Advert
Advert
SENDİKALARIN SİYASETİ
Kemal ÖZCAN...

SENDİKALARIN SİYASETİ

Bu içerik 528 kez okundu.

Türkiye’de sendikalar siyaset yapmıyor diyen yalan söyler.
Siyasete bulaşmamış işçi sendikası yok!
Türk-İş, Disk, Hak-İş konfederasyonlarının her biri,
kendilerince siyasi bir yörünge bulmuşlar ve o siyasi yörüngenin etrafında uydu gibi döner dururlar.
Memur sendikalarını zaten anlatmaya gerek yok.
Türk-İş biraz daha siyasetin dışında gibi görünse de aslında tam göbeğindedir.
Kimi sendika devletin vesayeti altında, 
kimi sendika siyasi iktidarın arka bahçesi olmuş durumda, 
kimisi de muhalefetin güdümünde.
Bağımsız sendika yoktur!
Günümüz sendikacılığı üyelerinin ekonomik, sosyal hak ve menfaatlerini korumak,
ve geliştirmek üzerine konuşlanmıştır.
Bir nevi ücret sendikacılığı.
Sendikaların üyelerinin haklarını koruyabilmesi için siyaset üzerinde etkili olmaları gerekir.
Yoksa sendikacılık bugün olduğu gibi etken değil, 
edilgen örgütler olarak varlıklarını sürdürmek zorunda kalırlar.
Çalışma yasalarını siyasi iktidarlar düzenler.
Bu düzenlemeler sermayeyi güçlendirirken işçi sınıfını köleleştirir. 
1938 yılında sınıf esasına dayalı cemiyet kurmak yasaktı.
İşçilerin ve İşverenlerin sendikası kurmaları yasaktı.
Patronlar için değişen bir şey yoktu, 
çünkü devlet onlar adına katmerli bir baskı ve sömürü uyguluyordu. 
O zamanlar işçi sendikaları terör örgütü ile eşdeğer tutuluyordu.
Anayasal düzeni değiştirecek ve ortadan kaldıracak yasa dışı bir örgütten hiçbir farkları yoktu.
1946 yılında bu yasak kaldırıldı ve sınıf esasına dayalı sendikalar kuruldu.
İşçiler bir çatı altında toplanıp hakları ve çıkarları için mücadele etme imkanına kavuştular.
Ancak gene de sendikaların siyaset ve siyasi propaganda yapmaları yasaktı.
Siyaset yapan sendikacıların hapse atılması,
ve herhangi bir siyasi parti ile birlikte hareket eden sendikaların kapatılması için kanun çıkarıldı.
Sendikal örgütlenme işyeri ile sınırlı tutuldu.
Oysa işyerinden kaynaklanmayan, 
ama işçi sınıfını ilgilendiren sorunlarla da mücadele etmek gerekiyordu.
Bunun için ülkenin siyasetinde söz sahibi olunmalıydı.
İşçiler lehine bir çalışma ortamı yaratmanın iki yolu vardır.
Ya siyasi iktidara yalvaracaksınız, ya da üyelerin seçmen gücünü kullanacaksınız.
Bu güç öyle bir güçtür ki, istediği partiyi iktidara getirir, istemediğini de iktidardan indirir.
Emekçiler siyasette etkin olma konusunda aynı şeyleri düşünmezler.
Ülkedeki siyasi tutuculuk, bölünmüşlük, taraftarlık,
emekçilerin çıkarları için bir araya gelmelerini engeller.
Halbuki birleştirici güç emek olmalıdır.
Emekçilerin çıkarlarını gözeten siyaset olmalıdır.
Kıdem tazminatlarına göz koyan, 
özel istihdam bürolarını hayata geçiren, örgütlenmeye engel olan, 
özelleştirmeci zihniyete karşı mücadeleyi yükseltmenin siyaseti yapılmalıdır. 
Sendikaların her siyasetten, her bölgeden, her kimlikte ve inançtan üyeleri var.
Bu üyeler her birlikte aynı hedefe doğru yürürler.
Varılmak istenen hedef bellidir.
Daha az sömürülmek ve artı değerden daha fazla pay alabilmek.
Tabi bu emeği büyütme mücadelesi hiçte kolay değildir.
Bizi türlü ayrıntılarla bölerler, parçalarlar, birbirimize düşürürler.
Biz emekçiler her şeyi bir yana bırakarak omuz omuza yürümemiz lazım.
Bugün işten atılan bir emekçi arkadaşımız için,
‘bize dokunmayan yılan bin yaşasın’,
veya ‘her koyun kendi bacağından asılır’ deme lüksümüz yok bizim.
O yılan yaşadığı ve sürekli güçlendiği sürece aynı akıbet bizim de başımıza gelecektir..
‘Emek En Yüce Değerdir’ diyen siyasilerden, 
OHAL’i işçilerin grev yapmasını engellemek için getirdik diyen zihniyete geldik.
Bunu söyleyen iktidara karşı sendikalar sessiz kaldı.
Ne demek grevleri engellemek için OHAL ilan ettik?
Sendikalara bundan daha büyük hakaret olamaz.

