escort izmir

Advert
Advert
‘HER ŞEYE RAĞMEN DÜNYA DÖNÜYOR’
Kemal ÖZCAN...

‘HER ŞEYE RAĞMEN DÜNYA DÖNÜYOR’

Bu içerik 525 kez okundu.

İleri demokrasi safsatasının en can alıcı noktası ifade özgürlüğüdür.

Düşüncede ve ifadede özgürlük.

İlk bakışta ne güzel geliyor insana, bir gelişme, bir iyileşme, bir medenileşme hissediyor.

Ne yazık ki, bizim ülkede düşündüğünüzü özgürce söylersiniz de,

ifade özgürlüğünüzü de gider mahkemede kullanırsınız.

En vahşifaşist diktatörler bileinsanların düşünmesini engelleyemez. 

Ancak ifade edilemeyen düşüncenin de hiçbir anlamı yoktur.

Düşüneceksin ve o düşündüğünü ifade edeceksin.

Herkes bir şekilde her şeyi, her yerde düşünebilir.

Esas mesele o düşünceyi paylaşabilme, yani ifade edebilme özgürlüğüdür.

Kişinin her türlü fikirlerini, inançlarını, siyasal tercihlerini,

ve cinsel yönelimlerini hiçbir baskı altında kalmadan dile getirebilme özgürlüğüdür.

Dünyanın neresinde olursa olsun güç sahiplerinin kendi iktidarlarını sürdürme hırsı,

insanlıktan, adaletten ve özgürlükten daha önemli olmuştur.

İfade özgürlüğü yönetim erkini elinde bulunduranların çizdikleri sınırlar kadardır.

Halbuki ifade özgürlüğü sınırsız olmalıdır.

Sınır konuyorsa orada ifade özgürlüğü yoktur.

İfade özgürlüğü aslında insanların ‘bilme hakkıdır.’

Peki hepten sınırsız mı olmalıdır?

Hayır! Kutsal değerleri ve çocukları koruyan sınırlar olmalıdır.

Türkiye'de ise ifade özgürlüğü vatandaşların her an savcılık tarafından,

‘Cumhurbaşkanına hakaret’ gerekçesiyle ifadeye çağırılabilme özgürlüğüdür.

İfade özgürlüğünün son kurbanı Metin Akpınar olmuştur.

Tarihin bilinen ilk düşünce suçlusu ise 2500 yıl önce yaşamış olan Sokrates’tir.

Sokrates’in, ‘Tanrıların Tanrısı Zeus’a bile inanmadığı,

Güneşin bir taş parçası, Ayın ise topraktan ibaret olduğunu’iddia ettiği,

‘gençleri doğru yoldan çıkarıp, ahlaklarını bozduğu’ iddia edilmiş.

500 yargıcın 280’i onu suçlu, 220’si suçsuz bulmuş.

Yaptığı savunma çok ilginçtir.

Sokrat’akendisine nasıl bir ceza verilmesini sorarlar.

‘Liderlerin cehaletini ifşa ettiği için kendisine maaş bağlanması gerektiğini’söyler.

Onu da baldıran zehri içirerek katlettiler.

İfade özgürlüğü Atina’nın Sokrat’ı zehirlemesiyle başlar ve bugüne kadar gelir.

Galileo’ya engizisyon mahkemesinde diz çökerek dünyanın döndüğü tezini inkar etmesini isterler.

Diz çöker, inkar eder fakat tam kalkarken o ünlü sözünü söyler,’eppur si muove’

‘Her şeye rağmen dünya dönüyor!’

İşte düşünceyi ifade özgürlüğü böyle bir şey.

İBDA-C İslami terör örgütünü çoğunuz duymuşsunuzdur.

90 yılların eli kanlı terör örgütü, Ahmet Taner Kışlalı’nın katilleri.

Bu örgütün lideri, fikir babası,‘dehşetin kralı’ dedikleri Salih Mirzabeyoğlu..

Mahkemede yazdığı kitapların teröre teşvik ettiğini soran hakime,

‘Hakim bey ben bir bıçak yapıcısıyım,

yaptığım bıçak ile isteyen ekmek keser, isteyen adam keser’ diye cevap verir.

Gerçi bugün Metin Akpınar’a ve Müjdat Gezen’e saldıran siyasal İslamcı yazarlar,

o gün Salih Mirzabeyoğlu’na bu sözleri için ifade özgürlüğü olduğu güzellemeleri yapıyordu.

Ahmet Hakan bir köşe yazısındaAhmet Taner Kışlalı gibi bir gazeteciyi öldüren örgütün liderini parlatıp cilalarken,

dünkü yazısındaMetin Akpınar için utanması gerektiğini yazıyor.

Çevir kazı yanmasın fikrinin zamparası.

Hatta onun durumunuCHP milletvekili Hüseyin Aygün, 2012 yılında gündeme getirdi.

