Advert
Advert
Advert
SOĞANIN CÜCÜĞÜ
Kemal ÖZCAN...

SOĞANIN CÜCÜĞÜ

Bu içerik 199 kez okundu.

Her şey menemen soğanlı mı olur, soğansız mı olur? tartışmasından sonra başladı.
Bu saatten sonra istesek de içine soğan koyamayız artık.
Aşık Mahsuni bugünleri 40 yıl önce görmüş ve demiş ki,
‘Yiğit muhtaç oldu kuru soğana/ bilmem söylesem mi, söylemesem mi?’
O yiğit bırakın soğanı, soğanın yanındaki kuru ekmeğe muhtaç durumda.
Tayyip Erdoğanbundan sonra stok yapılan bütün depoları basacağız’ dedi.
Dünya liderinin ağzından çıkanları emir telakki eden devlet erkanı, belediye zabıtası hemen
Ankara Polatlı’daki soğan depolarına baskın yaptı.
Yaptı da ne oldu?
Çuvallar sayıldı, soğanlar sayıldı, zabıtlar tutuldu.
Muhalefet partileri de önlemlerini alsa iyi olurdu, çünkü açılan soğan çuvalları oranı ile sayılan soğan sayısı birbirini tutmuyormuş. 
Müşahitler son ana kadar depoları terk etmezler, soğan çuvallarına sahip çıkarlardı.
Meğer en büyük oyun soğan depolarındaymış da haberimiz yokmuş!
Şimdi soğan ithalatı yaparak bu oyunu da bozarsınız siz.
Yapılan baskın sonucu piyasaya sürülmek üzere çuvallanan soğanlar ele geçirilmiş.
Depolarda soğan patates saklamanın anarşi olduğu günleri de gördük.
Eldekiler yetmedi de yeni vatan hainliği çeşitleri türetmeye başladılar.
Soğan stoklayanlar terörist!
Sevgili dostlar soğana kadar düşüldüyse durum gerçekten çok vahim.
Arka planda neler var kim bilir?
Yazık kendi kendine yeten bir tarım ülkesini ne hale getirdiler.?
Bu hükümet artık iyice zıvanadan çıktı.
Koskoca bir devlet birkaç soğancının komplo kurup fiyatları yükselttiğini düşünebiliyor.
Tarihin hiçbir döneminde üretenlere bu kadar düşman bir iktidar daha gelmemiştir.
Taktikleri her zaman şu oldu ‘düşman yoksa, düşman yarat’ 
Buğday, soğan, patates ambarı olan bir ülkeyi kuruttular.
Elin oğlu üç boyutlu yazıcılarla uzaya koloniler kurmayı planlıyor, giyilebilir akıllı teknoloji,

yapay zeka, nano teknolojilerle filan uğraşıyor böyle bir çağda depolardaki soğanlarla uğraşıyoruz.
Adamlar soğanı stoklamayıp hepsini piyasaya sürse soğan fiyatı belki bir an 1 liraya düşer, daha sonra gene 10 lira seviyelerine çıkar.
Bir iktidar soğanla mücadele edecek kadar düşmüşse bu ülke bitmiştir..
Eğer bu kadar yaygarayı algı yaratmak için değil, milleti düşündüğünüzden yapıyorsanız, 
aldığınız vergilerin, elektriğin, doğalgazın, benzinin fiyatını ucuzlatın yeter.
Ya da maliyeti 84 kuruş olan 1 paket sigarayı 12 liraya, 
maliyeti 20 lira olan 70’lik rakıyı da 120 liraya sattırmayın da görelim sizin halkı düşündüğünüzü.
Hükümet yandaş medya eşliğinde sadece gövde gösterisi yapıyor.
Uyguladıkları yanlış tarım politikalarının sonuçlarını yaşıyoruz.
Soğan üretim maliyeti yüzde 300 artmış, ilaç atamadıkları için hastalıklardan üretim yüzde 30 düşmüş kimsenin umurunda değil.
Bırakın yılda bir kez hasadı yapılan ve belirli koşullar altında depolanabilen yoksa çöpe gidecek olan soğanla, patatesle uğraşmayı.
Sağlıklı bir şekilde tüketiciye ulaştırmanın yolu depolamaktır.
Mesela havucu nasıl depolarlar biliyor musunuz?
Toprağa gömüyorlar toprağa, ihtiyaç olduğunda oradan çıkarıp satıyorlar.

