Advert
Advert
Advert
EĞİTİMİN 2023 VİZYONUYMUŞ!
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

EĞİTİMİN 2023 VİZYONUYMUŞ!

Bu içerik 1320 kez okundu.

Dün MEB ve CB, eğitimde 2023 “vizyonu”nu açıkladı. Söylem ve eylemleriyle Cumhuriyete karşı olanların “2023”ten ve “dava”larından ne kastettiklerini kendileri açıkça söyleyemese de toplumun yarıdan fazlası çoktan anlamış durumdadır.

Bu köşede eğitim sistemimize ilişkin çeşitli yazılar yazdık. Bir ülkedeki eğitimin içeriğini ve yöntemini, “iktidar”ların ideolojik olarak “nasıl bir insan istediği” temelinde oluşturulan eğitim felsefesi şekillendirir. Bu “dava” sahiplerinin nasıl bir insan istedikleri daha önce defalarca ilan edilmiştir: “Kindar ve dindar nesil”, “bilimin ve okumanın zararlı cahilliğin ve ‘ilim’inse ‘en iyisi olduğu”, “batının bilimi yerine ‘değerler’in öğretilmesi gerektiği”, “sorgulayan ve araştıran yerine itaat eden bir gençlik” vs… Hedef bellidir ve eylemler de buna uygundur: Bilim yuvası olması gereken üniversitelerde, binlerce akademisyenin atılması; liyakatsız ve hatta profesör olması gerekmeyen rektörlerin atanması; Osmanlı kıyafetleriyle poz veren, küçük çocuklarla evlenmekten, Nuh’un elinde 21. Yüzyıl aletleri vardı, gece ve gündüz varlıklarının savaşından söz eden –fetva veren- ve abuk açıklamalar yapan “akademisyenlerin” doldurulması; TÜBA ve TÜBİTAK’ın yok edilmesi; anaokulu çocuklarına hafızlık dersleri verilmesi; cemaatlerin MEB’in bir parçası olması; imam hatip okullarının yaygınlaştırılması; vs vs. Tüm olanlar o kadar açık ki, istatistiki tablolar ve kaynaklar göstermeye hiç gerek yok.

“2023 vizyonu”nun içinde olanlar kısaca şöyle: Ders saatleri azaltılacak, sınavlar tedricen kaldırılacakmış (oh ne güzel, zaten çalışmadan geçen çocuklarımızın ve velilerinin alkışları alındı); sözleşmeli öğretmenlik de olur mu diye bakılacağına, sözleşmeli öğretmenliğin süresi azaltılacakmış (oh ne güzel, onlardan da oy gelsin); ataması bir sendikadan geçen ve öğretmen-yönetici niteliği açısından elden geçirilse hiçbir müdürün kalmayacağı okullarımızdaki müdürlerde liyakat aranacakmış; çocuk ve genç etkileşimi açısından bakılmadan (kontrol ile tektip çocuk yetiştirme amaçlı mı bilinmez), okulların mimarileri ilk-orta-lise bir arada olmak üzere düzenlenecekmiş; tüm dünyadaki eğitim birikimine aykırı bir şekilde önce müfredat belirlemek yerine, önce öğretmen yetiştirip (neye göreyse) sonra müfredat hazırlanacakmış; öğretmen nasıl yetiştirilecekmiş, “pedagojik formasyon şartını kaldırıp, nasıl ve kimler tarafından verileceği açık olan MEB tarafından “bu” eğitim verilecekmiş…

YÖK, TÜBA, TÜBİTAK, MEB, üniversitelerimiz, tüm okullarımız ortaçağ zihniyetine (özür, “dava”larına) sahip cemaatler tarafından işgal edilmiş durumda… 4+4+4 ucubesi, çocuklarımızın okullaşma oranını düşürmüş, çocuk “gelin”lerin sayısını artırmış, okula erken başlayan çocuklarımızın başarılarında ciddi düşüş ortaya çıkmış durumda… Uluslar arası sınavlarda çocuklarımızın durumu ortada… Üniversitelerimizin, dünya üniversiteleri içindeki yeri ortada…

ME Bakanının şahsı hakkındaki görüşlerimi saklı tutarak şunları söylemek istiyorum:

Bu “vizyon”da eğitim felsefesi nerede? Varolan eğitim felsefesi (“kafa”) değişmeden, bilim yerine “ilim”, araştırma sorgulama yerine itaat getiren, çocuğun bilişsel gelişimine uygun olmayan abuk dersler koyan “kafa”, yani eğitim felsefesi ne olacak? Devam! Hem de “yeni halkalar ekleyerek”… Hangi dersler çıkarılacak da ders sayısı azaltılacak? Varolan hemen hemen tüm eğitim yöneticisi kadroları değişecek mi? Nitelikli öğretmenler, akademisyenler ya atıldı ya “içeride” ya da emekliliğini istedi, onları bu parti elemanı gibi çalışan yöneticilerin yerine geri getirebilecek misiniz? MEB’in tüm hücrelerine sızmış, onu ele geçirmiş, çocuk tacizleriyle sabık cemaatlerle sözleşmeleri vb iptal edebilecek misiniz? Üniversiteler gerçekten özerk olacak, özgürce çalışacak ve kendi yöneticilerini seçebilecekler mi? Okunmuş pirinç vb projeler hazırlayarak mı dünyayı yakalayacaksınız? Eğitimin ticarileşmesi son mu bulacak? Çağdaş, laik ve bilimsel kafalar olmadan ne yapacaksınız, bu neyin “vizyonu”?

Şapkadan kimse tavşan çıkmasını beklemiyordu, çünkü şapka sahibi öyle istiyordu. Gerçekte ne şapkanın ne de tavşanın olmadığı bir eğitim sisteminden yetişen kuşaklar, inanın ileride sizi hiç affetmeyecekler.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Caner Ekici     0000-00-00 Gurur duyuyorum seninle... İyi ki benim dayım olmuşsun.