Advert
Advert
YETER UYUMAYIN!
Kemal ÖZCAN...

YETER UYUMAYIN!

Bu içerik 203 kez okundu.

Evet ziller çaldı okullar açıldı..

Yeni bir eğitim öğretim yılı daha başladı..

Bir anne Beşiktaş sokaklarında elindeki kırmızı tişörtle bağırıyordu.

Sesi kısılana kadar, boğazı kuruyana kadar feryat ediyordu.

‘Ey vatandaş 5 liralık tişört 50 lira. Yeter uyumayın!’

O ‘uyumayın’ diye bağırırken, isyan ederken yanından geçen insanların hiç umurlarında değildi.

Ne garip bir ülke olduk.

İnsanlar boşuna cinnet geçirmiyor bu ülkede.

Susamam şarkısında da dediği gibi.

‘Sen keyfine gelip yattığın için, duymadığın için bu düzen böyle.’

Millet durup da bu kadın ne kadar doğru söylüyor diye dönüp bakmıyor bile.

O annenin cesaretine ve öz güvenine hayran kaldım, dilerim herkese örnek olur.

Çocuğuna okul forması alan bir annenin isyanına şahit olduk.

Eğer dipten bir dalga gelecekse işte böyle gelecek.

Hem kıyafeti zorunlu tutacaksın hem de fahiş fiyatlara vatandaşı kazıklayacaksın.

Hala okullarda kayıt parası ödemeyin diye sözüm ona halkı bilinçlendirme duyuruları yapılıyor.

Milli Eğitim Bakanı ‘sakın ha kayıt parası ödemeyin’ diye gururlanıyor.

Zaten artık kimse de kayıt parası adı altında para istemiyor.

Artık katkı payı var, bağış rica etmek var,

Bu adaletsiz ve soyguncu sisteme karşı insanlar ağzını açamazken,

sus pus olurken kendini meydana atarak tepkisini cesurca gösteren bu anneye helal olsun!

Çocuğunun okulundan anlaşmalı bir mağazaya yönlendirilen ama 5 liralık tişörte 50 tl istenince,

bunu kendine yediremeyen bir anne sokağa çıktı ve isyan etti.

Çığlık attı ama bu çığlığı çığa dönüştüremedik.

O mağazayla anlaşma yapıp insanları mecbur bırakanlar eğitimci değil birer soyguncudur.

Ertesi gün gazeteler anneyi ‘çıldırdı’ diye tanımladılar.

Oysa çıldırmak değil başkaldırmaktı bu.

Bu soygun düzenine karşı çıkmaktı.

Sözde kayıt parası alınmayacak ama bir tişört 50 liraya alınacak.

Eğitim sisteminiz batsın sizin!

Çocuklarına kıyafet alamadığı için intihar eden anne babalar var bu ülkede.

Okulları ticarethane, öğrencileri müşteri olarak görüyorlar.

Eğitimde fırsat eşitsizliği had safhada.

AKP 14 yıl boyunca elindeki soruları çaldırdı..

14 yıl boyunca soruları çalmalarına gerek yoktu,

zaten soruları bu adamlar hazırlıyordu.

Buna çalmak mı yoksa al gülüm ver gülüm mü denir bilemedim?

Aslında kimi suçlayacağıma bir türlü karar veremedim.

Aşağı tükürsen AKP, yukarı tükürsen cemaat hesabı.

Hadi bir kere, iki kereyi anlarım da 14 yıl soru çalınması ne demek ya?

14 yıldır bu vatanın evlatlarının geleceğini ve yıllarını çaldılar..

Binlerce kişinin hakkı yendi ve buna alenen göz yumuldu.

Mesela 2011 yılında yapılan YGS sınavı..

Göstere göstere şifre yaptılar.

1.7 milyon kişi bu sınava girdi.

O laikçi, hain, terörist zart zurt dedikleri insanlar bunlara kıyamaz, kıyamadı da zaten.

Ancak siyasal İslamcı zihniyet 1,7 milyon gencin geleceğini belirleyecek sınava şifre koydu acımasızca.

ÖSYM başkanı Ali Demir’in şifre yok açıklamasına bütün devlet erkanı tatmin oldu.

Ali Demir sınavda önce şifreleme yok dedi.

Daha sonra şifre var fakat kopya yok diye bir açıklama yaptı.

Devlet erkanı gene tatmin oldu.

Yıllarca Fetö’ye sınav sorularını güya çaldırıp,

O IQ’su düşük çocuklarını tam puanlarla en iyi üniversitelere yerleştirdiler.

