Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
YALAN!
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

YALAN!

Bu içerik 651 kez okundu.

Nerden çıkarıyorsunuz, kriz mriz yok! Bunlar dış güçlerin uydurması, manipülasyonu.

480 milyar dolar borç bir tevatürden ibaret! İthalatın ihracattan fazla olduğunu kim söyledi ki, üstelik biz sadece ihracattaki artışı açıklıyoruz.

Dolar altı ayda iki katına çıkmışmış, bize ne ki size ne olsun, benzinciden mazotu dolarla mı alıyorsunuz?

Saman, un, şeker, mercimek, şarbonlu et, petrol, doğalgaz, sayın sayabildiğiniz kadar hemen her şeyi dışarıdan dolarla alıyorsak kime ne? Dolarımız var ki alıyoruz. Hem çiftçi de bunları pahalıya üretmeyiverseydi…

Benzine, mazota, doğalgaza, ekmeğe, süte, bilumum ne varsa zam yok, fiyat ayarı var! Şizofrenler gibi halisünasyonlar görmeyin.

Burası Türkiye Türk Lirası geçerlidir; geçmediğiniz köprülerden dolar karşılığı ücret alındığı yalandır; köprüden bir geçin vallahi Türk Lirası aldıklarına tanık olacaksınız.

Amerikan mallarını boykot ettiğimiz doğru değildir, bakın hemen ardından oradan un bile almaya başladık; neymiş efendim, onlardan her şeyi dolarla alıyormuşuz; yalan; onları biz üretiyoruz.

İşsiz gencin kendisini yaktığı, çocuğuna okul giysisi alamayan babanın canına kıydığı, üreticinin ürününü yaktığı, fuhuşun arttığı, hırsızlığın tavan yaptığı külliyen yalandır. Hayal görüyorsunuz, hepsi psikolojik.

Tüm dünyanın bizi kıskandığı havalimanımızda çalışan işçilerin öldüğü, ücretlerini alamadıkları, hepsi uydurmadır; onlar FOTÖcü, DKK’lı, MYK’lı, olmadı belki SGK’lıdır, teröristtir, vatan hainidir; zaten onlar bizim şirketlerimizin elemanı da değildir…

Fabrikaların kapandığı, esnafın iflas ettiği, işsizliğin arttığı, hepsi ama hepsi dış güçlerin uydurmasıdır. Rasyonel değil, psikolojiktir.

Ormanların oteller için yakıldığı yalandır; bakın hemen karşılarına koca koca panolarda “Ormanı-yeşili koruyoruz” diye yazmıyor muyuz? Daha ne istiyorsunuz?

Şeker fabrikalarını, limanları, ovaları-dağları, madenleri, ne varsa onu sattığımız doğru değildir; bakın hepsi de halâ Türkiye toprakları içinde değil mi, hangi şeker fabrikası yurtdışına çıkarıldı ki!? Eee, hani yalan da söylemedik, “babalar gibi satacağımızı” söyledik ve sattık, siz de bize bunun için oy vermediniz mi?

Sağlığın özelleştiği de yalandır; biz değil miydik “herkese ücretsiz sağlık hizmeti vereceğiz” diyen? Bize nasıl inanmazsınız?

Eğitim çökmüşmüş, hadin oradan! Artık her sokakta bir tarikat okulu yok mu, var! Hem “bize okumuşlar gerekli değil, okumuşlar hep başa bela” demedik mi? Bakın ne güzel kuzu kuzu kuzucuklar yetiştiriyoruz.

Çocukların tarikat yurtlarında yandığı, çocuklara tecavüz edildiği de birer iftira! Dış güçlerin bir oyunu.

Reyhanlı’da, Ankara Garı’nda, Suruç’ta, İstanbul’da bombalarla yüzlerce insanın öldürüldüğü de yalan. Doğruysa da onlar “kokteyl örgütlerin” işidir.

Akademisyenlerin işten atıldığı, içeriye tıkıldığı da yalan. Neymiş o “barış, marış”, onlara mı kaldı?

Gazetelerin kapatıldığı, gazetecilerin içeriye atıldığı da iftira; bakın 15 gazete birden aynı manşeti atıyor, daha ne olsun! Böyle birlik ve beraberlik içinde olun ha, ona göre!

 

Saray da yalan, uçaklar da yalan, zaten bu dünya da yalan… Üstelik yalandan kim ölmüş ki!?

 

Küçük bir çocuğun, “Kral çıplak!” diye bağırması da zaten bir hikâye değil mi ki!?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500