Advert
Advert
Advert
Trump‘ın Seçilmesi Popülizm ve 21.Yüzyıl Milliyetçiliğinin ABD’ye de Ulaştığını Gösteriyor...
Erhan AYAZ...

Trump‘ın Seçilmesi Popülizm ve 21.Yüzyıl Milliyetçiliğinin ABD’ye de Ulaştığını Gösteriyor...

Bu içerik 879 kez okundu.

Kuşkusuz şunu rahatlıkla söylemek mümkün ki küresel anlamda siyaset büyük bir çıkmazı aşmaya çalışıyor. Dünyanın birçok farklı coğrafyasında küreselleşmenin getirdiği eşitsizlikler 2008 mali krizinin ardından daha fazla hissedilir oldu ve seçmenler küreselleşmenin tıkanıklığına çare bulması için sistemin dışında değerlendirebileceğimiz yönde oy kullandılar. İngiltere’nin AB’den çıkışının olası hale gelmesini sağlayan BREXIT Referandumu, Kolombiya’da FARC gerillaları ile barışı sağlayacak anlaşmanın halk tarafından referandumda veto edilmesi, Macaristan’da çok güçlü bir otoriter lider olan Victor Orban’ın siyasetinin bir AB ülkesinde gerçekleşmesi, Fransa’da Front National ve Le Pen’in durumu vb. örnekler açıkça gösteriyor ki merkezde yer alan partilerden aşırı sağ partilere doğru kayan oy akışı dünyanın birçok farklı coğrafyasında seçmen tercihlerini belirliyor Trump tercihi ile bu eğilim ABD’yi de içine almış durumdadır.

Trump’ın seçilmesinin kendisi içinde sürpriz oldu fakat bu sürprizin mahiyetinin çokta büyük değil. Seçmenler anketörlerin sordukları sorulara -verecekleri oyun sistem tarafından genel kabul görmüş alanın dışında olmasının bilinciyle- belirsiz yanıtlar veriyorlar fakat sandığa gittiklerinde aşırı sağ partilere oy veriyorlar. Bunu ABD özelinde değerlendirdiğimizde sanayi üretiminin yüksek olduğu Büyük Göller Bölgesi’ndeki eyaletlerde küreselleşmenin kendilerini dışladığını düşünen eğitim seviyeleri hem kendilerinin hem de çocuklarının düşük olan ve bu eğitim noksanlığıyla çağın gereksinimlerinden yoksun oldukları için sistemin dışında kaldıklarını düşünenlerin Trump lehine oy verdiklerini görmekteyiz. Başka bir anlamda “Amerikan Rüyası”nın sonuna gelindiğini düşünen ve Demokratların adayı Hillary Clinton’un alternatif oluşturamaması nedeniyle oyunu Trump’a verenler seçimin belirleyicisi oldular.

 Trump dış politika anlamında çok net şeyler söylemedi. Daha doğru ifadeyle birbiriyle çelişen birçok ifadesi oldu. Bu da gösteriyor ki aslında Trump kervanı biraz da yolda düzmek istiyor. Bu aslında Türkiye için bir avantaj olabilir ki Obama yönetimi ile ayrışılan kısımlar hem diplomatlar seviyesinde hem de siyaset yapıcılar seviyesinde iyi anlatılırsa ABD’nin bakış açılarında çeşitli modifikasyonlar mevzu bahis olabilir. Türkiye-ABD İlişkileri Yakın Gelecekte Fethullah Gülen’nin iadesi, Suriye savaşı, Kıbrıs sorunu ile Kürtlerin Suriye ve Irak’taki konumları başlıkları üzerinde gelişecek. Türkiye geleneksel olarak Cumhuriyetçiler ile daha olumlu ilişki kurmuştur ve bu nedenle ilişkilerde iyileşme mümkün olabilir. Tabi burada bir başka görüş ise Trump’ın çelişkili açıklamalarının olduğunu yeniden hatırlayarak Suriye konusunda Rusya, dolayısıyla Esad rejimi ile geçiş sürecini götürmek isteyebilir ki asıl hedefinin IŞID ile mücadele olduğunu belirtmişti. Bölgedeki Kürt güçlerle ilgili de ne adım atacağı henüz belli değil. Türkiye açısından en belirgin kazanım ise Türkiye’yi dışarıda bırakan ve ilerinde ciddi mali kayıplara neden olması muhtemel TTIP (Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı) anlaşmasının Trump döneminde rafa kaldırılabilecek olması olarak göze çapraktadır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500