Çalıntı sorularla en iyi üniversitelere yerleşen bu IQ’su düşük çocuklar,

daha sonra önemli mevkilerde bürokrat oldular..

Hakim oldular, savcı oldular, subay oldular, doktor, avukat, genel müdür oldular..

Oldular da oldular..

Ya Fetö dershanelerine gitmeyen, abilerin ablaların tezgahından geçmeyen çocuklara ne oldu?

Kendi halinde olan ve kimsenin adamı olmayan o gençlere ne oldu?

İşte o soruları çaldığınız 14 yıl var ya bu gençlerin en önemli zamanlarıydı!

Sorular ve cevaplar namazında niyazında görüntü sergileyen din tacirlerine servis edildi.

Bir Allah’ın kulu çıkıp da, ’ya arkadaş bu kul hakkına girer.

Çalışıp çabalayan insanların emeğine yazıktır, günahtır’ demedi.

Yapacak bir şey yok!

Lanet olsun tenceresini başkasının aşıyla kaynatanlara...

Ellerine cevapları verdiler ona rağmen 1-2 soru da yanlış yapayım da anlaşılmasın demediler.

Ful çektiler.

Soruları çalıp, yüksek puan alanlar devletin en iyi kadrolarına atanırken,

o kadroya atanma hakkına asıl sahip olan,

fakat önündeki yüzlerce ful yapan kopyacı yüzünden çok daha vasat bir kadroya atanan,

ve o kadroda ömrü çürüyecek olanların hakları nasıl iade edilecek?

Peki ya hiç atanamayanlar?

Ya atanamayıp da işsizlikten intihar edenler?

Cemaat devlete sızmadı, böyle böyle devlet cemaate teslim edildi.

Soruları çalan veya çaldıran kişiler hakkında ne yapıldı?

‘Kandırıldık, Allah affetsin!’ deyip işin içinden çıktılar..

Tek çalınan sorular olsaydı keşke, kaç hayat çaldılar, kaç hayal çaldılar?

Bu cemaatçi kadrolar zamanla devlet içerisinde,

başka bir devlet yapılanması oluşturacak kadar bir güce sahip oldu.

Bunların büyük çoğunluğu uzun süre sessiz kalıp,

darbe başarısız olunca deli danalar gibi bağıra bağıra demokrasi nöbeti tuttular.

AKP'li numarasına yattılar.

Can ciğer kuzu sarması olanlar gün geldi,

pastayı paylaşamadılar, kavga ettiler.

Ne istedilerse verdiler, hatta rütbeyi ve her türlü silahı ve mühimmatı da verdiler ama yeterli gelmedi.

Besleyip büyüttükleri, devleti teslim ettikleri ülkeyi de yönetmeye talip olunca ortaklık bozuldu.

O beraber yürüdükleri yollar, o beraber ıslandıkları yağmurlar mazi de kaldı.

Evet iktidar nimetlerini paylaşamadılar, kavga ettiler.

15 Temmuz tarihi her şeyin önüne geçti.

Konuyu neden buraya getirdiğimi düşünenler olabilir.

Çünkü her şey o 14 yıl çalınan sınav sorularında gizli..

Çünkü her şey o çalınan sınav sorularıyla, verilen şifrelerle başladı.

İnsanlar hak etmedikleri mevkilere, makamlara emek harcamadan çok kolay sahip oldu.

Onlar bunu yaparlarken, iktidardakiler de göz yumdu.

Velhasıl dostlar bizim eğitim sistemimiz çalma çırpma üzerine kurulu.

Bir anne sokaklarda bağırıyor,

‘Ey vatandaş 5 liralık tişört 50 lira. Yeter uyumayın!’

Hiç kimsenin umurunda bile değil.

Maalesef yavaş yavaş kaynatılan kurbağalara döndük!

Atatürk yıllar önce sanki bugünleri görmüş gibi şöyle demiş.

‘Konu vatanı paylaşmaya gelince, birbirlerine düşeceklerdir’

Yeri gelmişken bir Hadis’ten de örnek vereyim,

‘Kim bir kul hakkı yemiş ise kardeşi ile helalleşsin.

Çünkü kıyamet günü dirhem de geçmez, dinar da.’

Kul hakkı kim, bunlar kim?

Hakkını yediğiniz insanlar size haklarını helal edecek mi sanıyorsunuz yoksa?

İşte buna kargalar bile güler!

Bu hesap mahşere kalmaz ama ben gene de ileneyim de belki inançlarınız depreşir.

Yediğiniz haklar alayınızın gözüne dizine dursun!

Haram, zehir, zıkkım olsun!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-30/09/201

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500