Advert
Advert
GERİ DONÜŞÜM, MUHTEŞEM OLACAK!
Hüseyin DAMGALI...

GERİ DONÜŞÜM, MUHTEŞEM OLACAK!

Bu içerik 820 kez okundu.

Şimdilerde güzel moda oldu. Marketten tek kullanımlık poşet almayalım. Camları ayrı, tenekeleri ayrı biriktirelim. Kâğıt zaten bambaşka yerde geri dönüştürülecek. Oysaki benim küçüklüğümde, biz çarşıya pazara çanta ile çıkardık. Pazarcının öyle bol bol naylon poseti olmazdı. Muhtemelen daha eski kuşaklarda hiç yoktu. Kimilerinin tekerlekli pazar arabaları vardı. O arnavut kaldırımı sokaklarda takır tukur ilerleyen… Şimdilerde sadece havaalanlarında görüyoruz öyle çekçekli çantaları.

Benim ilk hatırladıklarımdan birisi, önce cam şişelerde satılan meyve suları ve gazlı içeceklerin yerini plastik şişeler almıstı. Eminim nasıl da gozünüzün önüne geldi o mesrubatlar, tadı damagınızda, kokusu içinizde tahmin edebiliyorum. Sağlığa zararlı olduğunu söyledikleri kola bile cam sişede satılırdı. Sonraları günlük hayatımızda kullandığımız pek cok şey birer birer evrimleşirken, yerlerini petrol türevi kaplar almaya basladı. Plastik sişelerden tutun da, oyuncaklara; naylon poşetten tutun da kaşık catala varıncaya kadar. Tüketmek, daha fazla tüketmek, hunharca, gerekli ya da gereksiz, faydalı ya da değil sadece tüketmek…

Bunun sonucu bir gün pazara, markete hazır gıdalar gelmeye başladı ve bu sağlıksız şeyleri tüketmek bir gösteriş konusu oldu. En sağlıksızını tüketiyor olmak, bir sınıf yukarıda olmak gibiydi ya da oyle gösterildi. O sağlıksız şeyler daha pahalıydı. Televizyonda izlerken ağzımız sulanırdı sevdiğimiz sanatcıları, politikacıları, sporcuları. Magazin programlari onların yediği içtiği sağlıksız şeyleri bize mükemmel şeylermis gibi göstermekle meşguldüler...

Peki ya simdi?  Aynı kesim bugün boy boy organik ürün derdine düşmüş ama bu sefer de üretici mi kalmamış ne olmus yurt dışından mı geliyormus! Evet bir de bu kelime girdi hayatımıza “Organik”. Ne güzel doğal beslenirken önce doğal olandan vazgeçirilip sonra da doğala en cok benzeyene, organik şeyler yemeye basladık. Durduk yerde iş aldık basımıza! Bu doğala en yakın ürünleri belgeli hale getirdik ve adına da organik sertifikası dedik. 

İyi güzel de ne yitirilen-kaybedilen tohumlar var artık ne de toprak eskisi gibi sağlıklı… Hadi tohumu bulduk, araziyi de ayarladık peki eski böcekler, arılar, yılanlar?  Gecen bayram koyde otururken babam eskiden akşam lambayi yaktigimizda kokarca dediğimiz - inkar etmeyeceğim, gelmesinden de hoslanmadığım -  o yeşil böceğin ışığı gördüğü yere doluştuğunu ama artık bir tane bile göremediğini anlattı. Sizler de hatırlayacaksınız o güzelim Milas havasını balkonunuzda içinize çekerken ısığın etrafında dönen türlü türlü sinekler, böcekler olurdu. Nerede simdi onlar?

Kullanılan tonlarca kimyasallar neslini tüketti pek çoklarının. Bizim sinek - böcek dediğimiz her canlının ekolojik döngü içerisinde yeri vardı oysaki. Bu aralar yine gündemde çok kalanlardan birisi de arıların önemi, bitkilerin döllenmesi konusunda ne kadar ciddi bir rol oynadıkları vb.  Milyonlarca yıllık döngüyü bozduk. En belirgin örneği önce kuş gribi dedik, tüm tavukları imha ettik, sonra millet parazitten, keneden yakınır oldu.  

Hani konumuz geri donüşüm ya, iste demeye çalıştığım geri dönüstürülemez bir şekilde zarar verdik doğaya. Yani kendimize… 

Ah su zamanı bir geri alma şansımız olsa! Yani geri dönüşüm gerçekten var olsa! Muhteşem olacak! 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nevzat Damgalı     2019-09-19 Eline kalemine sağlık
GİZLİ HAYRAN     2019-09-19 Yazılarınız mükemmel , okumadan yatağa giremiyorum valla. Daha sık yazmanız ümidiyle.