Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
CHP NEDEN YENEMİYOR?
Kemal ÖZCAN...

CHP NEDEN YENEMİYOR?

Bu içerik 246 kez okundu.

Başkanlık sistemiyle devre dışı bırakılan mecliste 600 milletvekili namus ve şerefleri üzerine ant içerek göreve başladı.

CHP mecliste 146 milletvekiliyle temsil ediliyor.

Muğla bu seçimde meclise 7 milletvekili gönderdi.

Muğla CHP’de meyil yoklamasıyla hiç alakası olmayan,

tepeden inme bir sıralamayla dayatılan listeden 4 vekil çıkardı.

Türkiye genelinde tüm illerdeki sıralamalar böyle dayatma olunca,

CHP ciddi oy kaybına uğradı.

CHP seçmeni biatçı bir seçmen değildir, dayatmaya gelmez.

Alternatifini bulduğu anda gider.

Vekil sayısı 550’den 600’e çıkarıldığında CHP baya bir tepki göstermişti.

İşte her şerde bir hayır var dedikleri bu olsa gerek.

Yoksa CHP Muğla’da zar zor 3 vekil anca çıkarabiliyordu.

Çünkü parti Muğla’da ciddi oy kaybetti.

Yani çıkardığı 4’ncü vekil AKP’nin ve ittifak yaptığı İyi parti sayesinde oldu.

Muğla Büyükşehir olurken de aynı tepkiyi göstermişlerdi.

Maalesef bugün Büyükşehir yasasını en sert uygulayanlardan biri de Muğla Büyükşehir Belediyesidir.

Seçim bitti, düştük geçim derdine.

Kemal Kılıçdaroğlu ve kabilesinin keyfi yerinde.

Nasıl olsa milletvekili seçildiler.

İkballeri kurtuldu.

Artık 5 yıl canları istedikleri gibi takılsınlar.

Onları eskisi gibi Ankara’ya bağlayacak pek fazla meclis çalışmaları da olmayacak.

Ancak milletvekili maaşlarında veya şartlarında bir değişiklik söz konusu olduğunda el kaldırmaya giderler.

Ne devlet yönetiyorsun, ne de başka bir sorumluluğun var?

Ne güzel değil mi?

Her hafta Salı günleri şakşaklı, çemkirmeli şovlara devam.

Yıpranmış, metal yorgunluğu baş göstermiş,

ve hatta doğru dürüst seçim vaadinde bile bunamayan AKP’nin 16 yıldır iktidar olmasının en büyük sorumlusu CHP’dir.

Partiye yerleştirdiği liyakatsiz insanlar yüzünden kendisi de iktidara gelemiyor.

Gerçi iktidar olmak gibi bir dertleri de yok.

Bütün mekanizmayı kazanmak üzerine değil, rakibin kaybetmesi üzerine kurmuşlar.

Emek eksenli politikalar üretmedikçe sadece mezhepsel ve kökensel bir kafa yapısıyla çok zor.

Eksik, kusurlu ve yetersiz insanlarla iktidara yürünmez.

Partinin sözcüsü çıkıyor ‘seçim 2’nci tura kalmıştır’ diyor,

aday ise ‘adam kazandı’ diye 5 yıldızlı otelden gazeteciye mesaj atıyor.

Partinin elinde 50 bin sandığın tutanağı yok.

Bu ne demektir biliyor musunuz?

50 bin sandığın başında partinin görevlisi yok demektir.

Toplamda 188 bin sandık olduğu düşünüldüğünde rakam vahim.

Günlerdir sandıklara sahip çıkacağız dediler ama ellerinde 50 bin sandığın tutanakları yok.

Değişim kaçınılmaz olmuştur, ancak bu sadece genel başkanı değiştirmekle olmaz.

İl ve ilçe örgütlerinde top yekun bir yenilenmeye ihtiyacı var.

Genç ve donanımlı insanlar geçsin şu partinin başına da insanlar sandığa giderken heyecanlanarak gitsinler.

Muharrem İnce veya başkası gelsin ama bir yeni kişi gelsin artık şu partinin basına.

Zaten hiçbir değişiklik olmazsa kaybedilecek, bari değişsin de kaybedilsin.

Parti yüzde 22 küsur oyu başarı gibi anlatanlardan ve örgütteki koltuk meraklılarından kurtulmadığı sürece,

önümüzdeki genel seçime sadece kendisi girse bile iktidar olamaz.

