Advert
Advert
‘TARAF OLMAYAN BERTARAF OLUR!’
Kemal ÖZCAN...

‘TARAF OLMAYAN BERTARAF OLUR!’

Bu içerik 491 kez okundu.

Dünyada emek ve sermaye olmak üzere iki sınıf vardır.

İşçi sınıfı ve Burjuvazi.

Bu iki sınıf sürekli bir çelişki ve savaşım halindedir.

Kapitalizmin temel çelişkisidir bu.

Bu çelişki uzlaşmazdır.

Emekçi üretir bir artı değer yaratır.

Üretim araçlarının sahibi olmaktan başka bir özelliği olmayan patron da,

emekçinin ürettiği bu artı değere el koyar.

İşçiye kendi yarattığı bu artı değerden ücret adı altında,

ölmeyecek kadar, hatta ertesi gün tekrar çalışabilecek kadar bir pay verir.

Kalanıyla da sermayelerini büyütürler.

Sermaye büyüdükçe emek küçülür, emek küçüldükçe sermaye büyür.

Bunu adına sömürü denir.

Emekçilerin tarafı bellidir.

Bizim tarafımız işçi sınıfının, emeğin, ezilen sömürülen halkın tarafı olmalıdır.

Bizler emeğin ve emekçilerin bu sömürüden kurtuluşu adına siyaset yapmalıyız.

Yani demem o ki, herkesin bir tarafı vardır.

Taraf olmayan yoktur.

Ya emeğin tarafındasındır, ya da sermayenin.

Başka bir ara yol yoktur.

Taraf olmayan kendi sınıfına ihanet etmiş olur.

Hatırlarsanız Recep Tayyip Erdoğan başbakan iken anayasa değişikliği referandumunda,

TÜSİAD’a ’bakın burada da tavrınızı ortaya koyun, hayırsa ’HAYIR’ deyin, evetse ’EVET’ deyin!

Çünkü bitaraf olan bertaraf olur’ diye tehditvari bir konuşma yapmıştı..

Ardından TÜSİAD açıklama yapmıştı.

’Bizden kimse irade beyanı isteyemez’

İBDA-C İslamcı, cihatçı terör örgütünün yayın organı Taraf dergisi vardı.

Dergi 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden sonra kapatıldı.

Bu cihatçı terör örgütünün fikir babası Necip Fazıl Kısakürek.

Lideri de Salih Mirzabeyoğlu’dur.

Bu derginin logosunun altında şöyle bir slogan yazıyordu.

‘Taraf olmayan bertaraf olur’

Burada da aynı slogan kullanılmış.

Ne demek ‘taraf olmayan bertaraf olur’ demek.

Tarafsız olmayın, mutlaka bir gruba veya bir cemaate bağlı olun diyor.

Yoksa sen bir hiç olursun.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yine bu söz karşımıza çıkar.

Bitaraf kalan bertaraf olur diye söylenirdi o zamanlar.

O günlerde Yunus Nadi Cumhuriyet gazetesine bu konuyla ilgili şunları yazar.

‘Tarafsız kalmakCumhuriyet’e ihanetle eşdeğerdir’

Ya Cumhuriyetten yanasın, ya da vatan hainisin.

1’inci ve 2’inci dünya savaşı zamanlarında savaşa girmemiz gerektiği konusunda,

savaş çığırtkanlığı yapanlar da bu sloganı kullandı.

Savaşa girmeyen bertaraf olur.

İsmet İnönü bu çığırtkanları ve sloganlarını hiç kulak asmadı.

Türkiye’yi savaşa sokmadı.

Kimin taraf olduğu, kimin bertaraf olduğu anlaşıldı.

Bugün içinde bulunduğumuz ortamı en iyi anlatan bir sözdür.

İki tarafın birinde olmanız kurtarmıyor sizi.

‘Ben sizden değilim!’ dediğiniz anda yok olursunuz.

