Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
Satranç mı, Tavla mı?
Erhan AYAZ...

Satranç mı, Tavla mı?

Bu içerik 329 kez okundu.

Uluslararası İlişkiler tarih, hukuk, ekonomi, sosyoloji, toplumsal psikoloji, medya gibi bir çok farklı disiplinden beslenen bir alandır. Bahsi geçen bu farklı alanlarla birlikte uluslararası ilişkilerin kendi düşünsel sistematiği vardır. Bu durumda uluslararası ilişkiler teorilerini bilmek çok önemlidir. Teorisini bilmediğiniz alanda bir olgunun-durumun analizini pratikte yapmakta zorlanabilirsiniz. Hatta bu zorlamanın sonunda gayri-ciddi sonuçlara varırsınız ki konunun önemini sorgulatabilirsiniz. Olgunun yada durumun öneminin sorgulanır bir hal almasında yaptığınız yorumlar sizi doğru sonuçlara götürmez.

Günümüzde sosyal medyanın da etkisiyle aşırı politizasyon halini de göz önüne alırsak televizyon, radyo, gazete gibi geleneksel medya araçlarının yanında sosyal medyada da en fazla konuşulan, tartışılan konuların başında siyaset ve uluslararası siyasi konular gelmektedir. Ancak bu tartışmaları yaparken bilgiden ziyade duygusal ya da ideolojik davranma şekli şu günlerde hakim analiz şekli olmaktadır. Her alanda olduğu gibi uluslararası ilişklerin de popüler versiyonu vardır.  Bu tartışmalar bu şöhrete katkı vermektedir, ancak tartışılan konuları uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde değerlendirmek mümkün olamamaktadır. Bu tartışmaları uluslararası ilişkilerin popüler versiyonu olan jeo-politik tartışmalar olarak yorumlamak daha doğru olacaktır. Jeo-politiğin en önemli örneğini ise satranç tahtasına benzetmek mümkündür.  Zbigniew Brzezinski'nin "Büyük Satranç Tahtası" adlı eserini okumak bahsi geçen değerlendirmelerin analiz niteliğini geliştirmek açısından çok faydalı olacaktır.

Brzezinski'nin "Büyük Satranç Tahtası" adlı eseri aslında küresel sistemin önceki öngürebilir hali içerisinde oluşturulması gereken stratejiler için bir başucu eseridir. Jeo-politik tartışmalar yapmayı günümüzde hemen herkesin hoşlandığı bir durumdur. Ancak bu tartışmaları yaparken Brzezinski ya da diğer önemli stratejistler gibi yani bir satranç tahtasında oyun oynamak gibi yapmakla, gelecek zara bağlı şekilde oynanan tavla oynar gibi yapmak arasında takdir edersiniz ki çok büyük bir fark vardır.

21. yüzyılda artan popülizm ve milliyetçi söylemlerle birlikte bu gibi analizler artık değerli olabilmekte hatta ve hatta tavla oynar nitelikte analiz düzeyini çeşitli güzellemelerle strateji (aslında strateji yoksunluğu) haline getirenlerin dışişleri bakanı dahi olabildiklerini görmekteyiz. Bu durumda sosyal medyada, iliştirilmiş medya organlarında, yeterliliği sorgulanır kişilerin konuşmacı olduğu televizyon ekranlarında yapılan strateji tartışmalarının satranç oyunundan ziyade tavlaya benzemesini yadırgamamak lazım. Dün İphone kıranlar rakibin neredeyse tüm kapıları almış olması ile birlikte sürekli "gele" atmalarından dolayı bugün telefonlarını kırdıklarılya kaldılar. Bu yüzden dış politikanın  ve küresel siyasetin değişen dinamiklerinde işi gelecek zara yani şansa bırakmamak için doğru stratejik adımları atabilmek gerekir. Stratejide şansın ya da hilenin (Örneğin zar tutmak) yeri yoktur.   

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500