Kemikleşmiş yüzde 25 oyu bile korumaktan acizler.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP başarısız diyenlere ağzının payını şöyle veriyor.

‘Kimse CHP başarısız diyemez, AKP'ye yüzde 8 oy kaybettirdik’

‘Tek kaybeden bu seçimde AKP olmuştur’

‘İnce rozetini çıkardı, tabii ki CHP'den fazla oy alacak’

Buna milletin aklıyla dalga geçmek denir.

Muharrem İnce yıllar önce neden yenemiyoruz? diye kendi sorduğu soruya 5 maddeyle şöyle yanıt vermişti.

1-Elitist yaklaşımlar.

2-Bizde herkesin general olması.

3-Yeterince çalışkan olmamak.

4-Halkın dilini konuşmamak.

5-Zaman zaman halkın değerleriyle çatışmak.

Muharrem İnce Amerikayı yeniden keşfedecek değil.

Güzel konuşuyor,heyecan veriyor, hazır cevap, inatçı ve tuttuğunu koparan bir yapısı var.

51 günde, 75 ilde, 28 ilçede toplam 107 miting yaptı.

Asla sol bir lider değil, popülizm yapan liberal bir politikacı.

Seçim gecesi neler yaşadıysa, nasıl bir ruh hali içindeyse hemen havlu attı.

O akşam ülkede tedirgin edici bir sessizlik yaşandı.

Hani YSK’yı bana bırakın deyip, 50 bin avukatla YSK’nın önünde olacaktı?

Ya Meral Akşener’e ne demeli ‘beni YSK’nın önünden jiletle kazırlar’ demişti.

Sandık başındakiler dövüş kavga bırakmadılar o sandıkları.

Saatlerce umut tacirliği yaparak, insanları kandırdınız.

Elinizdeki gerçek verileri hangi tehditlere boyun eğerek,

ya da gizli kapaklı anlaşmalar yaparak açıklamıyorsunuz?

Bence sadece bu durum bile partinin yönetim kadrosunun istifasını gerektirir.

Ama nerde o medeni cesaret?

Hepsi oturma organlarını koltuğa yapıştırmış, koltuk sevdalısı! 

Muharrem İnce dün bir televizyon programında ‘ben bitti demeden bitmez’ gibi bir şeyler söyledi.

5 yıl sonraki seçimlere hazırlık yapıyormuş.

Kurtuluş savaşında yenilerek geri çekilen, hazırlık yapan ,

ve daha sonra Sakarya meydan muharebesinde destan yazan Atatürk’ü örnek gösterdi.

Perincek’te Hazreti Muhammed’den örnek vermişti.

Çok miting yaptı ama her miting birbirinin tekrarı gibiydi.

CHP yeteri kadar destek vermediği gibi onu ve ekibini tasfiye ettiler.

Neyse dostlar CHP’nin 16 Nisan referandumunda mühürsüz oy pusulaları olayındaki tutumuna çok şaşırmıştım.

24 Haziran seçimlerinde daha çok şaşırdım.

Enis Berberoğlu için Ankara’dan İstanbul’a  ‘adalet’ için  450 kilometre yürüyen Kılıçdaroğlu,

Eren Erdem’i liste dışı bırakarak asıl niyetinin vekilin tutukluluğu olmadığını göstermiştir.

Ufukta kurultay görünsün bu sefer Eren Erdem’i bahane ederek  yürüyecektir.

Koltuk garanti olduktan sonra kimse için kılını kıpırdatmaz.

‘Ben gidersem devlet çöker’ demekle,

‘ben gidersem parti biter’ yaklaşımı arasında zerre fark yoktur.

Tek fark birinin kazanıyor, diğerinin kaybediyor olmasıdır.

Bu ülke iktidarından muhalefetine koskoca bir tezgahın eline esir düşmüş durumda.

Kılıçdaroğlu ‘koltuk sevdalılarının bizim partide yeri yok!’ demişti.

Bu kişilerin kim olduğunu toplanacak kurultay karar verir,

gündemimizde kurultay yok diyen partinin oligarşik yapısı değil.

Yazımı Nazım Hikmet’le bitireyim.

‘Mesele esir düşmekte değil, mesele teslim olmamakta’

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-13/07/2018

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500