde okuyan gençleriyle bir futbol takımı kurduk. Çocukluk yıllarım çok renkli geçti. Bunu ben şans olarak görüyorum. Üst sınıfların kitaplarını okurdum, okumaya da çok meraklı bir çocuktum. Bu okumalar sonucu okuldaki öğretmenlerim de benim bilgi seviyemin ileri düzeyde olduğunu anladılar. Öğretmenlerim karnemdeki kanaat notuna da bu yönümü yazmıştır. Tüm bunları neden anlatıyorum. Öğretmenlerim temelimi sağlam atmama çok yardımcı oldu. Tüm öğretmenlerimi saygıyla anıyorum. Liseyi Karaman’da Sanat Enstitüsünde okudum. Burada da sorgulama ve el becerileri kazandım. 

Öğrencililik yıllarımda eğitim enstitüsüne başlamadan piyasa da Seydişehir alüminyumda, Sümerbank’ta ücretli olarak çeşitli alanlarında çalıştım. Ankara’daki Teknik Yüksek Öğretmen Okulu sınavlarını Türkiye birincisi olarak kazandım. Fakat Ankara’da yaşama şansım yoktu, kendim çalışmak zorundaydım. O nedenle ara verip bir süre çalışarak paramı kazandım. Tabi bu sürede sendikal hareketlerle tanıştık. Orhan Kemal’in kitapları beni çok etkiledi bu süre zarfında… Daha sonra Yaşar Kemal’in etkisine girdim. Kendimi gördüğüm bu alanda mücadelenin köyden başlayacağına inandım ve öğretmen olmaya karar verdim. Sınavı kazanarak, okulu bitirdim ve öğretmenlik yapmaya başladım. Ateşi köyden yakmaya çalışıyorum. Tabi köylülerle kooperatif kurma, etkinlikler, dernekler derken dolu dolu geçen yıllar yaşadım. 12 Eylül kapımıza dayanınca, baskılar ve sürgünler sebebiyle öğretmenliği bırakmak zorunda kaldım.”

MUHASABECİLİĞİN TEMELLERİNİ ÖĞRETMENLİK YILLARINDA ATTI

20200917_osman_kara__4_e2059.jpg

Osman Kara, öğretmenlik yaptığı yıllarda köylerde kooperatif, dernek kurulmasına, diğer kültürel etkinliklere öncülük etti.

4 yıl süren öğretmenlik yıllarında her gittiği köy okulunda bir ateş yakma hedefiyle hareket ettiğini anlatan Kara, yöre halkı ile kurdukları kooperatiflerde, derneklerde hesap kitap işlerine baktığını anlatarak, kazandığı tecrübenin muhasebecilik mesleği için temel oluşturduğunu söyledi.

Muğla’nın Yatağan ilçesinde yeni evlendiği bir dönemde, sürgünler ve baskılar sebebiyle öğretmenliği bırakarak muhasebeciliğe başladığını anlatan Kara, “Kendimi muhasebecilikte hem teori olarak geliştirdim hem de pratik olarak. Büromu açtım ve muhasebeciliğe devam ettim. Yatağan’da 3 yıl muhasebecilik yaptıktan sonra ilçe kendi içine kapanmaya başladı. Varabileceğim en üst noktaya vardığımı hissettim, sosyal hayat söz konusu değil. Sonra Milas’a geldim ve muhasebeciliğe devam ettim. Milas’ta ilk Arasta’daki Kızılay Caddesi’nde ofisimi açtım. Dr. Sezai Nafiz Çomo’nun binasındaki ofisimde, O’nun anılarıyla başladım muhasebecilik hizmeti sunmaya… Dr. Sezai Nafiz Çomo’nun anılarıyla Milas’ı tandım. Son ofisim olan eski Milas evini de ilçeye bir katkı sunmak için restore ettirerek, muhasebe ofisi yaptım. Bu evin feryadını duyduğum için böyle bir karar adım.” diye konuştu.

20200917_osman_kara_3_46544.jpg

SOSYAL YANINIZI KÖRELTMEYİN!

