Advert
Advert
Advert
EZAN VE BAYRAK DÜŞMANLARI
Kemal ÖZCAN...

EZAN VE BAYRAK DÜŞMANLARI

Bu içerik 168 kez okundu.

Geçtiğimiz 8 Mart akşamı kadınlar geleneksel gece yürüyüşü yapacaklardı.

Kadınlar bu yürüyüşü 17 yıldır yapıyor.

Toplandılar fakat polis bu yıl onların yürümelerine izin vermedi.

İstiklal caddesinde kadın hakları için bir araya gelen kadınlar,

Taksim’e yürümek isteyince polis biber gazı ve plastik mermilerle saldırdı.

Doğal olarak bu sert müdahaleye maruz kalanlar ıslıklarla protesto ettiler.

Ne yapsınlar gürültü çıkarmaktan başka silahları yok ki.

O ara ezan okunduğundan bile haberleri yoktu.

Tabi hemen siyasal İslamcı provokatörler sahneye çıktı.

Yandaş gazeteler ertesi gün ‘ezan ve bayrak düşmanları’ diye manşet attılar.

Tayyip Erdoğan mal bulmuş mağribi gibi,

meydanlarda ezana ıslık çaldığı iddia edilen kadınlara ‘saygısızlar, terbiyesizler’ diyerek,

onların arkasındaki güçleri bulmaya çalıştı.

Buldu da!

‘Ezana tahammülü olmayanlarla girdiğimiz bir seçim süreci yaşıyoruz’ dedi.

Gördünüz mü Cumhurbaşkanı konuyu nereye bağladı?

Netekim o konuştuktan sonra İstanbul’da cübbeli ve sakallı bir grup tekbir getirerek,

‘Ezana uzanan eller kırılsın’ diye bağıra çağıra yürüdü.

Öncelikle şuna bir açıklık getireyim.

İzlediğim videoda kadınlar polisi ıslıkla protesto ettikleri,

ve ‘yürüme hakkımız engellenemez!’ diye slogan attıkları sırada ezan başlıyor..

Yani ezan başladıktan sonra ıslık çalınmıyor.

Yukarıdan çekilmiş bir videoda ezan sesi duyuluyor,

ancak aşağıdaki insanların o uğultu içinde o ezan sesini duymaları mümkün değil.

Polis müdahalesi başladığı anda kadınlar yuhalamaya ıslıklamaya başlıyor,

tam o anda da ezan okunuyor, bütün mesele bu!

Seçim kazanmak için uydurulan ezan ıslıklandı yalanı tehlikeli bir kıvılcımdır.

Bu ülkeyi yakar, yıkar.

Zaten bunu iddia eden yalancılar özür dilemeye başladılar.

Yaşananlar ikinci bir Kabataş olayıdır!

Kabataş yalanı ne kadar büyük yalansa ezana ıslık yalanı o kadar büyük ve tehlikelidir.

Sevgili dostlar bu ülkede din istismarı ile oy devşirmek,

karganın ağzından peyniri almaktan daha kolay.

Mesela Kabataş’taki başörtülü bacı yalanını hatırlayın.

Hani üstleri çıplak erkekleri bacının üstüne işetmişlerdi.

Bebeğini yerlerde sürükletmişlerdi.

Sahi n’oldu o başörtülü kardeşimize, kamera görüntüleri nerede?

Hemen o Cuma günü görüntülerini izleyecektik,

aradan yüzlerce Cuma geçtiği halde ortada görüntü mörüntü yok!

Kabataş’ın başörtülü bir bacının fantezisi olduğu ortaya çıktı.

O başörtülü bacımız Bahçelievler belediye başkanı Osman Develioğlu’nun gelini çıktı.

Adı Zehra Develioğlu.

Başbakan Erdoğan onun nikahına katılmış, tanışıyorlar yani.

Neyse gelelim kadınların eylemine, epeydir böyle kitlesel muhalif bir eylem yapılmamıştı,

seçim öncesi bunu değerlendirmek lazımdı.

Polis kadınlara orantısız olarak saldırınca,

kadınlar polisin bu saldırısına alkışlarla protesto ettiler, slogan attılar, ıslıkladılar.

Ezan sesi ve camiler artık iktidarın kirli silahı olarak yine yeniden yerini aldı.

‘Camide içki içtiler’ sözünü yalanlayan caminin imamını sürdü bunlar.

Şimdi de ezanı ıslıkladılar yalanı ortaya atıldı.

Yalanı ortaya atanlar bir bir özür dilemeye başladı.

İftirayı atan yandaş kalemşör yanlış anlamışım dedi.

Ne güzel, seçim sürecinin ballı böreği, çıtır ekmeği bulunmuştu..

Geleneksel din elden gidiyor yaygarası yapacaklardı.

Artık AKP bu yalanla 10 yıl daha iktidarda kalabilirdi..

Bir yalanla bu seçimi de kotarabilirlerdi ama özür çok çabuk geldi.

Fıtratlarında ahlaksızlık olanların yalanlarına inananlara ne demeli?

Mehterci ahaber kanalı,

‘ezan başladığı halde ıslığı kesmeyenler konusunda işlem yapılacak mı?’ diye soruyor.

