Advert
Advert
MUHAFAZA-KAR
Kemal ÖZCAN...

MUHAFAZA-KAR

Bu içerik 280 kez okundu.

Bugün muhafazakarlıktan bahsetmekistiyorum..

Çünkü bu sözü yanlış telaffuz edenler çoğunlukta.

Muhafazakarlık ülkemizde tümüyle yanlış anlaşılan bir kavram.

Muhafazakar denince çoğumuzun aklına tesettür, namaz, oruç filan geliyor.

Muhafazakarla, AKP’linin aynı şey olduğunu düşünmek,

dindarımuhafazakar zannetmek çok büyük bir yanılgıdır..

Peki öyleyse nedir bu muhafazakarlık?

Muhafazakarlığın temelinde adından da anlaşılacağı üzere muhafaza etmek vardır.

Tutuculuk vardır.

Mevcudu muhafaza etmekten, mevcudu korumaktan türemiştir.

Mevcut değerlerin korunması gerektiğini savunan görüştür.

Muhafazakarlığı bir futbol maçı olarak düşünürsek defansta kalıp savunma yapmaktır.

Muhafazakarlık bir ideoloji değil, bir tavırdır.

Muhafazakarlık geçmişten değil, gelecek korkusundan kaynaklanır.

Sağ, sol, din, mezhep ve milliyeti ayrımı yapmaz.

Hepsinin içinde bulunur.

Ha dini muhafazakarlık var mı?

Var tabi.

Dini muhafazakarlık,günümüzdeihale kovalayanların,

yalancıların, hak yemekten imtina etmeyenlerin kullandığı bir araçtır.

Ülkemizde başörtüsüne sıkıştırılmış durumdadır.

Kadın başını örtmüşse muhafazakardır, örtmemişse laiktir anlayışı hakim.

Yıllarca‘hem laik, hem Müslüman olunmaz!‘diyen siyasalİslam’ın eseridir bu.

Aslına bakarsanız AKP muhafazakar bir parti değildir.

Muhafazakar bir parti‘Yeni Türkiye’ demez.

Eskisini savunur, onu muhafaza etmeye çalışır.

Halbuki bu muhafazakarların muhafaza ettiği tek şey kendi çıkarlarıdır.

Ben bunlara muhafaza-kar diyorum..

Anlamıkar'ını muhafaza eden demek.

Son on yedi yıldır kar’ınımuhafaza etse de,

AKP muhafazakarbir parti değildir.

Günümüzün en büyük muhafazakar partisiCHP’dir..

AKP ise Cumhuriyete ait kurumların hepsini sattığı,

ve devlet geleneğini yok ettiği için muhafazakar değildir.

Yani mevcudu muhafaza etmemişlerdir.

Her nesil kendinden bir sonraki nesil için muhafazakardır.

Kendisinin sahip olduğu, ‘içinde yaşadığı değerleri gelecek kuşaklara dayatan’dır.

Anasından babasından gördüğünü en doğru kabul edip değiştirmek istemeyendir.

Mutlakamevcut düzenden besleniyordur..

Hükümetin bütün yaptıklarına ‘vardır bunda da bir hayır’ diye bakmakda muhafazakarlıktır.

Ya da ‘Cumhuriyetimize sahip çıkıyoruz’ demek de.

Türkiye’de kendisini muhafazakar olarak ifade edenler çoğunlukta.

Ancak bu muhafazakarların partisi yoktur.

Onların muhafazakar duygularıyla oynayan partiler vardır.

Bunlar dünyanın, zamanın ve yaşayanların geçirmekte olduğu evrimden habersizdirler.

Sarık kaldırıldığında yerine kullanılan feslere,

fes kaldırılınca yerine getirilen şapkaya karşı çıktılar.

İnançları, tutumları, töreleri eleştirildiğinde saldırganlaşan,

fakat kendilerinden farklı her türlü inancı, töreyi, geleneği,

yeniliği eleştirirler ve hatta farklılığa zorbalık gösterirler.

Toplumsal bilimin evrenselliğini reddederler.

Sözcüğün ‘muhafaza’ kısmı Arapça, ‘kar’ kısmı ise farsçadır.

Tutucu manasına gelmektedir.

Var olan şeyleri koruyan, muhafaza edendir.

Mesela, kurtuluş savaşı sırasında padişahlığı korumak, halifeliği korumaktır muhafazakarlık.

Ampul icat edildiğinde, gaz lambasını korumaktır.

