Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
ZEYTİN KONUŞMALARI
Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ...

ZEYTİN KONUŞMALARI

Bu içerik 622 kez okundu.

Konuk: Atilla TOTOŞ (Zeytindostu Derneği Genel Sekreteri)

Söyleşi: Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ

Soru: Zeytin hasat şenliklerinin düzenlenilmesi niçin önemlidir?

AT: Biz bu tür etkinliklerin faydalı olduğunu düşünüyoruz. Bilhassa kısa vadede üreticinin dikkatini çekecek bir iş olarak ortaya çıkıyor. Düzgün hasat tekniklerinin anlatıldığı, bu tekniklerin uygulanmasıyla, ortaya çıkan zeytinyağının kalitesindeki değişimin gösterildiği, içinde eğitimlerin olduğu ve algısı açık insanlara yol gösteren eylemler olarak ortaya çıkıyor. O açıdan zeytin hasat şenlikleri yerel için gerçekten önemli.

Diğer tarımsal ürünlerin dışında zeytinyağının şöyle bir durumu var. Zeytinyağını sağlık için kimyasal işlem görmemiş bir gıda olarak beslenmede sofrasında görmek isteyen insanların sayısı ülkemizde artıyor. Bu şenlikleri ile bölgelerinde yavaş yavaş isimleri duyulmaya başlıyor. Bu durum tüketicilerin de dikkatini çekiyor. İyi ve doğru üretilmiş zeytinyağını üreten üreticilerle bunu tüketmek isteyen tüketicilerle bir anlamda buluşma noktası oluyor, bu tip şenlikler.

Kendini yenileyen şenlikler, devam eder, yenilemeyenler ise söner gider. Burada kendini yenileyen bir şenlik programının olması gerekir ki üretici ve tüketicinin ilgisi o bölgede sürekli olsun…

Soru: Türkiye’de kaç yerde zeytin hasat şenlikleri düzenleniyor?

AT: Sanıyorum 10’un üzerinde. Bunlardan 3-4 tanesi daha etkin olan şenlikler. Bu şenlikler, yoğun olarak Körfez bölgesinde görülüyor. Ayvalık şenlikleri çok iyi geçer. Ayvalık’ın avantajı şenliklerin geçmişinin orada çok eskiye dayanması, süreç içinde kurumsallaşması ve bir de bu sene nasıl daha iyi yapabiliriz şeklinde bir anlayışa sahip olunmasıdır. Tüm şenlikler aslında bu temel üzerinde yürütülmelidir. Bu sayede Ayvalık tüm Türkiye’de kendini duyurmuş şenliklerden birisidir. Sektörde olanlar, bunu çok iyi bilirler. Diğer şenlik yapılan yerler şöyle: Mersin-Mut, Çanakkale, Milas (özellikle Milas, ilk iki yıl Türkiye’de çok iyi ses getirdi), Urfa, Adana, Akhisar… Bu tip şenlikler daha çok lokal kalıyor. Basın bunların bir-iki tanesini önemsiyor, diğerlerini ulusal medya çok önem vermiyor.  Bu şenliklerin giderek sayısı artıyor.

Soru: Şenliklerin zeytin ve zeytinyağı üreticisi üzerindeki etkileri nedir?

AT: Şenlikler zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin buluştuğu bir yerdir, başlangıçta… Tabi bu organizasyon komitesinin yerele ne kadar hâkim olduğuyla ilgilidir. Birinci özelliği bu. İkincisi geçen bir sene içinde olan yenilikleri orada öğreniyorlar. Şenlik komitesi sadece eğlence amaçlı yapıyorsa bu şenlikleri, etkinlik biraz zayıf oluyor. Düzenleme komitesi bunu birtakım bilimsel verilerin aktarıldığı, insanların uyarıldığı bir iş hâklinde gördükleri yerde eğitim temeli olan bir yapıya da bürünüyor. Bu nedenle şenlikler kıymetli. Bizim birçok insanımızın bilmediği yerlerde de zeytin olduğunu kamuoyu duyuyor. Tane zeytin ve zeytinyağının üreticiden alınması ve hatta gıdanın doğrudan üreticiden alınması gibi bir eğilim de son yıllarda doğdu. İşlenmiş gıdalardaki sıkıntılardan uzaklaşabilmek için doğrudan üreticiye ulaşma isteğinden kaynaklı bu…

ŞENLİKLERİN MİLAS’A KAZANDIRDIKLARI

Soru: Bu şenliklerin Milas’a katkısı nedir?

