Advert
Advert
Advert
KÜTÜPHANELER!
Hüseyin DAMGALI...

KÜTÜPHANELER!

Bu içerik 469 kez okundu.

Farsça kökenli hane kelimesi ile Arapça kökenli kitaplar anlamına gelen kütüb kelimelerinin bir araya gelmesi aslında kelimenin amacını açıklamaya yetiyor: kütüphane. Kütüphaneler oldum olası ilgimi çekmiştir. Her ne kadar roman okumakla aram pek o kadar iyi olmasa da bulabildiğim her şeyi okumaya meraklı biriyimdir aslında. Özellikle de tarih, sosyoloji ve kişisel gelişim alanlarında. Yurt dışında bulunduğum şehirlerin pek çoğunda da sadece müzelerini parklarını değil, kütüphanelerini de gezmeye çalışırım. Bir şehrin kütüphanesi bana o şehrin insanlarının uygarlık seviyesi hakkında da bilgi verir genelde.

Yaklaşık bir buçuk yıl görev yaptığım İngiltere’nin Liverpool şehrinde, örneğin 1800’lü yıllarda yapılmış olmasına rağmen bir o kadar da günümüz teknolojisini yakalayan kocaman Merkez Kütüphanesi, halkın kullanımına açık ücretsiz 150’den fazla bilgisayar ve tablet, ücretsiz ve hızlı kablosuz internet, çocuklar için oyun konsolu vb. çağımız ihtiyaçlarına çözüm de sunmaktadır. İş için farklı şehirlere gittiğimde, işten arta kalan zamanlarda da pek çok farklı şehrin, hepsi birbirinden etkileyici ve besleyici kütüphanelerini görme şansım oldu. Birmingham şehir kütüphanesi yanlış hatırlamıyorsam 6 ya da 7 katlıydı. Brezilya Sao Paulo’daki kütüphane o kadar da büyük değildi belki ama mükemmel tasarımı ile sizi daha fazla zaman geçirmeye teşvik ediyordu. Yine Güney Amerika’da Buenos Aires şehrinde ise 6 katlı bir kütüphane ve binlerce kitap. Bu kütüphanelerin büyüklük, mimari ya da tarihi açıdan güzelliklerinin yanı sıra asıl önemlisi bu kütüphanelerin içi her zaman insan doluydu! Umarım bir gün ülkemizde de kütüphanelerin insanlarla dolup taştığını göreceğiz.

Bu yapıların içerisinde bir kütüphane var ki bugün sizlere biraz daha detaylı anlatmak istiyorum. Çünkü bazı özellikleri ile diğerlerinden epeyce ayrılıyor. Hatta ortasından geçen ince siyah bir çizgi ile iki ülkeyi de birbirinden ayırıyor. Evet yanlış okumadınız bu çizginin üzerinde durup bacaklarınızı yanlara açtığınızda, bir bacağınız Kanada topraklarındayken diğer bacağınız Amerika Birleşik Devletleri topraklarında oluyor. Bu yapı tam da sınırın üzerinde… Bu yüzden adresi bile iki tane. Bir tanesi ABD, bir diğeri ise Kanada devleti adresi…

Aslında ilk duyduğumda aklıma ne kadar mükemmel bir çalışma olduğu geldi, belki de şuan pek çoklarınızda olduğu gibi, benim de aklıma hep güzel şeyler gelmişti. Çok güzel bir mesaj veriyor dünyaya demiştim, okursan ve öğrenirsen insanlar arasında sınırlar kalkar, iletişim artar ve böylece daha anlayışlı daha barışçıl bir dünya olur… Oysa her ne kadar çok naif ve herkesin üzerinde durup fotoğraf çekilmek isteyebileceği bir çizgi de olsa, çizginin çekilme sebebi hiç de o kadar duygusal değilmiş. 1970’lerde çıkan bir yangının ardından, ABD ve Kanadalı sigorta firmalarının, hasarı kimin karşılayacağı konusunda uzunca bir süre uzlaşamamalarının ardından, konu tatlıya, ortaya bu çizgiyi çekerek sorumluluk alanlarını belirlemişler. Bir daha eğer böyle bir afet yaşanırsa, hangi ülkenin sigorta firmasının neleri üstleneceğini belirleyebilmek için. Tamamen duygusal yani!