Hangi meslek olursa olsun insanların sosyal yanlarını asla köreltmemeleri gerektiğine vurgu yapan Kara, “Muhasebeciliğin yanı sıra dağcılık, fotoğrafçılık, dergicilik, şiir, tarım, toprakla uğraşarak, üretim yaptım, yapmaya da devam ediyorum. 1996’ya kadar 15-16 senelik sürecin içerisinde muhasebecilik mesleğinin yasal statüye ulaşması, muhasebecilerin örgütlenmesi, mesleğin derlenip toparlanması amacıyla emek sarf ettim. Türkiye Muhasebeciler Mali Müşavirler Dernekler Birliği Merkez Yönetim Kurulu üyeliği görevinde bulundum. Sırf muhasebecilik meslek yasası çıksın, bu meslek yasasından sonra odalar kurulsun, meslek kendi içerisinde derlensin, toplansın diye o çabaların içerisinde bulundum. 1989’da meslek yasası çıktı. Meslek yasası ile artık işimiz belli bir statüye, kariyer tanımlamasına tabi tutuldu. Ancak ben orada da kendimi tatmin edememeye başladım. Çünkü aynı şeyleri söylemek, yapmak bir aşamadan sonra insanın kendisini bitirmeye yönelik bir eylem olarak karşıma çıkıyordu. Başkalarını bilmiyorum ama… Bunun yerine ne koyabilirim derken unuttuğum anı yazma, şiir yazma gündeme geldi. Odanın dergilerini ilk 30 sayıyı tek başıma çıkardım. Pandemiye kadar da oradaki çalışmalar devam etti, mesleğin sorunlarının dillendirildiği yazılar, gezi yazıları, şiirler bu dergilerde yayınlandı. Tabi arada dağ heyecanı ve fotoğraf tutkusu var. Bu alanlarda da çok renkli etkinlikler gerçekleştirdik. Toprağa dönme tutkusu hep vardı. Korucuk’ta bir yer aldım. Burada tarımsal üretim yapıyorum.

Böyle uğraşların insanı insanlaştırdığına inanıyorum. Yaşadığımız çağda, böylesi bir yaşam şekline ihtiyacımız var. Çünkü toplumda bir dejerenasyon var. Milas’ın o yıllar sosyal yaşamı çok zengindi. Herkes bir birine güvenirdi, demokrasi kültürü vardı. Sağcısı, solcusu birlik içerisindeydi. Ama toplum olarak yozlaşmanın olduğunu, ilerlediğini görüyoruz.” diye konuştu.

20200917_osman_kara_5_8ab75.jpg

İnsanlara iş yaşamında; ilk önce hangi işi yapıyorlarsa yapsınlar o işi en mükemmel şekilde yapmalarını öneren Kara, tek düze yaşamın risklerine dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Milas’taki mesleksel başarımızı konuşacak olursak, tatlı rekabet dönemi herkes için en verimli olan dönemdi. Tek düzen işler başladıktan sonra ne meslek kaldı ne statü kaldı, ne de insanların yaratıcılığını yansıtacağı bir alan kaldı. Yaşamı tek pencereden bakarak kucaklamaya çalışmamak gerekiyor. Yaşam o kadar çok renkli bir şey ki eğer bir alana takılıp kalacak olursanız bu sizi bitirir. Kaybettiğimiz arkadaşlarımıza, sağlık sorunlarını yaşayan arkadaşlarımıza bakınca tek düze bir yaşam oluşturduklarını, işlerinde tek düze yerlerinde saydıklarını görüyoruz. Böyle yaşamamak gerekiyor, mesela ben her dağcılık etkinliğinden döndüğümde kendimi yenilenmiş olarak, bam başka bir kişi olarak buluyorum. Emekliye ayrıldıktan sonra da bu farklı uğraşlarla yaşamıma devam ediyorum. Şimdi yaşamsal değerlerimin daha iyi olduğunu görüyorum.

Muhasebecilik çok renkli bir meslek, tabi kendiniz de renkli olmanız gerekiyor. Bir muhasebeci iyi bir planlama yapmalı, güncel gelişmeleri yakından takip etmeli ve dikkatli olmalı. Muhasebecilik tabi her işte olduğu gibi istikrarlı bir sabır istiyor. Ben meslek hayatım içerisinde aynı günde Bakanlar Kurulu kararı ile iki farklı işlem yaptığımı bilirim. Muhasebe işi yapan meslektaşlarımızın müşterileri ile iletişimi kuvvetli olmalı. İşletmelerin de muhasebeye hayati önem vermeleri gerekir. Hal böyle mi? Maalesef değil! Bakıyoruz büyük büyük işletmelerin muhasebe bölümleri, işletmelerin en kuytu köşelerinde geri plana atılmış. Bu böyle olmamalı. İşletmeler tüm sorunlarında en son muhasebeciye gelir ve sorarlar. İşetmeler “Yandım anam” türküsü söyledikleri an bize gelir ama iş işten geçmiş olur. Müşterilerimle beraber büyüdüm. Bunu tercih ettim. En son işi bıraktığımda ağlayarak ofisten giden insanlar oldu. Yatağan’dan işini taşıyıp ardımdan Milas’a gelenler oldu. Bizim tecrübelerimizi, yönlendirmelerimizi gerçekleştiren işletmelerin kazandığını gördük.”

20200917_osman_kara_2_2fb4d.jpg