AT: Bu şenliklerle Milas en dikkat çekici performanslardan birini sergiledi. Bunda Zeytindostu Derneği’nin burada bulunmasının da bir miktar etkisi olduğunu düşünüyorum. Milas’ın şenlikler başlaya kadar markası 10 civarındaydı. Bugün 45’in üzerinde markası var.  Ödüllü firma sayısı bir taneydi. Bugün 5-6 civarında olduğunu biliyorum. Milas, bu şenliklerden en çok yararlanan ilçelerden birisi. Ancak yine hak ettiği yerde değil. Çünkü şenlik yapılan birçok yerden daha fazla zeytin potansiyeline ve çok eski bir kültüre sahip, Milas. Antik çağlarda bu yana Milas’ta zeytin ve zeytinyağının varlığı biliniyor. Milattan Öncesinden, buranın, Akdeniz havzasında zeytinyağı ticaretine etkisi biliniyor. Bu bölge aslında daha çok ön planda olmalıydı, şimdiye kadar.

Soru: Milas Zeytin Hasat Şenliklerinin üretici üzerinde bilinç ve farkındalık yaratma etkisi oluyor mu?

AT: Milas’ta oluyor. Diğer bölgeler için aynı şeyi söyleyemeyiz. Çünkü biz zeytin dostu olarak, bu etkinliklerin içinde sürekli olarak varız. Arkadaşlarımız zeytin dostu tişörtlerini giyerek, tüm etkinliklerin içinde görev alıyorlar ve pozitif ve doğru bilgileri aktarıyorlar. Bir yandan da biz mutlaka bir “duyusal analiz” eylemi gerçekleştiriyoruz. Şenliğe gelmiş tüketicilere doğru zeytinyağı nedir, bilgisini aktardıktan sonra, doğru memecik yağının tadı konusunda da bilgi veriyoruz. Bu, bölgede fark oluşturuyor.

Soru: Bugüne kadar yapılan 4 şenlik var. Bu sene 3-4 Kasım 2018 tarihinde 5.’si yapılacak. Önceki şenlikleri değerlendirdiğimizde, bugün gelinen nokta nedir?

AT: Milas şenlikleri aslında en çarpıcı olan şey şu: zeytinyağındaki marka sayısının 45’e çıkması, bu şenliklerin en pozitif göstergesidir. Buradaki üreticilerin yavaş yavaş özgüven kazandığını gösteriyor.  İkinci bir işimiz var; coğrafi işaret uygulaması. Coğrafi işaret uygulamasının altyapısını, Zeytindostu Derneğinin önerileriyle şekillendirdi MİTSO. Bunda da ne kadar doğru yaptığını görüyoruz. Neden? Bu kadar çok üretimin olduğu bir yerde, sadece 3 ya da 4 kişi kullanabiliyor. O kalitede yağa sahip 3-4 kişi. Coğrafi işaret özelliklerine uygun olarak.

-Neden böyle?

-Demek ki diğer üretimler henüz o kaliteye ulaşamamış. MİTSO’nun, Ziraat Odasının, İlçe Tarım Müdürlüğünün, Kaymakamlığın; coğrafi işarete uygun üretim yapan markaları ayyuka çıkarması ve bunların satışlarını desteklemesi lazım. Bu neyi sağlar? Markalaştık, birinci aşamayı geçtik. Şimdi kaliteye doğru yürümemiz lazım. Bunun için de hediyesi olması lazım çabanın. Çabanın hediyesi coğrafi işarettir. Coğrafi işaret alanlara bir hediye daha vermemiz lazım; sürdürsünler… Bu markaların reklamının Milas’ın bütünü tarafından yapılıyor olması. İşte bunu yapmamız lazım. Şenliklerin en çarpıcı yönü, coğrafi işaret kullananların övülmesi, gökyüzüne çıkartılması ve birer yıldız gibi sunulması gerekir şenliklerde. Abartılması, çok abartılması gerekir. Diğer üreticiler, önce kızarlar, tepki gösterirler ama kaliteyi yakalamaları için bir dürtü olur bu onlar için… İnsanların Milas’a çekecek olan da bu kalite anlayışıdır zaten… Milas şenliklerinde bizim en büyük kazanımımız, düzgün ürün yapan üreticilerin bunu her sene tekrar etmelerini görmüş olmamızdır. Kalitenin sürdürülebilirliğini ispatlamışlardır.

-Sektörde, eskiden Milas zeytinyağları rafinerilik olarak değerlendirilir, pek kabul görmezdi. Bu anlayış değişti mi?

