Advert
Advert
Advert
Kimin Umurunda?
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

Kimin Umurunda?

Bu içerik 444 kez okundu.

“Belediye başkanlığına adaylığımı açıklıyorum” diye yazı yazınca, yer yerinden oynadı; ilk 24 saat dolmadan 1500 kişi beğendi, 200 kişi paylaştı… Neden?

Çünkü, partilerde köşe kapmaca oynayarak, “kimin ayağını kaydırırsam yukarıya çıkarım”diye hesap yapanlar, “eyvah bir de bu mu çıktı” diye kaygılara gark olmuşlardı anlaşılan, “bereket ki, okuyunca, bunun bir ironi olduğunu görmüş ve bir “oh” çekmişlerdi… Bazıları da yazıyı okumadan, çok beğenmişlerdi.

Her ikisi de ne büyük dram değil mi? “Olması gereken” ile “olan” arasındaki fark! Ama büyü, ta Özal zamanında bozuldu; “siyasal partiler kanunu” ucubeleştirildi; artık, bırakın parti hedeflerini, ideal-mideal kalmamıştı; herkes birbirinin üstüne basarak ve sadece yükselmeliydi, “işini bilen memur” olmalıydı, öyle de oldu ne yazık ki… Herhangi bir partinin ideolojik hedeflerinden ve ideallerinden çok, “üsttekilerin” gözüne girmek temel hedef olageldi. Sistem öyle bir kapan ve kısır döngü yaratmıştı ki, aşağıdan yukarıya o partinin ideoloji-hedef ve ideallerinden çok, önce ilçe, sonra il yönetimlerinin gözüne girmek (bunun için de, fotoğraflarda görünmek, “sen en büyüksün” demek, bu da yetmediğinde bir üste para yedirmek) “yukarıya” çıkmanın yolları olarak görülmeye başlandı. Ne mi oldu? Siyasi kast sistemi kuruldu ve halen devam ediyor. Sen ağzınla kuş tutsan (çok güzel projelerin de olsa) bu merdivenleri tırmanamazsın! İlçe-il’den başlayarak “bir yukarıya” ne yedirdiğin ya da ne kadar boyun eğdiğin artık belirleyici oluverir. Aksini iddia eden çıkabilir mi? “Milletvekili ol, ömür boyu rahat et”, ideal falan hak getire! Elbette tüm siyasi partileri değil, “göz önündekileri” kastediyorum; yozlaşma için yetmez mi? Yahu şu küçücük ilçede, değerlerime uygun etkinlik yapmaya çalışıyorum, bana “acaba neden yapıyor, belediye başkanı mı olmak istiyor, meclis üyesi mi, milletvekili mi” diye kuşkuyla bakanlara (ve açıkça söyleyenlere) tanık oldum. “Çıkarım” olmaz olur mu, öyle büyük ki bunu anlamaya nöronları yetmiyordu; ama bu “çıkar” bireysel değil, toplumsaldı; hedefi kendi kişisel çıkarları olanların bunları anlaması olanaklı olabilir miydi? Neyse ki, adaylar vs açıklandı ve ben de rahat bir nefes aldım…

Ama ya beldemiz, ilçemiz, ilimiz, en önemlisi de ülkemiz? Önemli mi ki!? Benim beldemden yılda 7 milyon ton ülke madeni yurtdışına “kaçırılıyor” ve ne beldeme ne de ilçeme bir gram katkısı olmuyormuş önemli mi ki!? Benim beldem, tarihin önemli bir kavşağı ve güzel bir turizm beldesiymiş, kirlilikten yok oluyormuş vs kimin umurunda ki!? Öyle ya, 3-5 yakın akrabaya “istihdam” sağlanacak yetmez mi? Gerisi? Gerisi, Allah kerim! Sakın ha, bu beldenin sokaklarının yetersizliğinden, trafiğinden, deniz kirliliğinden, yılan balıkları başta olmak üzere binlerce yıllık sahiplerinden, “uyduruk istihdamı”ndan, suyunun ve arıtmasının yetersizliğinden (çünkü, aksi halde bu güzel ülkemin ilk ve tek özel su işletmesi zarar görür, arkasında neler-kimler var değil mi) vb söz etmeyin! Hemen, “vatan haini, terörist” etiketini yiyiverirsiniz. Bununla kalsa, ooo… Oturun oturduğunuz yerde; suyu satanlar hesap sorulmak bir yana kademe atladı; suyu satın alanlar içinse “7 can”, Dalyanın-körfezin kirliliği ne ki! “Liman mı ooo bizim karşı çıkmamız eski ve daha küçük liman içindi, şimdi daha büyüğü yapılacak niye itiraz edelim ki”! Haydi hep beraber: Hüloğ, yaşasın, en büyük sizsiniz (kim acaba?), “kahrolsun vatan-millet düşmanları”… Sahi, tüm ülkede olduğu gibi, gerçek vatan-millet düşmanları kimler? Ey Milas’ın kanserojen maden tozlarından dolayı ses yükseltenler, Güllük Milas’ın nesi-neresi oluyor, tüm yolları feldspat-boksit-zımpara taşı-mermer-uranyum vb geçilmeyen Güllük, neyin neresi oluyor?

Yılda 7 milyon ton maden cevherinin yurtdışına ihracı (pardon “kaçırılması”), Güllük Limanı, kanserojen saçmaktan öte Güllük’e ne katmaktadır? Ülkemizin ilk ve tek özel su işletmesinin yetmeyen suyu ve yetmeyen arıtması, Dalyan’ı kirletmesi kimin umurunda bilen var mı?

Yaşasın adaylığım onaylanmış, hüloğğğğ… Aaa belediyelerin harcamaları Saray’a bağlanmış, ister misiniz seçilir seçilmez bir de kayyum atasınlar… Tüh tadı boğazımda kaldı!

 

Not: Bu yazı bir ay önce kaleme alınmıştı. Bu arada, Büyükşehir Belediyesi ile MUSKİ ve bölge milletvekillerine yazdığımız yazılara ise halâ bir yanıt gelmedi; Labranda civarında feldspat madeni çöktü, altında taşerona güvencesiz çalışan işçilerimiz öldü; eskiden A partisinde olanlar, adaylığı onaylanmayınca, pat diye B partisine geçiverdiler

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500