'Salgın sürecini yönetemiyorsunuz'

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nin Milas Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirdiği basın açıklamasında, sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlar gündeme getirildi. Açıklamayı yapan Uzm. Dr. Süleyman Koç, salgın sürecinin yönetilemediğini öne sürerek, “Suçu vatandaşa, yükü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yıkanlara tarihsel sorumluluklarını yılmadan her gün hatırlatmaya devam edeceğiz!” dedi.

20200917_saglik_manset_f64e6.jpg

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nin Milas Devlet Hastanesi başhekimlik önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasına; CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban, Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Belediye Meclis Üyeleri, ADD Başkanı Mehmet Ateş, İşçi Partisi ve HDP temsilcileri, Sağlık Emekçileri Sendikası temsilcileri, doktorlar ve sağlık çalışanları katıldı.

Pandemi döneminde hayatını kaybeden sağlık çalışanları için bir dakikalık saygı duruşunun ardından, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi adına basın açıklamasını okuyan Uzm. Dr. Süleyman Koç, “Sadece hekimler ve sağlık çalışanları değil, babalarımız, annelerimiz, kardeşlerimiz ölüyor. Daha çok olduğunu bildiğimiz ama resmi olarak açıklanan rakamlarla dahi her gün 50 yurttaşımız, önlenebilir bir hastalık olan COVID-19’dan hayatını kaybediyor.

COVID-19 Salgın sürecinin bilimsel yöntem, şeffaf veri ve ilgili tüm kesimlerin katılımı ile etkin ve koordineli bir anlayışla yönetilmesini istiyoruz. COVID-19 salgın sürecinin bugüne kadar ki yönetiliş biçimini yetersiz ve kaygı verici buluyoruz.” dedi.

Açıklamasında, sık sık “Yönetemiyorsunuz Tükeniyoruz” vurgusu yapan Koç, ülkeyi yöneten yetkili kişi ve kurumlardan salgın tedbirleri, salgın bütçesi, salgın koordinasyonu, salgın planlaması konusunda acil, kapsayıcı ve inandırıcı program açıklamalarını beklediklerini dile getirdi.

