Advert
Advert
Advert
YATAĞAN FACİASI-5
Kemal ÖZCAN...

YATAĞAN FACİASI-5

Bu içerik 416 kez okundu.

Sevgili dostlar önceki yazımda santraldeki galerinin çökmesinden sonra,

basında çıkan bazı yalan yanlış, aslı astarı olmayan, toplumu bilgisizce yanıltan,

tedirgin eden  açıklamaları gündeme getirince iddia sahipleri tarafında sosyal medyada linç girişimi başladı.

Olağanüstü bir gerginlik, stres ve  panik havası yaşandı.

Yavuz hırsız ev sahibini bastırdı.

Böyle yazmamın altında başka nedenler arandı.

Öyle ki, ahlakım, siyasi çizgim, öyküm(?), kuyruk acım(?), sendikal temsiliyetim, düzen içiliğim sorgulanmaya başlandı.

Birileri eksik, yetersiz bilgiyle kamuoyunu kandıracak biz susacağız, yok öyle yağma!

Ta ki özelleşinceye kadar birçok ölümlü iş kazası olmasına rağmen, olmadı demek herkesin harcı değildir.

Herkes haddini bilerek konuşacak!

Konuşan eski sendikacıysa iddiasını yeni şube yönetimiyle paylaşacak.

Ondan sonra tezkip etmesi gerektiğisöylenince celallenmeyecek.

Mesele hidrojen değilmiş, gündemde kalmakmış!

Neyse dostlar bu vesileyle büyük başkanımızın seviyesini de,uslubunu da herkes bir kez daha görmüş oldu.

Mesele hidrojen değilmiş!

Ben meselenin hidrojen olmadığını ta başından beri biliyordum zaten.

Mesele, şu anda içinde bulunduğu siyasi oluşuma ‘ben varım, ben daha ölmedim’ mesajları vermek.

Onun tek derdi, tek amacı var şu anda temsil ettiği siyasete malzeme temin etmek.

Şimdilik önceliğim şu başladığım yazıyı bir sonuçlandırmak.

Daha sonra tüm ithamlara derli toplu bir cevap vermeyi düşünüyorum.

Her 6 saatte bir, bir emekçi kardeşimiz hayatını kaybediyor.

Bu konuda Avrupa’da rekor bizde, dünyada hatırı sayılır bir yerdeyiz.

Facianın nedenlerine gelince, birden çok neden sıralamamız mümkün.

Öncelikle kendimizde eksik olanlardan başlamak istiyorum.

Biz çalışanlarda müthiş bir farkındalık eksikliği var.

Tehlikeleri fark etmiyoruz, edemiyoruz, baksak da görmüyoruz göremiyoruz.

Fark etsek de haberdar etmiyoruz.

Mesela bazı sistemlerde elektronik devreler, sensörler kullanılır.

Neden biliyor musunuz?

Bir tehlike anında sirenleri çaldırsın veya sistemi durdursun diye.

Soma’da yaşanan katliamda bu sensörlerin ne kadar önemli olduğu anlaşıldı.

Karbon monoksit gazını önceden algılayan sensörler zırt, pırt ötüyor,

üretimi engelliyor diye devre dışı bırakıldığı için katliam kaçınılmaz oldu.

İşte aslında çalıştığımız birimlerde bizlerde birer canlı sensörüz.

Ancak işletme körlüğü ve özgüven denilen sonradan edindiğimiz alışkanlıklar bu sensörlerimizin çalışmasını engelliyor.

‘Bir şey olmaz’ diyerek bodoslama çalışıyoruz.

Farkındalık konusu önemli ve bu konuda ciddi eğitimler verilmeli, verilmesini sağlamalıyız.

Kimlere verilmeli bu eğitim?

İşyeri sınırları içinde bulunan mavi yaka, beyaz yaka tabir ettiğimiz herkese.

Farkındalık konusu önemli.

Biz her türlü kişisel koruyucularımızı kullansak bile çalıştığımız ortam güvenli olmadıktan sonra,

tehlike devam ediyor demektir.

Tehlikenin farkına kimler varmalı?

O bölümde çalışan, temizlik yapan, bakım yapan ve işletmesini yapanlar, teknik elemanlar, o bölümden sorumlu olanlar.

Bir de geçen yazıma örneklerle yorum yaparak katkı veren Murat Bekem başkan

ve Kemerköy Termik Santralinden  Murat Kaçak arkadaşımız,

‘İSG uzmanları maaşlarını işverenden aldıkları sürece bu tür facialar yaşanır’ demişler.

Doğru bir tespit.

İSG uzmanları maaşlarını işverenden değil, oluşturulacak bir fon vasıtasıyla devletten almalıdırlar.

Hatta ben daha ileri gideyim bu fonun yönetimi sendikalarda olmalı.

Evet dostlar çöken galeri 36 yıl önce işletilmeye başlandığında küreklerle temizlik yapılıyordu.

Her vardiyanın sonunda dökülen kömürler kürek yardımıyla yeniden bandın üstüne atılıyordu.

Bir arkadaşımız vardiya sonunda kürekle temizlik yaparken,

bir an dalgınlıkla elindeki küreği banda kaptırmış ve kendisi de tuttuğu kürekle birlikte,

çalışan bandın dönem tamburuyla şutu arasında sıkışarak can vermişti.

İşteo kazadan sonraki yıllarda kürekle temizlik yapma işinden vazgeçildi.

Basınçlı su boruları, hortumlar çekilmeye başlandı.

Galerinin bir başlangıç noktasına, bir de ilk ayağının altına yıkama sırasında akan kömür ve suyun birikmesi için derin çukurlar kazıldı.

İşler epey kolaylaşmıştı.

Onlarca insanın yaptığı işi bir kişi tek başına yapabiliyordu.

Suyu tut temizle, sonra da dolan çukurlar suyunu çekince kepçe ve kamyonla boşalt.

Evet o gün  galerinin suyla temizlenmesine karar verenler, galerinin işletme talimatlarına aykırı hareket etmişlerdir.

Şimdilik Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-02/09/2018

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500