Mirzabeyoğlu’na uygulanan hücre cezasının insan haklarına aykırı olduğunu söyledi.

İnsan haklarının, ifade özgürlüğünün Türkiye temsilcisi ya kendisi.

Bugün Yeni Akit denen siyasal İslam’ın yayın organının,

Müjdat Gezen’e‘pezevenk Müjdat’ demesinden utanıyor mudur acaba?

Hatırlarsanız aynı gazete Muhteşem Yüzyıl dizisinin senaristi öldüğünde,

‘O kadın öldü’ başlığı atmıştı.

Bunlar nasıl bir din anlayışıdır ki, ölüye bile saygıları yok!

Asıl hedefleri insanları dinden tamamen soğutmak ve nefret ettirmek mi?

İfade özgürlüğü önemlidir ama asıl önemli olan bundan kimlerin yararlanacağıdır.

Öyle kafası her esen bu özgürlüğü kullanamaz.

Bu özgürlüğüzaman zaman kesintiye uğrasa da,

yıllarca hep siyasal İslamcı güruh ve sağ ideoloji kullanmıştır.

İşçi sınıfı demenin ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu’ olduğu yılları biliyorum.

Çünkü bu ülkede kapitalizm devletin ‘temel nizam’ı olarak kabul edilmiş.

Anti-kapitalist, anti-emperyalist mücadele suç sayılmıştır.

Bakmayın siz bazılarının öyle dayılandıklarına

Velhasıl kelam dostlar Galileo’nun dediği gibi ‘her şeye rağmen dünya dönüyor’

Pek çok gelişmiş ülkede politikacılara hakaret etmek bile düşünce özgürlüğü sayılır.

Çünkü politikacılar göz önündedir ve eleştiriye sıradan bir insandan daha açık olmaları beklenir.

Bu konuda İngiltere ilginç bir örnektir.

İngilizlerin komedi anlayışında müthiş bir sınırsızlık vardır.

Kutsallarıyla bile dalga geçiyor adamlar.

İfade özgürlüğünün sınırlarının aynı zamanda o toplumun,

tahammül sınırı ile denk olduğunu düşünüyorum.

’Eppur si muove’, yani ‘her şeye rağmen dünya dönüyor’

Sokrates’e sormuşlar ‘neden sakallarını kesmiyorsun’ diye.

‘Bilinmeyenden korkar insan. Neyle karşılaşacağımı bilmiyorum’ diye cevap vermiş.

Bilinenden bari korkmayın, karanlıktan korkmayın, onunla karşılaştığınız her yerde mum yakın!

Yaktığınız mumu söndürmelerine izin vermeyin, eğer göz yumarsanız karanlık kazanacaktır.

İfade özgürlüğü bedeli ne olursa olsun, karanlığa karşı bir mum yakmaktır.

Sokrat gibi olmak, Galileo gibi olmaktır.

80’ine merdiven dayamış bir Metin Akpınar, bir Müjdat Gezen olmaktır.

Bu coğrafyada milyonlarca insan geldi geçti.

Kaçının ismini, kaçının cismini biliyoruz?

Madem öyle Sokrates’le devam edeyim.

‘Eğer bir toplumda doktorlar ve hukukçular değer görüyorsa o toplum yozlaşmıştır,

doktorlar değerlidir çünkü toplumda hastalıklar baş göstermiştir,

hukukçular değerlidir çünkü toplumda adalet yoktur.’ demiştir.

‘Kesinlikle evlen! karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun’ sözünün sahibidir Sokrat.

Sokrat baldıran zehrini içerken ‘ölmek zafer kazanmaktır’ demiş.

Bundan 2500 yıl önce yaşamış bir filozoftan bahsediyorum.

‘Ayrılma saati geldi ve hepimiz kendi yollarımızda gidiyoruz.

Ben ölmeye, siz yaşamaya...

Hangisinin daha iyi olduğunu yalnızca Tanrı bilir!’ demiştir.

Karısı Sokrates’e ‘haksız yere idam ediliyorsun’ diye ağlar.

Sokrates karısına şöyle der,

‘Ne yani? Haklı yere idam edilseydim daha mı iyiydi?’

Kendi tabiriyle Atina uyuşuk bir attıve O onu uyandırmaya çalışan,

canlandırmaya çalışan bir at sineğiydi.

O’nun tek bildiği, hiçbir şey bilmediğidir.

Ya sevgili dostlar bu ahir ömrümüzde,

2500 yıl öncesinin bir Sokrat’ı bile etmiyoruz.

Takmayın kafanıza’Eppur si muove’,

yani‘her şeye rağmen dünya dönüyor’ ya siz ona bakın!

Sokrates ne ilk oldu, ne de son olacak.

Durduk yere kafanızı karıştırdım gene.

Hadi Hoş Kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-27/12/201

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500