Ülkenin en önemli ve gerçek gündeminin COVID-19 salgını olduğunun kabul edilmesini ve ülkeyi yönetenler başta olmak üzere tüm kişi ve kurumların bu gerçekliğe uygun tutum almasını istediklerini belirten Koç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“TBMM’ni açılmasını beklemeden bütün partilerin COVID-19 salgını konusunda işbirliği ve  koordinasyon sağlamak üzere bir araya gelmeleri için çağrı yapıyoruz. TTB olarak uzmanlık dernekleri ile birlikte COVID izleme heyetimizin birikimini  ve önerilerimizi paylaşabileceğimiz bir zeminin oluşmasını,  ülkeyi yöneten hükümetin bu konuda çağrıcı olmasını istiyoruz. Sağlık Bakanlığı’nı başta TTB olmak üzere bütün sağlık meslek odaları, sağlık sendika ve dernekleri ile birlikte “COVID-19 işbirliği ve ortak çalışma meclisi” oluşturmasını talep ediyoruz. Hiçbir salgın vatandaşların bireysel çabalarıyla önlenemez. Bireysel tedbirler merkezi ve kapsamlı bir irade ve güven verici kararlarla birlikte uygulandığında anlamlı olur. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı il Hıfzıssıhha kurullarını işlevli kılmalı, başta Belediyeler ve kent konseyleri olmak üzere işçi-memur sendikaları, hemşeri – köy derneklerinden, kültür sanat dernek ve vakıflarına kadar bütün demokratik kitle örgütleri ve  sivil toplum kuruluşlarını sürece katmalıdır. Hekimler ve bütün sağlık çalışanlarının ölüm – kalım savaşına dönüşen COVID-19 mücadelesinde  yalnız bırakılmayacaklarını, korunacaklarını, bu insanüstü çabaların farkında olunduğunu gösterecek; maddi ve manevi olarak destekleyecek, hastalanan ve vefat eden arkadaşlarımızın “meslek hastalığı” tanımını kabul edecek Sağlık Bakanlığı ve hükümet tutumu istiyoruz. Yıllardır dillendirdiğimiz ve AKP hükümetlerinin “Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile cisimleşen; sağlıkta özelleştirme – performans sistemi ve kamu özel idaresi odaklı milyarlık kiralara neden olan “şehir hastaneleri”nin COVID-19 salgını ile insanı değil sermayeyi ve karı öncelediği görülmüş oldu. Sağlıkta dönüşüm programı yarattığı tüm sonuçları ile birlikte iptal edilmeli, salgın biliminin öngördüğü üzere kamusal bir sağlık programı hayata geçirilmelidir.  “Koruyucu hekimlik –sağlık” hizmetlerinin öncelenmesi  geçmişte kalmış bir nostalji değil, bugünün ve geleceğin sağlık perspektifidir. İlk adım olarak birinci basamak sağlık hizmetlerinin kamusal bir perspektifle yeniden düzenlenmesini, Aile Sağlığı Merkezleri’nin varlığı ve çalışanları ile birlikte kamu sağlık merkezi olarak tanımlanmasını ve acil olarak tüm ASM binalarının kamu eli ile temini ve onarımı ile ek sağlık personel ataması yapılmasını istiyoruz. Salgının yaygınlaştığı ve uzun süreceğinin yadsınamaz hale geldiği bir dönemde hekimler ve sağlık çalışanlarının çalışma sürelerinin 6 saate indirilmesini, dinlenme yer ve zamanlarının pandemi göz önünde bulundurularak yapılandırılmasını ve yeterli sayıda kişisel koruyucu ekipman sağlanmasını, bu hususta hiçbir aksama yaşanmamasının sağlanmasını istiyoruz. Çalışma yaşamı, ulaşım, eğitim başta olmak üzere toplu bulunma ortamlarına dair insan yaşamını önceleyen, insan emeğinin değerini koruyan yasal ve idari düzenlemelerin hak kaybı yaratmadan ve en dezavantajlı, yoksul kesimleri - emekçileri gözeterek ivedilikle yapılmasını bekliyoruz. Bu adımları atmayanların, COVID-19 salgını ile mücadeleyi gerçekler üzerinden, olağandışı durum tanımıyla ve bir seferberlik ruhuyla karşılamayanların;  suçu vatandaşa, yükü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yıkanların tarihsel sorumluluğunu her gün ama her gün hatırlatacağımızı buradan ilan ediyoruz. COVID-19 salgını mücadelesinde başarı; akıl ve bilim esas alınarak, gerçekleri konuşarak, filyasyon ve test süreçlerini çok iyi yöneterek, tedavi ortamını iyileştirip, sağlık çalışanlarını motive ederek sağlanır. Salgının yaygınlaştığı, 8 günde 8 hekimin hayatını kaybettiği, herkesin kendisi ve bütün yakınları için sürekli tedirgin olduğu bir süreçte herhangi bir başarıdan söz edilemez.”

“SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ÖNEMLİ BİR KISMI DÖNER SERMAYE ALAMADI”

27 yıllık uzman hekim olarak aldığı maaşın 4 bin 700 lira olduğunu, emekliliğe yansıyan miktarının bu miktar olduğunu söyleyen Koç, “Sağlık çalışanlarının hepsi çok mutsuz çalışıyor. Çünkü ölüyorsun ölüne sahip çıkan olmuyor, çalışıyorsun emeğin değeri görülmüyor. Geçici görevlendirmelerle başka yerlere gidip gelmeye devam ediyoruz. Milas inanılmaz bir şekilde korunmuyor. Bizim tek hekimimiz buradan alınıp Yatağan’a veriliyor. Bunu hiç kimse, sağlık yöneticileri siyasiler bunu düzeltmek için çaba göstermiyor.” diyerek, sağlık çalışanlarının ekonomik olarak da kötü durumda olduğunu ifade etti.

Sağlık çalışanlarının hakları verilmediği takdirde mücadelenin boyunlarının borcu olduğunu belirten Koç, doktorların görevlerinin başında olduğunu ama mücadelenin de devam ettiğini söyleyerek açıklamasını tamamladı.

CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban ve Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, açıklamanın ardından sağlık çalışanlarıyla görüşerek, “Sizlerin emeğini ödeyemeyiz. Ancak her zaman yanınızda olduğunumuzu bilmenizi isteriz.” diye konuştu.

20200917_saglik_3_180e3.jpg

20200917_saglik_4_a20c7.jpg

20200917_saglik_5_6e0eb.jpg

20200917_saglik_6_feea2.jpg