Advert
Advert
‘ARKANIZDA BEN VARIM!’
Kemal ÖZCAN...

‘ARKANIZDA BEN VARIM!’

Bu içerik 592 kez okundu.

AKP’li Cumhurbaşkanı geçtiğimiz gün Memur-Sen’in kongresinde konuştu.

CHP’nin kazandığı belediyelerde çalışanlara akıl veriyor.

‘Sizi memuriyetten atamazlar!’ ,

‘657 kanunu ile korunuyorsunuz’ diyor.

Sendika değiştirmeyin anlamına gelen açıklamalar yapıyor.

‘Sizi memuriyetten atamazlar, 657 kanunu ile korunuyorsunuz.’ derken,

şimdi adamlar kazandı, ne olur ne olmaz diye sendika değiştirmeyin,

Memur-Sen’de devam edin işten mi atacaklar, anlamında söylüyor.

Daha dün herkesi çalışan yapıp,

657 güvencesini kaldırıp memurların görevden kolayca alınabilmesini sağlamak isteyen kimdi?

Bir yıl önce ‘bu 657 var olduğu sürece,

siz bürokraside arzu edilen türden köklü düzenlemeler yapamazsınız.

Sadece birini bir yerden alır başka bir yere koyabilirsiniz’ diyen ben miydim?

Bak bugün ne diyor?

657 sayılı yasa onları koruyormuş.

Bir Cumhurbaşkanı nasıl böyle bir şey diyebilir?

Hem de bir sendikanın genel kurulunda.

Açık açık bir sendikadan yana taraf olduğunu itiraf ediyor.

Malum sendika da onun arka bahçesi.

Hala milleti ayrıştırma derdindeler.

Yeter artık bir huzur gelsin bu ülkeye.

Dünyada bu kadar kavgadan, kaostan, huzursuzluktan hoşlanan,

başkabir muktedir var mı bilmiyorum?

Ardından ‘bu zulme seyirci kalamayız’ diye ilave ediyor.

Melih Gökçek göreve gelir gelmez işten attıkları,

Danıştay kararıyla geri dönünce onları KonyaCaddesi' ne,

8 saat gelip, giden araçları sayması için görevlendirmişti...

Bunu eleştirenlere pişkince, ‘ne var yani Ankara' nın trafik yoğunluğunu ölçüyorlar’ demişti.

O gün bu uygulamalar zulümden sayılmamıştı.

Yazık, çok yazık geldiğimiz noktaya bakın!

Partili dünya liderinin bu konuşması belediyelerde sadece partililere, yandaşlara kadro verildiğini,

kendilerine taraftar sendikalar oluşturulduğunun itirafı gibi olmuş.

Hadi bakalım ayıklayın pirincin taşını.

Dünya liderimiz diyor ki Memur-Sen’li memurlara,

‘Size bir şey yapamazlar, arkanızda ben varım’

Çok tehlikeli mesajlar bunlar.

Mağduriyet edebiyatı tam gaz devam ediyor.

Ekrem İmamoğlu zaten bu konuda belediyede normal pozisyonlarda,

kendi halinde çalışan hiç kimsenin isten çıkarılmayacağını defalarca söyledi.

Yalnızca herhangi bir yolsuzluğakarışanlar düşünsün demişti.

O halde neden böyle konuşuyor?

Siyasetçiler güç kaybettikçe, kondisyonu düşen futbolcu gibidirler.

Düşman yaratarak oy toplama konusunda uzmanlaşırlar.

Önce siyaseti Kürtler üzerine oynadılar, onların oylarını aldılar,

oylarını alamadıkları 7 Hazirandan sonra düşman ilan ettiler.

Bugün MHP üzerinden oynuyorlar.

Çıkarları çatıştığı gün onlar da düşman ilan edilecek.

Bir sonraki hedef 4 milyon Suriyeliyi Türk vatandaşı yapıp onları ipotekli oy deposu haline çevirmek.

Bana göre önümüzdeki 4 yılın ana gündem maddesi Suriyelilerin vatandaşlık işi olacak.

Son kozları bu!

Muhalefet Suriyelileri geri göndereceğini söylüyor ve yardımları kesiyor.

Dünya lideri ise Suriyelileri yedirip içirmeye devam edeceklerini söyleyerek,

Bolu belediye başkanına atıfta bulunuyor.

Mülteci olarak gelmeleri bir yana da, vatandaşlık niye veriliyor bilen var mı?

Vatandaşlık vermek bu kadar ucuz olmamalı.