Otomobil bulunduğunda, at arabasını korumaktır.

Traktöre karşı elde övendire öküzü korumaktır.

Televizyon bulunduğunda, ‘şeytan icadı’ demektir.

Osmanlı matbaaya direndi, sanayi devrimine direndi ama bugün tarih oldu.

Ancak ne yaparsak yapalım evren daima bir evrim içerisindedir.

İnsanlar eskiyi muhafaza ederek evrime direnemezler!

İnsanoğlu mağaralardan bugüne eskiyi muhafaza ederek gelmedi.

İstese de edemez, çünkü değişim mutlaktır.

Muhafazakarlar süreci ancak zigzag yaptırabilir, yavaşlatabilir,

ve hatta geçici olarak geriye doğru götürebilir,

amaeninde sonunda ileriye doğru bir değişim kaçınılmazdır.

Avrupa'nın en muhafazakar ülkesi İngiltere'dir.

Sembolikte olsa hala kraliyet var.

Sürekli sistem değiştiren sürekli geçmişiyle uğraşan Türkiye ise muhafazakar falan değildir.

Hiç gerek olmamasına rağmen anayasa değişti bu ülkede.

Anayasa muhafazakar olmayan ülkelerde bile çok zor değişir.

Mesela muhafazakardediğimizİngiltere'de anayasa hiç değişmemiş.

Biz canımız sıkıldıkça sistem değiştiriyoruz.

Özellikler eğitimde sınav sistemi her yıl değişiyor.

Neremiz muhafazakar bizim, neyi muhafaza ediyoruz?

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adı altında nereye gideceği belli olmayan bir sistem getirdik.

Her şeye rağmen hepimizin içinde  bir parça muhafazakarlık vardır.

En radikal devrimciler bile devrimin ertesi günü muhafazakar olur çıkarlar.

Bütün evren sürekli değişirken ve bütün canlılar bu değişime ayak uydurmak için dönüşürken,

muhafazakarlık aynı kalmaya, mevcut durumu muhafaza etmeye çalışıyor.

İlk çağlardan beri toplumların nereden gelip nereye gideceklerini bilirim.

Bir zamanlar mağaralarda yaşarken bugün bilgisayar teknolojisi,

robotlar varsa, uzaya yolculuk yapılıyorsa,

ve yakında uranyum başlıklı füzelerle yapılacak savaşlar başlayacaksa demek ki evrim varmış.

Belki bizler ağaçlardan ormanı göremiyoruz ama tarihin çarkı tıkır tıkır işliyor.

Ezilen halklar, ezilen sınıflar birgün yeryüzünden emperyalist sömürüyü,

sınıfları ve sınırları ortadan kaldıracak.

Farkında olmadan sınıfsız bir topluma doğru evriliyoruz.

Bu gidişatın farkında olanlar yok mu?

Emperyalistler sonlarının farkında.

Üretim araçlarını baskı ve sömürü aracı olan devlet aygıtı sayesinde elinde bulunduranlar bunun farkında.

Mümkün mertebe muhafazakarlar sayesinde eskiyi, mevcudu muhafaza etmeye çalışırlar.

Mevcut durumu aynen korumak üzerine bir ideoloji olmaz.

Tarih sınıflar savaşımından ibarettir.

Emperyalistler muhafazakarlar üzerinden mevcut çıkarlarını koruyup,

muhafaza etmeye çalışsalar da,

bir gün mutlaka bu savaştan ezilen sınıflar galip çıkacaktır.

Her türlü muhafazakarlığa rağmen.

Bu konuda en ufak bir tereddüdüm yok.

Diyalektik ve tarihsel materyalizm diye bir olgu var.

Her şeyin doğduğu ve geliştiği ve bazı şeylerin de parçalanıp öldüğü sürekli bir hareket,

ve sürekli bir yenilenme ve gelişme halinde olduğunu görüyoruz.

Toplumların gelişme tarihi her şeyden önce, üretimin gelişme tarihi,

yüzyıllar boyunca birbirini izleyen üretim biçimleri tarihi,

üretim güçlerindeki ve insanların üretim ilişkilerindeki gelişmenin tarihidir.

Üretici güçler yani emekçiler muhafazakar değil, devrimcidirler.

Onlar bu emperyalist-kapitalist sömürü sisteminin mezar kazıcısıdırlar.

Mezar kazanlar dün kölelerdi, köylülerdi,

bugün işçi sınıfıdır!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-07/06/2019

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500