Kendilerinden tarafa olursanız iyi bir iş, iyi bir sosyal hayat sizi bekliyor.

Tayyip Erdoğan yıllar önce uyarmıştı.

‘Bitaraf olmayan bertaraf olur’ diye.

Ne kadar ileriyi gören bir liderimiz varmış da, biz kıymetini bilememişiz.

Bu yüzden memleketin ahvali ortada.

Herkes bir taraf olmuş ve kendinden taraf olmayana karşı hiç tahammülü yok.

Hem de anlamadan, dinlemeden yok.

Boynunuza yaftayı hemen asıveriyorlar..

Terörist, vatan haini, fetöcü, müsvedde,cart curt.

Kendilerinden olmayan anında bertaraf ediliyor.

‘Ya bizdensin ya da yok hükmündesin’

Ne yazık ki, bugün geldiğimiz noktada emekle emek kendi içinde çelişmektedir.

Emekçiler siyaseti kendi sınıf çıkarlarının üstünde tutuyorlar..

Halbuki yapılan siyaset sermayenin zulmünü, sömürüsünü katmerleştiriyor.

İşte bu nedenle bir avuç burjuva, kandırdığı emekçiler sayesinde iktidarını sürekli kılıyor.

Taraflar çok net ve belirgin olmalıdır.

En ufak bir tedirginlik karşı tarafı güçlendirir.

Tereddüde yer yok.

Ya siyahsındır, ya da beyaz.

Tarafsızlık edilgenliktir, göz yummaktır.

Haksızlığa ortak olmaktır.

Tarafsızlık safını, fikrini belli etmemek ve herkese yaranmaya çalışmaktır.

Bu ülkede hiç kimse ne siyasetini, ne tuttuğu takımı kendisi belirliyor.

Güya insan ana ve babasını tercih edemezmiş!

Hayır efendim, hiçbir şeyi kendimiz belirleyemiyoruz.

Her şeyi içinde bulunduğumuz sistemin üretim ilişkileri belirler.

Üretim ilişkileri sömürü düzenine göre üzerine inşa edilmişse,

o sistemin bize dayattıkları kadar düşünebiliriz.

Mesela ömrü hayatında en iyi yediği yemek kuru fasulye olan birine,

en sevdiği yemeği sorarsanız size ‘havyar veya ıstakoz’ demeyecektir.

‘Pilav üstü kuru veya bol sarımsaklı yoğurtlu biber kızartması’ diyecektir.

Hiç kimse tarafsız değildir.

Daha doğarken tarafımız belli doğarız.

Tarafımızın sınıfsal bir karakteri vardır.

Ancak sonradan aynı gemi, batarsak hep beraber batarız,

Vatan, millet, Sakarya edebiyatlarıyla büyütürler bizi.

Etnik ve mezhepsel düşmanlıklarla donatırlar ki, asıl tarafımızı kaybedelim.

Yani tarafsızlık aşılamaya çalışırlar ki, tarafsızlığın ne demek olduğunu açıklamıştım.

Uzlaşmaz bir çelişki içinde uzlaşmacı bir yaklaşım sergileriz.

A partisinin veya B partisinin tarafkarlığında birbirimize düşman olur.

Biz zaman sonra da kendi emeğimize yabancılaşırız.

Uzlaşmaz çelişkinin uzlaşmaz tarafları olmak zorundayız.

İstesek de tarafsız olamayız, İşçi sınıfının saflarında olmak zorundayız.

Geniş anlamıyla proletaryayız biz.

Bitaraf olan bertaraf olur sözü son derece doğru bir sözdür.

Artık son vuruşumu yaparak bitireyim yazımı.

 Bu ahval ve şerait içersinde bile diyorum ki,

‘zulmün olduğu yerde, tarafsızlık şerefsizliktir!’

‘sömürünün olduğu yerde, tarafsızlık şerefsizliktir’

Hoş kalın İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-02/01/201

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500