Advert
Advert
Advert
KRİZ Mİ, SAVAŞ MI?
Kemal ÖZCAN...

KRİZ Mİ, SAVAŞ MI?

Bu içerik 325 kez okundu.

Kriz sayesinde Tayyip Erdoğan’dan kurtulmayı bekleyen bir kitle var.

Sandıktan umudunu kesmiş, krize bel bağlamış bir kitle.

Bir başka kitle ise ülkede gerçekten bir kriz olduğuna inanmıyor.

Şu anda inkar safhasını yaşıyoruz.

Bundan sonrası öfke, nefret ve fiili saldırı aşaması.

Ardından pazarlık, depresyon ve kabullenme aşamaları gelecek.

Kabullenmek istemeyen, kafası karışık aşırı muhafazakar,

her şeye ama her şeye din ve mezhep temelinde bakan bir kitle var.

Maaşını tl alıp, borcunu tl ödediğini zannediyorlar.

Ben bunları yazarken mazota 55 kuruş, benzine 60 kuruş zam yaptılar.

İyi partiye oy verene fetöcü, HDP’ye oy verene pkk’lı,

CHP’ye oy verene vatan haini damgası vuran bir kitle..

Krizi 2001 ve öncesinde yapılan hatalara bağlıyorlar.

Biraz daha sıkıştırsan tüp ve margarin kuyruklarını anlatıyorlar.

Halbuki bizde kriz sürekli.

Herkesin arabası var, araba park edecek yer yok, AVM’ler dolu, son model telefonlar falan, filan.

İşte bu kitle paramızın değer kaybını dolar alan insanlara bağlıyorlar.

Dolar alıyorsan vatan hainisin!

Doların var da bozdurmuyorsan gene vatan hainisin!

Biz birbirimizden nefret etmeye devam ettikçe siyasetçiler, patronlar karlı çıkacaklar.

Asgari müştereklerde buluşamazsak, birbirimizi boğazlar durursak,

Emperyalizm bir gün Irak, Libya, Afganistan’a getirdiği gibi demokrasiyi getiriverir.

Hepimizin özgürlüğü zirve yapar.

Patates, soğan karaborsaya düştü, patates krizi başlayınca,

hemen dış güçler patates, soğanları mağaralara sakladı savunması geldi.

Hatta bir doların 10 liraya çıkacağını ve liradan bir sıfır atılınca otomatikman bir doların, bir lira olacağı konuşuluyor.

Doların yükselmesi gezicilerin işi.

Suriye’nin para birimi bile lira karşısında değer kazandı.

Lozan antlaşması yüzünden kendi petrolümüzü, doğalgazımızı çıkaramadığımız söyleniyor.

2023 yılında yasak kalkacak, o zamana kadar dişimizi sıkalım.

2023’te Lozan antlaşması bitti mi dünya devi olacağız.

İnsanları fakir, sefil yaşayarak şükretmesini, bunun alın yazısı, kader olduğunu, böyle olması gerektiğini inandırdılar.

Amerika’nın, Türkiye’ye ekonomik savaş açtığını düşünüyorlar..

Üsler o yüzden kapatılmıyor.

Savaş sadece ekonomik.

Ekonomi kötü, çözüm ise Tayyip Erdoğan’ı sahip çıkmak.

Dolar kaç lira olursa olsun, reisi yedirmemeye kararlılar..

Başkası olsa bu krize böyle karşı koyamazdı diye düşünüyorlar.

Reise sahip çıkılırsa herşey düzelecek gözüyle bakıyorlar.

Bunlar doğum sancıları, yeni Türkiye doğuyor diyenleri bile var.

Halbuki daha doğmamış çocuklarımızın bir ömür boyu aç, sefil, perişan yaşayacakları bir ülke bırakıyoruz haberleri yok.

Sırf reis iktidarda kalsın diye ödenecek bedeller bunlar.

Dombra çalmaya, mehteri vermeye, Rabia işaretli dört parmağa başka anlamlar yüklemeye devam.

İyi olunca reis halletti, kötü olunca dış mihraklar yalanına devam.

Dış mihraklar kötülük yaparken sizin eliniz armut mu topluyordu?

Sanki bu ülkeyi, kötülük yapmak isteyen bir organize suç örgütü ele geçirmiş hissi kaplıyor içimi.

