Advert
Advert
Advert
GÜLLÜK NE DURUMDA?
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

GÜLLÜK NE DURUMDA?

Bu içerik 719 kez okundu.

Doğanın bir ürünü ve parçası olan insan, çevreyi değiştirme gücü ve açgözlülüğü sonucunda ne yazık ki içinde yaşadığı doğayı ve dolayısıyla da kendini hızla yok etmektedir. Dünya kapalı bir yaşam alanıdır, üzerindeki her şey birbiriyle etkileşim halindedir; üretilen pislikler Dünya üzerinde kalmakta ve yaşam için gerekli olan denge hızla bozulmaktadır. Küresel ısınma artmakta ve iklimler değişime uğramaktadır ve yakın gelecekte de üzerinde yaşanmaz hale gelinecektir.

Güllük Körfezi de bu gezegenin güzel bir parçasını oluşturmaktadır. Körfezde yer alan iki değerli lagün Bargilia (Tuzla) ve Dalyan, bölgenin hayvan (fauna) ve bitki (flora) çeşitliliğine ev sahipliği yapmaktadır. Deniz akıntısı Bodrum yönünden Güllük yönüne doğu kıyısı, Dalyan’dan da tekrar batı kıyısından Bodrum yönüne doğru sirkülasyon yapmaktadır ve sirkülasyon deniz fauna ve florası için son derece önemlidir. Burada yaşayan halk ise, ağırlıkla geçimini zeytincilik başta olmak üzere tarım ve balıkçılık başta olmak üzere deniz ürünleri av ve yetiştiriciliği, gezi tekneleri ve pansiyon-otel-restorantlarıyla turizmden sağlamaktadır. Ülkemizin çeşitli yerlerinden emekliliğini geçirmek üzere gelenler ise sakinliği dolayısıyla Güllük’e yerleşmekte, bir kısmı ise burayı yazlık olarak kullanmaktadır. Onbinlerce yıldır bakir kalan bu güzel coğrafya da hızla insanın yıkıcılığından nasibini almakta ve Körfez hızla kirlenmektedir.

Güllük Körfezi’ne ilişkin çeşitli üniversitelerden bilim insanlarının yaptığı pek çok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmaların tümü Körfezin yıllar öncesinden kirlenmeye başladığını göstermektedir. 2002 yılındaki Bodrum Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü ile 10 Mayıs 2013’te Güllük’te yapılan TÜBİTAK Proje Çalıştay’ında iki yıllık 14 ayrı bilimsel çalışmanın sonuçlarına göre;

•             Denizdeki kültür balıkçılığının organik kirliliğe yol açtığı;

•             Körfez suyunda doğal ortam bakterilerinden çok enfeksiyon etkeni patojen bakterilere yüksek oranda rastlandığı, bunun da ekosistem ve halk sağlığı bakımından potansiyel risk olduğu;

•             Kültür balıkçılığında yanlış antibiyotik uygulamaları sonucu, yüksek bakteriyel dirençlilik düzeyleri oluştuğu;

•             Güllük Limanı ve Sarıçay Deresi’nde çalışma boyunca yüksek oranda bakteriyolojik kirliliğin kaydedildiği ve bu iki alanın körfezin en önemli kirleticileri arasında olduğu, deniz suyunda bakteriyel aktivetinin artışı ile oksijen tüketiminin hızlandığı;

•             Deniz tuzluluğunun miktarı ve çeşitliliğinin (fosfor, nitrit azotu, amonyum tuzu ve azot tuzu) su kalitesi üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu;

•             Körfezin kıyısal alanlarında bakteriyolojik kirlilik olduğu, bunun da halk sağlığı, ekosistem sağlığı ve canlı kaynakların sürdürülebilir kullanımı açısından önem taşıdığı;

•             Bakterilere bağlı olarak ortam şartlarında oksijen azalması, pH değişimi gibi olumsuz değişikliklerin yaşanmaması için kirlilik girdilerinin kontrol altına alınması gerektiği;

•             Dalyan ve denizde, insan ve hayvan sağlığına zararlı ağır metaller (kurşun, kadmiyum, çinko, alüminyum vb) ve ağır metal tuzlarına dirençli bakteriyel gelişme gözlendiği;

•             Limana gelen gemilerle taşınan balast suyunun Akdeniz, Marmara Denizi, Karadeniz, Adriyatik Denizi, Kızıldeniz ve hatta Atlantik Okyanusu kökenli olduğu ve bunlarla zararlı madde ve canlıların getirildiği;

•             Yanlış su yönetiminden dolayı topraktaki ikincil tuzluluğun ve yer altı sularındaki tuzluluğun arttığı; toprak havuz balık yetiştiricilerinin acı su kaynaklarını ve artezyenleri kullanması sonucu toprağın tuzlanmasına yol açtığı ve arıtılmadan kanallar aracılığıyla lagüne döküldüğü; yer altı sularının aşırı kullanımından dolayı deniz suyunun 11 km içeriye kadar girdiği;

•             İkincil konutların her geçen gün artması, limanın lagünün yakınına inşa edilmesi, havalimanının varlığı, evsel atıkların deşarjı, Sarıçay’a mandıra ve zeytin işletmelerinin çıkış sularının dökülmesi, balık üretilen toprak havuzların çıkış suları, maden kamyonlarının tozları… lagünü kirleten kaynakların birden çok olduğu görülmekte olduğu rapor edilmekte ve Güllük Körfezi’nde kirliliğin önlenmesi ve korunmasını sağlamak amacıyla , kıyı alanlarını kullanan farklı grupların bir araya gelerek kıyı alanının yönetiminde katılımcı bir yönetim anlayışının oluşması için çalışmalar yapılması gerektiği belirtilmektedir.

Kısacası; 2011-2013 yılları arasındaki bilimsel çalışma raporları Güllük Lagünü ve Körfezi’nin; suyun tuzluluk oranlarındaki artış, suyun pH düzeyindeki değişiklik, oksijen azalması, ağır metallerin varlığı, patojen bakterilerin çoğalması vb açısından kirlendiğini ortaya koymuştur. Bu durum, hem başta balıklar olmak üzere suda yaşayan tüm canlılar, hem de denize giren insanlar üzerinde yaşamsal olumsuz etkilere yol açmaktadır. Yukarıda ele alınan bilimsel araştırma sonuçları 2002 ile 2012 yılları arasına aittir. 2018 yılına kadar bu kirliliğin daha da arttığına kuşku yoktur. Sonraki yazılarda, yeni potansiyel kirletici planlardan söz edeceğiz.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İhsan     0000-00-00 Sahilde yürüme yollarının 150cm. Toprak yol olmaz kenarlarda piknik yapılmaması sadece otlar üzerin de oturulmasina müsaade edilmesi Aksi halde kirlenecektir. Ben ressam ihsan kazan
İhsan     0000-00-00 500m.sahilboyu azami yüz turist olacak
İhsan kazan     0000-00-00 Fazla turist kabul etmeyin gelen turistler kıyıdan 4km denizden uzak yerlerde ikamet etsin servis arabalarla denize gitsinler ikamet ettikleri mekanlar arası 400m.olsun denize yakin yerlerde canlı hayvan barınakları olsun her barınakta 4 hayvan Araları 500 m.olsun piknikler 300 m.içerde atik konteynirlari olmak üzere sahillerde hic bir satıcı olmaması düş banyo tuvaletlerin 4km.uzakta olması sahillerde seyyar tuvalet bulunması uzak bir yerde boşaltılması 5000 m.sahilde encok yüz kişi