Peki bir kütüphane ne kadar acıklı hikayeler barındırabilir ki bünyesinde? Eğer konumuz Haskell Kütüphanesi ise bazı tanıklıkları yürek dağlayan cinsten. Her iki ülke vatandaşları tarafından da ziyarete acık ve ücretsiz olan bu kütüphanenin bazı özel misafirleri var.

ABD özellikle 11 Eylül olaylarından bu yana pek çok diğer ülke vatandaşlarının ABD’yi ziyaretine temkinli yaklaşıyor. Hatta bazı ülkelerin vatandaşlarının ülkeye girmesi hepten yasak… Bu ülkelerden bir tanesi de İran. Ancak bu ülkeye okumaya gelen İranlı gençlere bir ayrıcalık tanınmış ve onlara tek girişlik öğrenci vizesi veriliyor. Bunun da anlamı bu vize ile ülkeye girdiyseniz çıkamazsınız ve eğer ülkeden ayrılırsanız da tekrar ülkeye dönemezsiniz. Bu durumda da öğrenciler ve aileleri uzun yıllar boyunca birbirlerini görmüyorlar. İşte tam da burada yardımlarına Haskell Kütüphanesi koşuyor. 

Yıllardır ABD’de okuyan ve bu yüzden ailesini göremeyen İranlı bir öğrenci sabahin ilk ışıklarıyla kütüphanenin açılmasını bekliyor. Çünkü karşı taraftan gelecek önemli misafirleri var. İranlılar’ın Kanada’ya giriş çıkışlarında bir sorun olmadığı için kızın ailesi İran’dan Kanada’ya gelirler,  daha sonra da bu kütüphaneye. Amansız bekleyiş yıllar sonra gelen bu sarılmayla artık son bulur. Kitap okuma bölümünün hemen yanında cereyan eden bu olay annenin göz yaslarına, kızınınkilerin de eşlik etmesiyle, bir müddet devam eder. Böylesi özel ve mahrem bir an maalesef herkesin önünde yaşanmak durumunda ve çok sessiz hareket edilmek zorundadır. Hem bu yoğun ve başa çıkılamaz duyguları en yüksek perdeden yaşayacaksınız hem de aynı zaman da bulunduğunuz ortamın şartlarına uymak zorunda kalacaksınız.

Çünkü burası gerçekte, bir kütüphane!                         

(Hüseyin Damgalı/Katar)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Huseyin Damgali     2019-01-11 Begenmenize cok sevindim. Motive edici sozleriniz icin ise ayri ayri tesekkur ederim.
Ramazan Tekke     0000-00-00 Süper bir yazı tebrik ederim, çıktısını alıp ofisimizin girişine astık.
Zehra Tiryaki     0000-00-00 Merhaba,merakla beklediğim yazarın bu sefer yeni bilgiler öğrenerek soluksuz okuduğum yazısı.. Teşekkür ediyorum.
Tuncay Güçlü     0000-00-00 Bilmediğim bir konuda harika bir anlatım ile bilgi sahibi olmamı sağlayan Değerli öğrencim Hüseyin Damgalı ile bir kez daha gurur duydum.Yüreğine ve kalemine sağlık oğlum.
Nevzat Damgalı     0000-00-00 güzel bir konu teşekkür ederim
Kazım Şentürk     0000-00-00 Bir kütüphaneci olarak yazınız bende farklı ufuklar açtı. Kaleminize sağlık. Teşekkür ederim
Huseyin Damgali     2019-01-09 Tesekkur ederim Nevzat Bey begenmeniz benim icin en guzel motivasyon kaynaklarindan birisidir.
Nevzat Çağlar Tüfekçi     0000-00-00 Güzel bir yazı kutlarım.