Üstadın biri şöyle demiş,

‘Dünyada barışı sağlamak isterseniz, politikacıları öldürün yeter, halklar birbirleriyle anlaşır.’

Fakat biz birbirimizi boğazlamakla meşgulüz.

Peki muhalefetten bu kriz veya savaşla ilgili bir açıklama duydunuz mu?

Muhalefetin,özellikle CHP’nin ağzını bıçak açmıyor.

Zaten 24 haziran akşamı muhalefet bitti bu ülkede.

Bu millet 24 haziranda uçurumdan önceki son çıkışı da kaçırdı.

Bundan sonra iktidarın karşısına çıkan her kim olursa olsun ya itibarsızlaştılaştırılıp köşeye itilecektir,

yada yanına çekilip makam mevki sahibi edilecektir.

Herkes gibi muhalefette kendi ekmeğinin peşinde.

Vekil maaşı alıp yemeklere, toplantılara, sosyal etkinliklere protokolde katılım sağlasınlar yeter.

İktidarıyla,muhalefetiyle nasıl bir tezgaha gelmişiz anlamadım.

Türkiye’nin Tayyip Erdoğan’a mahkum edilmesinin en büyük sebebi Kılıçdaroğlu’dur.

Kendisi üzerinde negatif etkinin kalkması için sesini çıkaramıyor.

Bu ara parti içi muhalefetin defterini dürmekle meşgul.

Kendisini sosyal medyada eleştiren parti üyelerini partiden ihraç etmekle meşgul.

Eminim önümüzdeki yerel seçimlerde kaç belediye daha kaybedeceğinin hesabını yapıyordur.

Ekonomik krizi, hayat pahalılığını  konuşmasa da şarbon hastalığı ile ilgili bir açıklaması var.

Çıksa konuşsa diyeceği şu, ‘böyle bir şey olabilir mi?’

Arkadaş hala  inatla o koltukta oturmasını anlamış değilim.

Kılıçdaroğlu koltuğunun derdinde, dünya umurunda değil, Akşener yok, Bahçeli’yi saymıyorum, Demirtaş içerde.

Ne olacakbu milletin hali?

Krizmi, savaşmı derken aslında neyi yaşayacağız biliyor musunuz?

Çok büyük bir çöküntü yaşayacağız.

Gelirin büyük çoğunluğu çalışanlardan alınan vergiler, şirketler vergi filan vermiyor.

Bir ülke düşünün tüm umudu halktan toplayacağı vergiye kalmış.

Bütçede kapanmayacak büyüklükte devasa delikler var.

Sorsan yol yaptılar.

Dünyada halkına yastığın altındakileri bozdurun deyip, kendisine saray yaptıran başka lider var mı?

İşte bu yüzden bunun adı çöküştür, çöküş.

Bu ülke; eğitimde, hukukta, sanatta, kent kültüründe, modernlikte, üretimde, yurttaşlık bilincinde durmadan geriye gitti.

Kamu kurumları satıldı, yandaşlara tomarla kaynak aktarıldı.

Kendimizi kısa bir süreliğine zengin hissettik, yapay bir konforla tanıştık.

Artık sıcak para bitti ve hoyrat bir yönetim sisteminin sonuna geldik.

Küresel kapitalizm  kaşıkla verdiğini kepçeyle geri alacak.

Onların dolarları varsa, bizim de Allah’ımız var!

Biz çalışanlar için krizin en kötü tarafı enflasyon hesaplama yöntemi.

Piyasada iğneden ipliğe her şeyin fiyatı ikiye katlamış, güya enflasyon yüzde 17 çıkmış.

Buna kargalar bile güler!

Bu savruk, beceriksiz ve emek düşmanı iktidarı değiştiremedik,

ama size bazı tavsiyelerde bulunayım ulaşımaracınızı değiştirin, bisiklete alıştırın kendinizi.

Evdeki ampulleri ledlerle değiştirin.

Fişleri prizlerden çekin.

Çamaşırlarınızı düşük ısıda yıkayın, duşta daha kısa kalın.

Et yerine yeşil mercimek yiyin, yiyin ki,

bizi yönetenler saraylarda sülalesiyle birlikte mutlu ve mesut bir şekilde saltanat sürsün!

Hoşkalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-05/09/2018

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500