İnsanın gidip Suriye vatandaşı olduktan sonra tekrar Türkiye'ye sığınmak isteyesi geliyor.

Kendileri yemeyi bir bıraksa, inanın bu ülkedeki herkesin karnı doyar.

Ancak şu bir gerçektir, ötekileştirme, düşman yaratma siyaseti iflas etmiştir.

Muhalefete yarıyor artık.

Toplumun bir kesimini kendi safında tutmak adına,

yeni ve hayali düşmanlar yaratma yönteminin dünya tarihinde örnekleri mevcuttur.

Tayyip Erdoğan devlet memurları kanunu kaldırmayı düşünürken, kanunun korumacılığından bahsediyor.

Ne oldu, 657 sayılı kanun şimdi kapı gibi mi oldu?

Ne diyor Tayyip Erdoğan,

‘Ne yapacak sana?

Seni makamından mı alacak?

Alsın, memurluktan atabilir mi?

Atamaz!’

‘Arkanızda kapı gibi Memur-Sen camiası var’

‘Biz hiçbir zaman yapılacak bu zulümlere tribünden seyirci olmayız’

'Haydi bakalım, sendikanı değiştir şuraya geç' diyenlere,

dik duruşluyla, diklenmeden yerini korumalıdır.’

İnsanı hayretler içinde bırakan açıklamalar bunlar.

Memur-Sen 2013 yılında işverenin teklifinden daha az artış isteyerek,

dünya sendikacılık tarihine geçmiş bir sendika.

AKP ile birlikte geldiler, onunla birlikte gidecekler.

AKP tarafından hormon verilerek büyütülen bu sendika,

bugün 1 milyonun üstünde bir üye sayısıyla en büyük yetkili sendika durumuna geldi.

Tayyip Erdoğan’ın bu sendikaya sahip çıkması boşuna değil tabi.

Daha önce Memur-Sen’in diğer sendikalardan farklı konumda yer aldığını söylemişti..

‘Milli iradenin yanında ortaya koyduğu kararlı duruşuyla da ayrıca takdiri şükranı hak ediyor.

2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimi krizinde AKP’nin kapatılma davasında,

yine memur sen hakikat mücadelesinin en ön saflarındaydı.

Yeni anayasa çalışmalarında çözüm sürecinde 17-25 aralık darbe teşebbüslerinde,

Memur-Sen yine mücadele safının en önündeydi.

Eğitimde 4+4+4 projesinin hayata geçmesinde,

kamuda görev yapan kadınlarımız baş örtü sorunlarının çözümünde,

sergilediği öncü rol ile Memur-Sen hakkın hakikatin adaletin yanında olduğunu gösterdi.

İmam hatip okullarının kat sayı mücadelesinde Memur-Sen onların yanında yer aldığını gösterdi.

İnşallah diyorum ki, artık katsayı kalktı, artık istediğiniz üniversiteye girecek,

ve oralardan istiklalimizin ve istikbalimizin nesli olarak yetişeceksiniz’

İşte bu sendikaya diyor ki, ‘korkmayın, arkanızda ben varım’

Yukarıdaki açıklamaları okuduğunuzda bu sendikanın üyelerinin hakkını, çıkarını değil,

AKP iktidarının çıkarlarını savunuyor.

Seçim sonrası sendika değiştirmeler başlayınca eriyeceklerinin farkına varmışlar.

CHP’li belediyelerde çalışanlar Tüm Bel-Sen’e geçiş yapmaya başladı.

Sendikacılığı bir partinin veya bir belediye başkanının himayesinde yapanların ömrü,

onların iktidardaki ömürleri kadardır.

Bu ömrü uzatabilmek onların iktidarda kalmalarına bağlıdır.

Gırtlağına kadar onlara hizmet eden politikaya batarsınız.

Sadece memur sendikalarında değil, işçi sendikalarında da arka bahçe olan sendikalar var.

Mesela Hak-İş AKP’nin arka bahçesidir.

DİSK ise CHP’ye arka bahçelik yapmaktadır.

Özellikle kamuda ve belediyelerde çalışan emekçiler üzerinde,

sendika tercihlerinde çok yoğun baskılar yapılıyor.

Kendi sendikalarını özgürce seçme hakları ellerinden alınmış vaziyette.

‘Arkanızda ben varım’ mesajı veren kişi de bunu biliyor.

İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinde çalışanların sendika değiştirmelerinden korkuyorlar.

Ne demişler, ne ekersen, onu biçersin!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-23/04/2019

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500