Advert
Advert
Advert
KRİTİK KAVŞAK
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

KRİTİK KAVŞAK

Bu içerik 773 kez okundu.

      Ülkemiz tam bir yaşamsal kavşaktadır. Var olan Ortaçağ anlayışının kazanması durumunda, bugüne kadar yaşanmışlıkları da aratacak ve geriye dönüş faturası her açıdan çok daha ağır olacak bir döneme girilecektir. 21. yüzyılda elbette Ortaçağ anlayışının ayakta kalması olanaksız, ancak geride ne ülke ne de başka bir şey kalacaktır. Eh, bu da hem emperyalistlerin bir rüyası hem de Ortaçağ halüsinasyonları görenlerin bir özlemi olduğundan, bu kritik seçimde(!) hepsi işbirliği halindedirler. Beyni tütsülenmişlerin dışında aklı başında herkes, “Eyy ABD, eyy İsrail”in ardından ne gibi işbirliklerinin yapıldığını çok iyi görmektedir. 450 milyar dolarlık dış borç ve bu yıl ödenmesi gereken 128 milyar dolar borç için tam da seçim öncesi İngiltere’de yapılan ve Zarrab/Halk Bankası davaları (seçim öncesi hepsi durduruldu) görüşmelerinde ülkemizin geleceğini daha da ipotek altına alacak ne gibi tavizler verildiğini gelecek kuşaklar kitaplarda okuyacaklardır. Emperyalistler kolay kontrol edecekleri yönetimler isterler; “demokrasi” cilası laftan ibarettir, diktatörlükler bu bakımdan biçilmiş kaftandır. Güzel ülkemiz ise, hepsinin ağzının suyunu akıtmaktadır.

Tam da bu işbirliği ve ortak çıkar sonucunda ülkemizin tüm birikimi yok pahasına bu işbirlikçilere hoyratça peşkeş çekilmiş; sözde elektrik üretme, ama özde gelecekteki su savaşlarına bir yatırım olan HES’ler mahkeme kararlarına ve yerel insanların direncine rağmen inşa edilmiş; tarım (tütünden, şeker pancarına, hayvancılıktan buğdaya) adeta yerle bir edilmiş; eğitim Ortaçağ düzeyine geriletilmiş, üniversiteler ve bilimsel üretim çökertilmiş; sağlık, adım adım ticarileştirilmiş ve karıkoca ilaçları dönemine döndürülmüş; her türlü kurum tarumar edilmiştir… Bunların hepsini ele almak bu sayfanın sınırını aşar. Tüm bunlar ise, bir taraftan yandaşların zenginlerine sonsuz olanaklar sunarak, yoksullarını sadakaya bağlayarak ve din-millet söylemleri ile karşıtları acımasızca susturmaya çalışarak ve her türlü takiyyeye başvurularak gerçekleştirilmiştir. Malum vatandaşların dışında yine herkes bilmektedir ki, tüm bunlar hem teröristlik hem de vatan hainliğinin tam da vücut bulduğu uygulamalardır. Ne yazık ki, bir iki manipülatif şiddet yaratarak, tam tersine bu uygulamalara karşı çıkanları terörist/vatan haini ilan etmek, beyni ütülenmiş ve ne kitap okuyan ne de eleştirel bakan yığınları etkilemek çok kolay olmuş ve olmaktadır. Bu gözü dönmüşler öyle bir noktaya gelmişlerdir ki, seçimi kaybettiklerinde içsavaş çıkaracaklarını dahi açıkça dile getirmektedirler ki tek başına bu bile vatan hainliğinin açık bir tescilidir. İdlib’de bekletilen binlerce cani, Suriye’den getirilen yüzlerce katil, Afganistan’dan sözde sığındırılan 20-40 yaş arası erkek(!) binlerce göçmen, kayıp 120 bin silah, mafya, HÖH’ler vb bu gözü dönmüşlerin gerçek amaçlarını göstermeye yetmektedir. Ancak, Anadolu halkının yapısını ve direncini hem emperyalistler hem de Osmanlı saray özlemcileri unutmuş görünmektedirler.

Masum dindarından şeriat özlemcisi vatandaşa kadar hepsi artık şunu görmelidir; bunların tek amacı kendi ceplerini doldurmak ve şaşaa içinde yaşamaktır. Bosna-Mercimek, Kombassan, Deniz Feneri, Jet Fadıl, havuza para almak vb birkaç örnektir. Hiç çalışmadan, yoksullardan toplanan paralarla postlarda yaşayan şeyhler, cemaat liderleri birer din sömürücüsünden başka bir şey değildir ve hepsi de cahillikten beslenmektedir. “Her şeyi gören, duyan ve cehennemden söz eden bir Tanrı”dan söz edip, sürekli yalan söyleyen ve halkını soymaktan çekinmeyenlerin, bahsettikleri Tanrıdan korkuları olabilir mi?

Şeriatçılar açıkça, o da sadece kendi mezhepleri/tarikatları için, ümmetçidir, asla milliyetçi değildirler. Peki, şeriatçı olmayıp milliyetçi geçinenlerin “Bağımsız Türkiye” istediğini; ABD-NATO üslerine, bu güzel ülkenin tüm kaynaklarının satıldığına, doğamızın talan edilmesine vb karşı çıktığını hiç duydunuz ve gördünüz mü? Bu kesim de okuyup sorgulamadığı için küçük bir manipülasyonla, 80 öncesi NATO’nun kendilerine biçtiği solcu ve kürt muhalifliğinden öteye geçememektedir. Çoğu yoksul olan bu kesimin de bir an önce gerçek vatanseverlik ile vatan hainliğini ayırt etmesinde gelecek için yarar vardır. Vatanı sevmek ile devleti (veya hükümetleri) sevmek aynı şey değildir, sadece bunu ayırt etseler bile yetecektir.

Kritik kavşağa çok az kalmıştır, herkes aklını başına devşirmeli, üstüne düşeni yapmalıdır. Bu ülkede iktidar dışında herkesin seçim sandığındaki hileleri önlemeye çalışması bile biraz aklı olan malum vatandaşı uyarabilmelidir. Ancak ne yapılırsa yapılsın, zulüm ve talan artık kaybetmiştir; bundan sonra yapacakları, suçlarını daha da ağırlaştırmaktan öteye geçmeyecektir. Bu uyanışın önünde er geç hiçbir şey duramayacaktır.

Giydirilmeye çalışılan bu deli gömleğinden kurtulmak ve mutlu-huzurlu bir gelecek için haydi sandığa ve sandığa sahip çıkmaya ve en önemlisi ortak amaçlar için birlikte olmaya… Bu güzel ülke, bu çirkinlikleri değil çok güzel şeyleri hak etmektedir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500