-Halâ öyle! Her ne kadar nitelikli ürün yapan firmaların varlığı bilinse bile halâ rafinasyonluk veya gelir geçer sıradan natürel sızma zeytinyağlarının çıktığı bölge olarak görüyor. Toptan bir kalite artışından söz etmemek mümkün değil. Milas’ta bu ilerleme gözle görülüyor. Uluslararası niş pazarlara ürün verecek şekilde bir değişim yok! Bunun hızla geliştiğini söyleme te şu anda pek mümkün değil. Ama bu konuda Milas yavaş yavaş değişiyor…

TAĞŞİŞ KONUSU

-Ne yapılması lazım bu konuda, ev ödevi nedir Milas’ın?

-Özellikle fabrika sahiplerinin ve ustabaşılarının, sık sık tadım eğitimi almaları ve duyusal analiz yöntemiyle zeytinyağı üretimi mantığının öğretilmesi gerekir. Bunu yaptıktan sonra markalaşma sürecinde, her yağın şişeye konulmayacağını anlatmak gerekir. Çünkü sektör, kusurlu yağları kusursuz yağların içine bir miktar katarak (%5-10 gibi), rafinasyona gidecek yağı, mükemmel tadı olan yağla karıştırıp, ucuza yağ satmaktansa, onun içine karıştırarak, satmayı tercih ediyor. Milas’ta da bunu yapanlar var. Bu bir anlamda, tağşiştir…

-Bu durum her yerde oluyor mu?

-Türkiye’nin her yerinde yapılıyor. Bundan vazgeçerse insanlar, iyi olur. Bu, zeytinyağının kalitesini düşürüyor, kötü imaj yaratıyor o yer için. Türkiye’de zeytinyağı algısının yabancı ülkelerden daha aşağı olmasının ana nedeni budur… Bölgelerdeki üreticilerin bunu yapmaktan vazgeçmeleri gerekir. Bu şenliklerin en önemli çıktısı, markalaşma sürecini destekliyor olmasıdır.

-Şenliklerde eksikliği hissedilen şey nedir?

- Milas, Türkiye’nin sayılı üretim bölgelerinden birisi… Muğla’nın en güçlü bölgesi. Büyüklük, hacmi büyük olmakla olmaz. Büyüklük, niteliğin büyük olmasıyla kendisini gösterir. Nitelik dediğimiz zaman, sadece kalite girmez bunun içine. Açalım bunu… Bölgeyi, Milas’ı konuşuyoruz. Sadece zeytinyağını değil. Milas, önder, lider olmalıdır. Kendisini anlatan, diğer bölgeleri yok sayan bir kısıtlı görüş açısına sahip bir anlayış, Milas’ı lider yapmaz. Milas, memecik bölgesini kucaklayan ve hedeflen bir liderliğe soyunmalıdır. Sadece Milas özelinde kalmak, Milas’ı parlatmaz…

ŞENLİKLER BÖLGESEL OLMALI

-Bunu biraz açalım…

- Milas, memecik bölgesinin tamamını çekecek bir şenlik yapmalı; bunu Milas Zeytin Hasat Şenliği olarak değil Memecik Zeytini Şenlikleri diye yapmalı… Şenlik bu sene Milas’ta ise seneye Çine’de olmalı, bu şenlikler memecik zeytinleri bölgesinin tümünü kapsamalı… Her yıl bir şenlik olmalı ve o muhteşem olmalı… Bunun yurt dışında yansımaları olacak şekilde düşünülmelidir. Milas ve memecik bölgesi bu kapasiteye sahiptir. Başka bölgeleri anlatırsak, müşteri oraya kaçar korkusundan kaynaklı olarak, müşteriyi Milas’a hapsedelim, kısır esnaf düşüncesiyle yaklaşıldığı zaman; hem Milas şenlikleri istenildiği şekilde gelişemiyor hem de memecik bölgesine bir yararı olmuyor. Böyle olduğu zaman memecik bölgesinden destek alamıyor.

- Yani bu tür şenliklerin dar alandan çıkıp daha geniş bir alanı mı kapsaması gerekiyor?

- Tabii… Böyle olursa iyi olur.

MİLAS’IN ÖNDERLİĞİ

- Bu düşüncenizi/önerinizi somutlaştırmak gerekirse, ne diyebilirsiniz?

