Advert
Advert
Advert
Yeni Zelanda Cami Saldırısı: Terör ve Radikalleşme
Erhan AYAZ...

Yeni Zelanda Cami Saldırısı: Terör ve Radikalleşme

Bu içerik 386 kez okundu.

İki haftadır yerel seçimlerle alakalı siyasal iletişim, algı yönetimi ve propaganda stratejileriyle ilgili yazılar dizisi kaleme almaktayım. Bildiğiniz gibi uzun zamandır yazmakta olduğum yerel gazetelerde genellikle küresel gündemdeki konuları ele alıyoruö. Yukarıda bahsettiğim siyasal iletişimle ilgili bu hafta da Emekli Büyükelçi Onur Öymen’in kitabından anekdotları sizlerle paylaşmayı planlarken Yeni Zelanda’da vahşice bir terörist saldırı yaşandı. Malumunuz uzun yıllardır küresel gündemin ilk sıralarında terör meselesi yer almakta. Hafızalarınızı biraz kurcalarsanız bu ve benzeri birçok saldırıyı hatırlayacaksınız, Brevnik’in Norveç’te çoğu çocuk 77 kişiyi öldürmesi, Fransa’da Charlie Hebdo saldırısı, Nice’te kamyonla gerçekleştirilen 84 kişinin öldüğü saldırı son iki yıl içinde yaşanan akla ilk anda gelen hadiseler. Aslında sorulacak soru, tartışılacak konu çok fazla var ki Samuel Huntington’un 1996 yılında yazdığı “Medeniyetler Çatışması” adlı eseriyle kavramsallaşan ve tarihi olarak Orta Çağ’a kadar uzanabilecek bir mesele; İslam-Hristiyan, Hilal-Haç, Doğu-Batı kavgasına kadar uzanan bir tarihi arka planı kuşkusuz bu kadar dar bir alana sığdırmak mümkün değil.

Meselenin günümüzdeki nedenlerine baktığımızda yine bizi çok katmanlı bir neden-sonuç ilişkisi bekliyor. Kapitalizmin ve küreselleşmenin tıkanmışlığı ve cevabına yeterli kaynakları bulamadığı sorunları, göç ve göç kaynaklı yabancı düşmanlığı, kültürel kodlar, siyasal arka plan ve popülizm (Düşünün ki faşizmin ne gibi sonuçlar doğurabileceğini bizzat yaşamış ve yaşatmış Almanya’da ırkı-Nazi partisi AfD (Alternative Für Deutschland) üçüncü büyük parti konumunda, Fransa’daki National Front, örnekleri her ülkeye göre sıralayabiliriz)  ve küresel siyasetin içinde bulunduğu dönüşüm meselenin makro ölçekteki analizinde düşünmemiz gereken hususlar.

Bireysel olarak ise terör saldırılarında kişilerin radikalleşme süreçleri kuşkusuz yukarıda bahsettiğim marko analizdeki nedenlerle paralel bir şekilde oluşmakta. Norveç’teki saldırıyı gerçekleştiren Brevnik ile Yeni Zelanda’daki saldırıyı gerçekleştiren Brenton Tarrant’ın internete koydukları manifestolarını incelediğimizde psikolojik olarak radikalleşme süreçlerinde tarihi, siyasi ve iktisadi birçok meseleyi kendi radikal süzgeçlerinden geçirerek yaptıkları analizle gerçekleştirdikleri ortada.  Brevnik 1979 doğumlu ve Norveç saldırısını gerçekleştirdiğinde 32 yaşındaydı, Tarrant da 28 yaşında, yani iki terörist de radikalleşmelerini küreselleşme çağı içinde yaşamış bireyler.

Aslında tüm sistemin bileşenleri olarak küreselleşme yolculuğumuz içerisinde bir kavşaktayız. Bu dönemde toplumları oluşturan bireylerin birçoğu olarak, insanların kimliklerini ön plana çıkardığı ve aslında o kimliklere sığındığı bir dönemden geçiyoruz. Bahsi geçen sığınma neticesinde ne yazık ki bu tip eylemlerle karşılaşmak durumunda kalıyoruz. Küreselleşmenin görece sağladığı refah döneminin sonlarına doğru geldiğimiz tarihin bu ilginç anlarında öngörülemezliğin de doğru oranda artıyor olması nedeniyle, radikalleşme eğilimi olan bireyler kendi yaşam alanları koruma altına almak düşüncesiyle kendi kimliğinden olmayan bireyler ötekileştiriyor, yabancılaştırıyor ve düşmanlaştırıyor.

Bu radikalleşmiş manyakların toplumlar içerisinde sayıları giderek artıyor ve “yalnız kurt” olarak tabir ettiğimiz terör yöntemini gerçekleştiriyorlar. Terör çalışmalarında uzun zamandır sıkça bahsedilen bu yöntemle –eylemlerin kolektif olmaktan ziyade bireysel eylemlere dönüşmesi yani herhangi bir terör örgütünün merkezinden alınmış bir emirle değil, kendine vazife edinmiş bir görevi yerine getirmeye inanmış teröristlerin gerçekleştirdiği eylemler- yaşamak beni gerçekten çok ürkütüyor. İstihbarat örgütleri ve güvenlik ilişkisi açısından kolektif eylemleri yakalamak, bireysel eylemleri yakalamaktan çok daha olasılık dahilindedir. Bu açıdan düşündüğümüzde ne yazık ki bu saldırı şeklinin yaygınlaşma potansiyelinin çok ciddi oranda mevut. Tabi son olarak değinmek isterim ki Brenton’un saldırıyı gerçekleştirirken canlı şekilde Facebook’tan yayınlaması da sosyal medya mecraları ve çeşitli bilgisayar oyunlarının gençler üzerindeki olumsuz etkilerine örnektir ki bu da uzunca ve detaylıca değerlendirilmesi gereken başka bir husustur.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500