Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
SENDİKALI OLMAK SUÇ DEĞİLDİR!
Kemal ÖZCAN...

SENDİKALI OLMAK SUÇ DEĞİLDİR!

Bu içerik 192 kez okundu.

Sendikalı olmak tüm çalışanların anayasal hakkıdır.
Sendikalı olmak suç değildir!
Ne yazık ki, bizim ülkemizde işçiler sendikalı oldukları gün işten atılmayla karşı karşıya gelirler.
Nitekim Tüvtürk Muğla Taşıt Muayene İstasyonunda çalışan işçiler sendikaya üye oldular.
Disk’e bağlı Nakliyat-İş sendikasına üye olarak anayasal haklarını kullandılar.
İnsanca çalışma koşulları ve insanca yaşayabilecekleri bir ücrete sahip olabilmek için örgütlenmeye karar verdiler.
Vay siz misiniz sendikaya üye olan?
Patron sendikaya üye olacaklarını duyunca çıldırmış, işten atmakla tehdit etmeye başlamış.
Üyelikten istifaya zorlanmışlar, e-devlet şifrelerini istemişler, istifa etmeyince işten atmışlar.
18 işçiyi örgüt üyeliği suçlamasıyla kapının önüne koydular.
Pardon sendikaya üye oldukları için değilmiş, performans düşüklüğü ve iş huzurunu bozmaktan atılmışlar.
Yalanınızı sevsinler sizin!
Muğla’da 14, Fethiye’de 2, Bodrum ve Marmaris’te 1’er kişi olmak üzere toplam 18 kişi.
Aralarında 10 yıldır bu iş yerinde çalışanlar var.
Önce Mehmet Ağar’ın şirketi almıştı, birkaç defa el değiştirdi.

Su anda isin hakkını alan bir taşeron tarafından işletiliyor.
Günde 10-12 saat çalışmalarına rağmen aldıkları ücretler çok düşük.
İş çok, para az!
İşten atılan işçiler 13 Ağustos’ta işyerlerinin önünde direnişe geçtiler.
Bugün direnişleri neredeyse 100 güne dayanmış durumda.
Yaklaşık 100 gündür de taşıt muayene işi hiç aksamadan devam ediyor.
Tabi bu işleri bilenlerin yapması lazım, öyle yoldan geçenle olmaz.
Yaptıkları iş bakımından can ve yol güvenliğini sağlayan teknik personeller bu kadar önemli bir iş yaptıkları halde, 
bunun karşılığını sosyal ve ekonomik anlamda alamıyorlar.
10 yıldır çalışan nitelikli teknik bir işçiye verdikleri para 1800 lira.
Diğer istasyonlardan taşıma personelle işler yürütülmeye çalışılıyor.
İşveren bir-iki günlük süreyle Kırıkkale, Maraş ve Urfa’dan adam taşımaktadır.
Yani işyerinde bir yanda işi ve ekmeği için direnenler var, diğer yanda ekmek parası için çalışanlar.
Çalışanların arasında sendika üyesi olanlar da varmış.
Böyle bir tezatlığın içinde sendikanın müdahalesi gerekiyordu.
Disk bu konuda gereğini yapmalıydı.
Nakliyat-İş, Disk’in en militan sendikasıdır.
Birleşik-Metal-İş sendikasıyla birlikte her yıl 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak gibi bir ısrara sahip sendikadır.
İşe iade davalarını açtılar.
Herkesten destek bekliyorlar.
Tüvtürk Muğla’da işten atılan işçiler yılmadan eylemlerine devam ediyorlar.
Direniyorlar ve kazanacaklarını biliyorlar.
Bu arada ‘Tüvtürk İşçileri Dayanışma Platformu’ kurup, bir takım kararlar aldılar..
Muğla ve ilçelerinde imza kampanyası, 
bildiri dağıtımı yapılması ve bir dayanışma gecesinin düzenlenmesi kararları alındı.

Her şey tamam güzel de, benim itirazım bir yanda direniş varken diğer yanda taşıt muayene işinin devam etmesi..

Hem de çalışanların aynı sendikanın üyeleri olması.

Bu durumda resmen direniş kırılmış olmuyor mu?

Bir yerde direniş varsa orada mutlaka üretimden gelen gücün de kullanılması gerekirdi.

Nakliyat-İş açıkça çıkıp patrona bir tarih vermeli ve o tarihe kadar işten atılanlar işlerine geri dönmezlerse işi durduracaklarını beyan etmelidir.

Yoksa sessizce oturup yargıdan çıkacak kararı beklemek direniyormuş gibi yapmaktır.

Böyle bir direniş başarılı olsa bile kalıcı olmaz.

Nakliyat-İş direniş geleneği olan bir sendika, iş bırakma kararı almak ve uygulamak onlar için çok zor olmasa gerek.

Bunu platformu oluşturan sendikalar ve sivil toplum örgütleriyle birlikte de yapabilirler.

Artık 100 gününe dayanmış bir direnişte radikal kararlar alınma zamanı gelmiştir.

Yoksa bu rutinlik bir zaman sonra yılgınlığa dönüşebilir.

Muğla’da belediyelerde örgütlü Disk’e bağlı Genel-İş sendikası var.

Disk Genel-İş sendikasının Muğla’da bir de Şubesi var.

Genel-İş sendikası Muğla şubesi bu direnişin Muğla’da öncülüğünü yapmalıdır.

Vakit geçirilmeden, işi daha fazla sulandırmadan, yargıdan gelecek karar beklenmeden bu direniş inceldiği yerden kopmalıdır.

Sendika düşmanı bir patron ancak böyle yola getirilebilir.

İşten atılan işçiler işlerine geri dönseler bile bu tiyniyette bir patron ilk fırsatta cadı avı yapar.

İnsanları köle gibi çalıştıracak, sermayesine sermaye katacak, iş ücrete geldi mi sırtında kaya taşıyormuş!

Yemezler onu!

Günde ortalama 150-200 arasında araç muayenesi yapan bir istasyonun elde ettiği gelir ortada.

Bu elde edilen gelirin tamamını cebine indirecek.

İstasyon Muğla’ya yaklaşık 10 kilometre uzakta mahrumiyet bölgesi.

Doğru dürüst aydınlatma yok, havalandırma yetersiz!

İş sağlığı ve güvenliği sıfır.

Öğlen yemeği yiyebilecek yer yok.

İşçiler sabahın köründe evlerinden çıkıp, gecenin karanlığında evlerine varıyorlar.

Yemeği yedikten sonra yorgunluktan sızıp kalıyorlar.

Aldıkları para 1800 lira, o da 10 yıllık tecrübeli teknik elemanlara.

Gerisini varın siz düşünün!

İşten atılan Muğla Tüvtürk işçileri er yada geç kazanacaklar.

Çünkü direniyorlar.

Direnenler kazanır, direnmeyenler çürür!

Tüvtürk Muğla İşçileri yalnız değildir!

Şair Adnan Yücel’in şiirinden bir alıntıyla bitirmek istiyorum yazımı.

‘Saraylar saltanatlar çöker

kan susar bir gün

zulüm biter.

menekşelerde açılır üstümüzde

leylaklar da güler.

bugünlerden geriye,

bir yarına gidenler kalır

bir de yarınlar için direnenler...’

İşçiyiz haklıyız kazanacağız!

Direne direne kazanacağız!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-19/11/2018

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500