- Milas bu konuda önderlik yapmalıdır. Bütün memecik bölgesini ayağa kaldıracak projelerde, önce Milas demeden ve hiçbir bölge önce ben demeden değişik bölgelerde bu şenlikler tekrarlanılmalı, hatta bir dizi etkinlikler olmalı. Bir haftalık etkinliklerde bir gün Milas’ta bir gün Çine’de, bir gün başka yerde…  Bütün bölge bu şenlik etkinlikleriyle şenlendirilmelidir… Bu muhteşem olur ve ilgiyi memecik zeytini ve zeytinyağına çeker… Bir örnek vereyim. Toskana İtalya’da bir bölge. Milas’tan kat kat büyük bir yer. Adam, Toskana’da ne yaparsa yapsın Toskana’yı, havzayı, bir bölgeyi anlatıyor. Toskana’daki bir kasabayı, noktasal bir yeri anlatmıyor. Memecik bölgesini anlatıyor; öyle düşünün…  Diyelim ki memecik bölgesini anlattığınız zaman; memecik zeytin ve zeytinyağının tarımsal üretimi kalitesi diğer ürünlere de yansır. Bu bölgede bir ürün belli bir kalitedeyse ister istemez bu bölgedeki diğer ürünlerin kalitesi de artar. Örnek vermek gerekirse; bilimsel veriler ışığında, üretim yapılan memecik zeytinlerinin altında otlayan ineğin sütü de kaliteli olur. Toskana bölgesine gittiğiniz zaman, sadece zeytini kıymetli değildir; sütü, peyniri, elması, armutu da kıymetlidir.

- Bunu için ne yapmak lazım?

- Bütüncül yaklaşmak, herkesi kucaklamak lazım. Bu da büyük bir yürek işi. Biz zeytinde bunu başarırsak diğer tarımsal faaliyet kollarına da örnek oluşturabiliriz. Bak memecik bölgesinde zeytin ve zeytinyağı için böyle yapılmış, başarılı olmuşlar; gelin biz de bu konuda onlar gibi yapalım diyebilirler…

BÖLGESEL OLMANIN YARARLARI

- Bunu süt üretiminde yapabilir miyiz?

- Zeytinyağında ayağa kalktığımız zaman, bunlar da bu bölgeden çıkıyor dediğimiz tüketiciye cazip gelir o ürün. Organik süt nasıl üretilir? Bunun altyapısını, organik zeytinlikleri ortaya çıkardığımızda kurmak zor mudur? Önemli olan çok miktarda süt üretmek değil, nitelikli süt üretmektir. O organik zeytinliklerin arasında otlayan hayvanların çok değil ama nitelikli süt verdiğini ve bu sütü başka sütle karıştırmadığımızı gösterdiğimizde, bunu samimiyetle uyguladığımız zaman, Türkiye’nin en büyük organik süt üreten bölgesi olabiliriz.  Yeter ki bunu bir program çerçevesinde yapalım.  Bizim yoz ineklerimizin sütünün lezzetli olduğunu köylü bilir. Bu, yem yemediği, ot yediği için lezzetlidir. Hayvana yem ver, sütün tadı bozulur. Bizim elimizde değerli bir kaynak var, biz bunun biraz çalışmasını yapsak, zaten zeytinde çalıştık, bölgeleri organiğe çevirdik. Bunun altında gezen tavuğu da, ineği de, koyunu da işaretlediğimiz zaman sadece zeytin değil bütünüyle tarım politikamız değişir.  İşte bizim Milas’ta görmek istediğimiz şey, kalitenin yükseltilmesidir…

MARKALAŞMA NASIL OLMALI?

- Bize markalaşmadan söz eder misiniz? Doğru markalaşma nedir?

- Doğru markalaşma ürünün niteliği üzerinden olmalıdır ama imaj yönetiminde, yurt dışında, bölgeyi işaret edecek şeyler kullanılabilir… Yurt içinde bize ait olduğu düşüncesini destekleyecek ve bizim dışımızdaki bölgelerde, “evet biz bunu yapabiliyormuşuz, bizim de bu nitelikte üreticilerimiz var, biz x ülkesinin ürününe muhtaç değiliz” düşüncesini destekleyecek tarzda markalaşmamız gerekir…

- Etkili marka ismi nasıl olmalı?

- Üç-dört harften oluşmalı ve Türk insanının kültüründe var olan bir obje olmalı. Bizim dilimize ve bizim kültürümüze yakın ve sıcak olmalı. Ana mantık budur. Uzun bile olsa, telaffuz ve akılda kalma kolaylığı olmalı… Marka seçimindeki ilk şey senin insanının bildiği bir şey olmalı, onu çağrıştırmalı… İnsanlar senin markanı “neydi neydi” diye saatlerce düşünmemeli…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500