Toprak mahsullerinin depoları da buğdayla, fındıkla dolu, onları da sürün piyasaya.
Hiçbir şey tesadüf değil, hepsini kendileri peydahlıyorlar, sonra da biz düzelttik deyip halkı kandırıyorlar.
Sırf depolarda soğan bekletilebilsin diye bu iktidar depoculuk teşvikleri dağıttı ve dedi ki,
hasat anında ürün ucuza gidiyor satmayın, depolayın.
Onların depo kiralarını bile verdi. 
Bakanlık bununla gurur duydu.
Ne güzel bizde tartışıyorduk menemen soğanlı mı olur, yoksa soğansız mı olur? diye.
Ne olduysa depocular birdenbire stokçu oldu çıktı.
Sokaklarda kamyonların kasalarında çuvalı 10 liradan satılan soğana ne oldu?
Planlı ekonomiyi ve kooperatifçiliği tarihe gömen siyasal İslam’ın liberal aktörleri! 
İşte sizin piyasa ekonomisi dediğiniz bu!
Ülke yangın yeri olmuş, adamların derdine bak!
Sanki vatandaşı düşünüyorlar.
İktidarın derdi imanı yıl sonuna kadar enflasyonu düşük çıkarmak.
Dolayısıyla asgari ücreti düşük belirlemek, milyonlarca işçinin, memurun, emeklinin alacağı zammı, 
bu yarattıkları suni düşük enflasyon oranıyla savuşturmak.
Bütün mesele bu!
Amaç memlekette pahalılık yok, fırsatçılık var algısı yaymak.
Yoksa 1 milyon 651 bin ton soğan tüketilen bir ülkede yakaladığın 50 bin ton soğanla bir halt olmaz.
Bir yıl soğan yok, öbür yıl sarımsak yok, başka yıl patates yok.
Ürünlerin fiyatını üretim ve arz-talep dengesi belirler.
Göreceksiniz elimizdeki stoklara rağmen soğan mart ayına kadar yetmeyecek. 
Ve bu kafayla gidilirse fiyatlar 10 lirayı bulacak.
Gelelim soğanın cücüğüne.
Soğanın en makbul, en değerli kısmı, göbeğidir.
İki köylünün yolculuk esnasında canları sıkılmış. 
Biri diğerine sormuş,
-Ulan Ahmet, günün birinde zengin olsan ne ederdin?
Ahmet, düşünmüş, düşünmüş aklına bir şey gelmemiş.
-Soğanın cücüğünü yerdim, demiş. 
Bir süre sonra Ahmet arkadaşına aynı soruyu sormuş.
-Ulan Mehmet, sen zengin olsan ne ederdin? demiş.
Bu sefer de Mehmet düşünmüş, düşünmüş,
-Ulan bana edecek bir şey koymadın ki! demiş.
Yani fakirin zengin olma hayalleri kurarken aklına gelen ilk şey soğanın cücüğü olurmuş.
Cücük soğana yumruğu vurduğunuz anda ortasından tek parça olarak fırlar.
Kuru fasulyenin yanında soğanın cücüğünü yemek zenginliktir.
Soğanla ilgili asıl ilginç hikaye de şöyle.
1919 yılında grip salgınından dünyada 40 milyon kişi ölmüş.
Soğanları ilaç niyetine tabaklar içinde odalara koymuşlar.
Daha sonra o soğanları mikroskop altında incelediklerinde grip virüsünü görürler.
Soğan grip bakterisini içine çekmiş.
Menemeni soğansız yapın ama soğanı ilaç niyetine yiyin.
Ve özellikle evinizin muhtelif yerlerine koyun.
Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!
Kemal ÖZCAN-02/12/2018

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500