escort izmir

Advert
Advert
BABAM SAĞ OLSUN
Kemal ÖZCAN...

BABAM SAĞ OLSUN

Bu içerik 399 kez okundu.

Dün bir haber gözüme çarptı.
Haber aynen şöyle, 
‘Türk-İş'e bağlı Dok Gemi-İş Sendikası'nın 11 yıllık başkanı,
Necip Nalbantoğlu'nun oğlu Emre Ahmet Nalbantoğlu, 
iş hayatına giriş yapmasının üzerinden 1 yıl geçmeden,
sendikanın genel merkez yönetim kurulu üyesi seçildi. 
Nalbantoğlu 5 Ocak'ta ise sendikanın genel sekreteri oldu’

Sendikacılık gen yoluyla oğluna zuhur etmiş anlaşılan.
Aşiret veya cemaat tipi sendikacılık.
Türkiye sendikacılık tarihinde bir ilk.
1 yıl bile olmadan Dok Gemi-İş sendikası genel sekreteri olmak için,
nasıl bir sendikacılık özelliğine sahip olmak gerekiyor?
Özelliğe filan gerek yok baban olsun yeter.
Genel Başkan Necip Nalbantoğlu’na soruyorlar,
‘Oğlunuz olmasaydı da, bu kadar hızlı sendika yönetimine gelir miydi’ sorusunu da, 
‘Herkesin bu şansı var’ diye cevap veriyor.
Dok Gemi-İş sendikasında babadan oğul’a saltanat dönemi.
Babasından sonra oğlu genel başkan adayı.
Hani babası oğluna bir araba alır da, oğlu da arabanın arkasına,
‘babam sağ olsun’ yazdırır ya bu iş de aynen öyle.
En azından babam sağ olsun yazdıranlar daha dürüst.
Makam aracının arkasına 'babam sağ olsun' yazdırmazsa hatırım kalır..
Dok Gemi-İş sendikası genelde kamu işyerlerinde örgütlü.
Dok,gemi yükünün boşaltıldığı ya da geminin onarıldığı, üstü örtülü havuz. 
Ve ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depolara deniyor. 
Tuzla tersanelerinde 30 bin civarında işçi çalışıyor,
çalışan işçilerin 3 bin 500’ü Dok Gemi-İş sendikası üyesi.
3 bin 500 üye 1 yılda genel merkez yöneticisi olma hakkına sahip.
Genel başkan olan babası öyle diyor.
1 gün çalışsa bile herkesin bu hakkı varmış.
Yasal mevzuatmış, uygunmuş, zart zurt..
Sen onu benim külahımı anlat.
Sen minareyi çal, kılıf zaten dikili.
Vay anasını ya, ne pişkin insanlar var?
Adam oğlunu 8 ayda sendikanın zirvesine getirmiş bir de demokrat ayakları yapıyor.
40 yıl çalışıp da senin oğlunu 10 basacak o kadar çok emekçi var ki, 
hiç biri delege bile olamadan emekli olup gidiyor.
Kurduğunuz bu çarkın içinde yitip gidiyorlar. 
Senin oğlun 8 ayda genel merkeze yani senin yanında genel sekreter oluyor.
Ondan sonra herşey kılıfına yani mevzuata uygun diyorsun.
Kılıfını, mevzuatını, bilmem neyini sevsinler senin.
Tayyip Erdoğan damadını bakan yaparsa, 
kızını kendine danışman yaparsa, 
sendikacı da oğlunun ikbalini garantiye alır.
Bundan sonra aile şirketi gibi yönetilen kamu kurumları, sendikalar, dernekler ve vakıflara şahit olacağız.
Devlet aile boyu yönetilirse, sendikalar da aile boyu yönetilir.
Şube yönetimlerinde başkanlığın babadan oğul’a miras bırakıldığı şubeler var, biliyorum.

Doğuda aşiret tipi sendikacılığın örnekleri çok..
Neyse biz gelelim Türkiye Dok Gemi-İş Sendikasına..
Genel merkez düzeyinde Dok Gemi-İş Sendikasında bir ilk gerçekleşti.
Genel başkanın oğlu 8 ay içinde kendi yanında genel sekreter oldu.
Herkes olabilirmiş!
Türkiye Dok Gemi-İş sendikası genel başkanı H.Necip Nalbantoğlu ise İsmailağa tarikatına mensup.
İnternette kendisinin İsmailağa tarikatı ile ilgili birçok videosu var.
Hele Şehit Hızır Ali Muratoğlu hoca efendisi için yaptığı yorumlar izlenmeye değer. 
Hızır hocanın talebesi ve onun sohbetlerine katılmış bir sendikacı.
Sohbetlerinde oğlunu nasıl genel sekreter yapacağını düşünmüş olmalı.
Aslında Nalbantoğlu soyadını, Keseroğlu olarak değiştirseler hiç fena olmaz.
Sendikacıların kızının, oğlunun başka sendikalarda, aynı işverende çalışanlarını,
ve hatta sendikacıların seçilemeyince masanın bu tarafından,
öbür tarafına geçip işverenin personel müdürü olanları gördük.
Hısımını, akrabasını, hemşerilerini sendikaya dolduranları gördük.
İşçilikten gelip 20 milyon liralık servet sahibi olanlarını gördük.
Kendi ölünce oğlu şube başkanı olanları gördük.
Ancak 8-9 ay gibi kısa bir zamanda genel merkez yöneticisi olanı ilk defa gördük.
Fırsatçılığın zirvesinde mübarek.
Bunu hangi fırsatçı egale edecek bakalım.
Böyleleri Müslümanlığı ve milliyetçiliği de sana, bana bırakmazlar.
İnançları vardır, Allah korkuları filan da vardır.
Ellerine fırsat geçti mi sülale boyu devlet yönetirler, 
sülale boyu sendika yönetirler..
Fırsatçılık dedim de, çocuklarını Fetö’nün dershanelerinde, okullarında okutup,
çalınan sınav sorularından elde edilen yüksek puanlarla,
başka çocukların önüne geçip onların haklarını gasp edenlere ne demeli?
Bunlara alet olanlar, ortalıkta Sızıntı dergileriyle, 
Zaman gazeteleriyle dolaşıyorlardı bir zamanlar...
15 Temmuzla birlikte hepsi kendilerini AKP’li süsü vererek resetledi..
Fetö’nün çalıp elinize verdiği sorularla hakkını yediğiniz binlerce çocuğun iki eli iki yakanızda. 
Çocukların haklarını yediler.
Yarışta kendi çocuklarını hileyle, hırsızlıkla öne geçirdiler.
Şimdi hepsi birer yüksek rütbeli bürokrat oldular, savcı oldular, hakim oldular.
Hangi ibadet, hangi tövbe kurtaracak bunları?
Bu çocuklar da 'babam sağ olsun' yazdırsınlar makam araçlarının arkasına.
Fırsat düşkünlüğünün dini, imanı olmuyor,
ama en fazla fırsatçılığı din iman diyenler yapıyor bu ülkede..
Şehit Hızır Ali Muratoğlu hocası görse ne derdi acaba?
Aferin Nalbantoğlu, bizim tarikatta ki Müslüman bir baba böyle olmalı mı? derdi...
Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!
Kemal ÖZCAN-21/01/2019

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500