Kardeşim eylemlerde ıslık çalınır, slogan atılır, düdük çalınır, ses çıkartılır, çığlık atılır.

Islıkla protesto ederken ezanın okunmasıyla, ezanı protesto etmek içi ıslık çalmak arasındaki farkı,

idrak edemeyecek kadar dinci bir körlük yaşayanlar ülkemizin geleceği için en tehlikeli zihniyettir.

Ön yargı var ya şu ön yargı işte onu kıramıyoruz..

Ezan okunurken sussalar bile siyasal İslamcı güruh onlara mutlaka bir kulp takardı.

Biraz mağduriyet için, biraz daha fazla oy alabilmek için,

milleti birbirine düşürmek, kutuplaştırmak onların en büyük özelliğidir.

O denli vicdansızdırlar!

İktidarlarını ancak böyle koruyabiliyorlar.

Böyle yalan yanlış bir iddiayı ortaya atmak ahlaksızlıktır.

Bu ülkede yüz yıllardır minarelerden beş vakit ezan okunur,

kim ne zaman ezan okunurken protesto amaçlı toplanıp ıslık çalmış?

Ancak Ramazanda oruç tutmadığı için linç edilenler var,

şort giydiği için hastanelik edilen yüzlerce kadın var.

Bu zihniyet Sivas’ta Madımak oteline bir elinde benzin bidonları,

diğer elinde çakmaklarla acayip sesler çıkarta çıkarta yürüyen zihniyettir.

Dindar olmak o insanın iyi ahlaklı olduğunu göstermiyor maalesef.

Asıl ezan ve bayrak düşmanları bunları kendi çıkarları için istismar edenlerdir.

Ne güzel şovarlanıp gidiyorduk, bu kadınlar da nereden çıktı şimdi?

Her seçim öncesi neden yangın yerine döner bu ülke?

Devam eden bir eylem sırasında, okunmaya başlayan ezan sesinin duyulmaması gayet normal.

Kadınlar aşağıda bağrışırken, ezan okunuyor susalım deyip 3-4 dakika susmalarını mı bekliyorsunuz?

Hadi duydular diyelim sanki protestoyu kesecekler mi?

Ezanı ıslıkladılar diye iftira atmak sadece yalan değildir.

Bu iftira yalan değil bildiğin anayasal suç.

Halkı ayrıştırma, kin ve nefret suçu filan ne ararsan var içinde.

Bu iftirayı ortaya atanlar bir özürle olayı örtbas etmeye çalışıyorlar.

Ezanı değil de, ezanı riyakarca kullanan bu din tacirlerini ıslıklamadıkça bu ülke düzelmez!

Bu dinci güruh öyle tehlikeli ki, aynı anda tek taşla hem muhalefeti,

hem kadınları, hem insanların sokakta olma hakkını, hem de insanlara göz dağını vermeye çalışıyor.

Milletin hassasiyetinden oy devşiriyorlar.

Konya stadında Türkiye milli takımının istiklal marşından sonra,

Ankara patlamasında ölenler için durdukları saygı duruşunu hatırlıyor musunuz?

Ölen insanları ıslıkladılar, saygı duruşunu protesto ettiler.

İşte o ıslıklama bilerek, görerek, duyarak yapıldı.

Bırakın Müslüman olmayı insan bile olamaz bunlar.

Bakın ben size kendi yaşadığımızı anlatayım.

Tarih 15 Kasım 2000.

Yatağan’da özelleştirmeye karşı mücadele ettiğimiz yıllardı.

O gün santralin ihalesini alan firma temsilcileri gelmişti.

Tabi devletin robocop denilen silahlı güçleriyle beraber geldiler.

Giriş kapısında kurduğumuz barikata saldırdılar.

Bize ölümüne saldırdılar, darmadağın olduk.

İlerde tekrar toplandık ve  barikat dediğimiz etten duvar ördük.

Elimizde Türk bayrakları, Atatürk posterleri olduğu halde,

zaman kazanma maksatlı bir de istiklal marşı söylemeye başladık.

Daha tam ‘korkma sönmez’ bile diyemeden elimize ne bayrak kaldı, ne Atatürk posteri.

Dilimizde istiklal marşıyla bizi çiğneyip üstümüzden geçtiler.

Ellerindeki sopalarla haşat ettiler bizi.

Türk bayrakları ve Atatürk posterleriyle İstiklal marşı söylerken,

bizi çiğneyip geçen Robokoplar neden beklemediler?

Kutsallar onları bağlamıyor, sadece bizi bağlıyor.

Polisler ezan okunurken müdahale etmiyor mu?

Neyse dostlar iyi ki bunun bir provokasyon olduğu çok çabuk anlaşıldı.

Yoksa kadın derneklerine, feministlere fiili saldırılar başlardı.

Ellerinde palalarla eylemcilere saldıranları görürdük.

Durdan, çüşten anlamazlar çünkü.

Sanırım bu yalanı ortaya atan yandaş yazarlarda bunu düşünmüş olmalılar ki,

özür dilemek zorunda kaldılar.

Özürleri de kabahatlerinden büyük oldu maalesef.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-12/03/2019

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500