Sendikalar siyaset yapmalı mı?
Evet, hem de siyasetin daniskasını yapmalıdır.
Ancak siyasetin uydusu, arka bahçesi veya güdümüne girmeden.
Siyasetçinin önünde diz çökmeden, yalvarıp yakarmadan.
Sendikaların genel grev gibi çok etkili bir silahı vardır.
Bu silahı asla kullanmazlar o başka.
Genel grevin yanı sıra seçimlerde üyelerine iktidara oy verdirmeme gibi bir seçenekleri vardır.
Sadece bizde değil, tüm dünyada işçiler sayısal olarak üstündürler.
Sendikalar bu üye gücü ile, siyasetin içinde veya dışında kalarak, 
istediği partiyi iktidara getirebilir veya iktidardan düşürebilir.
Kendi partilerini kursalar ezici bir üstünlükle iktidara geleceklerinden hiç şüphem yok. 
Ancak sendikacılar parti kurmak yerine mevcut siyasi partilere sızarak parlamentoya girmeyi tercih ediyorlar..
Peki onlar milletvekili olunca emeğe saldırıları engelleyebiliyorlar mı?
Hayır!
Başkanlık sistemine geçildiğinden beri parlamentonun pek bir önemi kalmadı.
Muhalefet vekillerinin işi gücü reddedilen kanun teklifleri ve soru önergeleri vermek.
Bu konudaki rekor Muğla’dan meclise gönderdiğimiz sendikacı vekilimizde.
Soru önergesi vererek şimdiye kadar neyi çözdüler,
veya bundan sonra neyi çözecekler onu da anlamış değilim?
Sonuç aldıkları bir tane önerge veya kanun teklif yok!
Dostlar alışverişte görsün.
Mesela geçen hafta meclise ‘Maden Yasası’ geldi.
Ne oldu biliyor musunuz?
Herkes hararetli hararetli konuştu, sonra oylandı ve yasa geçti gitti.
Madenci sendikacı vekilimiz ise her zamanki gibi Amerikanvari bir propaganda,
ve ajitasyon taktiği ile elinde madenci resimleri olduğu halde kürsüye çıktı.
Dedim bu sefer bu ajitasyona kimse dayanamaz.
AKP yasayı hemen meclise getirdiği gibi geri çeker.
Madenci sendikacı vekilimiz konuya hakim olmanın verdiği öz güvenle rödovansı anlattı bize.
Rödovans Soma’dır, rödovans Ermenek’tir, rödovans falandır, filandır.
Vekilimiz kendisi rödovansın ne demek olduğunu uygulamalı olarak yaşadığı için çok iyi bilir.
Eee sonra ne oldu?
Maden yasası meclisten geçti.
Evet sendikalar ve sendikacılar siyaset yapmalıdır. 
Siyaset işçiler aleyhine çıkarılmak istenen yasaları engellemek için yapılmalı.
Durumu idare etmek için değil.
Çalışma hayatını düzenleyen yasalara müdahale etmek için siyaset yapılmalı.
2019 yılında kıdem tazminatı ile ilgili bir düzenleme yapılacak.
Cumhurbaşkanının programında var ve resmi gazetede yayınlandı.
Kıdem tazminatını fonlayacaklar.
Hiç sesini çıkaran oldu mu?
Peki sendikaların dün kırmızı çizgimiz,
ve genel grev nedenimiz dedikleri bu saldırıya karşı bakış açıları ne durumda?.
Fonun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ki kazanılmış haklara dokunulmasın gerisi önemli değil. 
Sendikalar hak arama mücadelesinin yapıldığı örgütlerdir.
Aynı hedefe yürüyen insanların örgütüdür.
Bir emek örgütüdür.
Sendikaların siyaseti emekçilerin haklarına ve çıkarlarına hizmet etmelidir. 
Hatta tüm işçi sınıfının siyaseti bu olmalıdır.
Emek eksenli siyaset.
Sendikalar bünyesinde her türlü siyasi görüşten insan barındırır.
Tabi doğal olarak her sendikacının da mutlaka bir siyasi görüşü vardır.
Yani herkesin aynı düşünmesi mümkün değildir.
Sendikalar siyasete göbekten bağlı olursa işte o zaman durum vahimdir.
Sonuç olarak bir tespitimi paylaşmak istiyorum.
Eğer sendikacıların tamamı aynı siyasi görüşün tarafında ise, 
hele bir de patronların sopalığını yapan siyasetin tarafında ise,
burada çalışan işçiler daha baştan satılmış demektir.
Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın. 
Kemal ÖZCAN-18/02/2019

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500