Advert
Advert
GUGUK DEVLETİ
Kemal ÖZCAN...

GUGUK DEVLETİ

Bu içerik 696 kez okundu.

Adı Aysel Demirel.

Tayyip Erdoğan tarafından atanan türbanlı bir Danıştay üyesi.

Geçen gün sosyal medyada Muharrem İnce zihniyetine karşı veryansın ediyordu.

Şöyle demiş bağımsız yargının türbanlı kadın üyesi.

‘Evet çok şükür başörtüsü mesele olmaktan çıkmıştır.

Bugün gizlemeye çalıştığınız gerçek niyet ve çabalarınıza rağmen,

Muharrem İnce zihniyetindekilerin yaşattıklarını unutmadık unutmayacağız.’

Adam başörtüsü hakkında mevcut düzenlemeyi değiştirmeyeceğini söylüyor,

adama hala buradan saldırıyorlar.
Cesarete bak, sende gel bu hukuktan hayır bekle.
Yargıya kimlerin doldurulduğunu görün.

Sanki AKP kadın kollarının başında.

Kendisini o makama atayanlara bir gönül borcu varmış gibi konuşmuş.

Hadi kardeşim, efendi gibi koltuğundan kalk, cübbeni çıkar ve AKP saflarında siyasete başla!
Arkadaş liyakatın da içine ettiler.

Sırf torpille, yandaşlıkla, tanıdıkla, partizanca uygun vasıflarda olmayan insanlar göreve getirildi.

Şimdi Muharrem İnce çıksa ‘senin cübbeni çıkaracağım’ dese yer yerinden oynar.

Koro halinde ‘onu senin çıkarmaya yetkin yok, o cübbeyi ancak yargı çıkarır’ diye bağırırlar.

Peki hangi yargı?

2002’den önce böyle bir şey yoktu.

Normal bir ülkede olsa bu sözler ağzından çıkar çıkmaz o görevden alınmıştı.

Adaletsizliğin simgesi gibi orda duramaz.

İstifa etmesi gerekmektedir.

Net olarak soruyorum böyle biri hukukçu olabilir mi?

Sırf bu örnek bile bu iktidarın gitmesi gerektiğini haykırıyor bize.

Başörtüsü ‘siyasi bir simgedir’ düşüncesine bundan iyi bir örnek olamaz.

Türkiye’nin demokratik, laik bir hukuk devleti değil, guguk devleti olduğunun göstergesidir.

Yargının siyasallaştığını söylüyorduk da, bir siyasi partinin açıktan sözcüsü haline geldiğini görmek çok acı..

Siyasetin bizzat içine girmiş bir Danıştay üyesinin sağlıklı, tarafsız karar vermesini mi bekleyeceğiz?

Bence Muharrem İnce apoletlerden sonra bu cübbeleri de çıkarmalıdır.

Ne başörtüsüymüş be kardeşim ya?

16 yıldır mağduriyetiniz hala bitmemiş.

Bak başında türbanınla Danıştay üyesi olmuşsun, otur şimdi adalet dağıt.

‘Unutmadık, unutmayacağız!’ gibi nefret söylemi bir hakimin ağzına yakışıyor mu?

Tarafsız olması, adil olması, adalet dağıtması pek mümkün gözükmüyor.

Demek ki, kamusal alanda başörtüsü takıp tarafsız olunamıyormuş.

Türbanın siyasi simge denilmesi boşuna değilmiş.

İktidardan gitseler bile, bu ülkenin fabrika ayarlarına geri dönebilmesi için birkaç nesil geçmesi lazım.

Yani  Muharrem İnce seçimi kazansa bile işi kolay değil.

Bu zihniyet ülkenin ve hayatın her alanına sirayet etmiş durumda.

17 Ağustos depremini hatırlarsanız bu zihniyetin gerçek yüzünü orada daha rahat görürsünüz.

Depremi Allah tarafından yoldan çıkan kullarını yola getirmek için,

meydana getirilmiş bir cezalandırma olarak görenler,

bir türban eyleminde utanmadan ‘7,4 yetmedi mi?’ diye pankart açmışlardı.

O gün utanmazlığın, ahlaksızlığın, insanların acılarıyla alay etmenin zirvesine çıktılar.

Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir dinde, hiçbir akımda, cemaatte böyle bir insafsızlık yoktur, görülmemiştir

İktidardan gitseler bile ülkedeki her kurumu sil baştan, yeniden oluşturmak gerekecek.

Türk yargısı hiç bu kadar açıktan siyaset yapmamıştı.

Başörtüsü sayesinde kariyer basamaklarını koşa koşa çıkan o kadar çok kadın var ki etrafımızda.

Hatta ev hanımı olan eşine başörtüsü taktırıp makam ve mevki sahibi olanlar, ihale götürenlerle kaynıyor piyasa.

Ne gariptir ki, türbana ve inancı yüzünden haksızlığa uğrayan insanlara destek verenler de hep sol kesim olmuştur.

Askeri vesayet diye ağlaşanlar, kendi vesayetlerini kurdular.

16 yıl önce takiyye ile gelen siyasal İslam bugün yavaş yavaş,

kendi parti devletini oluşturmak için son hamleyi yapmanın heyecanı içinde.

Çağdaş,  muasır medeniyet seviyesine çıkmayı hayal ederken,

kendimizi siyasal İslam’ın baskıcı rejimine teslim etmek üzereyiz.

Ne demiş atalarımız?

‘Ne oldum demeyeceksin, ne olacağım diyeceksin!’

Ülke nihayet o kritik eşiğe geldi.

Yani karanlık bir tünelden önceki son dönemeçteyiz.

Yaratılan iklim bizi uyuşturdu, sağlıklı doğru dürüst tercih yapmamızı engelliyor.

Tayyip Erdoğan ‘emir komuta merkezim bana papaz elbisesi giymen gerekiyor derse giyerim’ demişti.

Aysel Demirel’de türban takması gerekiyorsa takar ve ‘Unutmadık, unutmayacağız’ der.

Ondan sonra, benim baş örtülü bacım.

Benim dindar ve kindar gençliğim.

Benim milli içkim.

Benim yüzde ellim.

Türbanlı Kabataş fantezileri.

Camileri ahır yaptılar yalanları.

Öğrendim ki türbanlı Danıştay üyemiz tepki görünce mesajını silmiş.

Neden yazdın, neden sildin?

Tarafsız olmadığı gibi tutarsızlık ve ilkesizlik diz boyu.

Verdiği kararların arkasında duracak yüreği bile yok.

Demek ki, Muharrem İnce Cumhurbaşkanı olduğu gün,

türbanı çıkarıp AKP’yi eleştirme ihtimali var.

Yeni Türkiye’nin Danıştay üyesi.

‘Muharrem İnce zihniyetinin yaşattıklarını unutmadık, unutmayacağız’

Bu sözleri ancak Danıştay üyesi kılığına girmiş bir AKP’li söyleyebilir.

Bu nasıl bir yüksek yargıç, bu nasıl 80 milyonun yargıcı?

Güya tarafsız ve bağımsız.

İnanın bunlar yüzünden halkın adalete olan güveni sıfırladı.

Aynı sözleri Tayyip Erdoğan için söylese dumanını çıkarırlar.

Muharrem İnce’ye söylemesinin bir mahsuru yok.

Yakında Danıştay’ın başına getirirlerse şaşırmayın.

Bugün yüksek yargı mensupları Tayyip Erdoğan’ın karşısında,

cübbelerinin önünde ilikleyecek düğme arıyorlar.

Bakunin’in bu konudaki muhteşem bir sözüyle yazımı noktalamak istiyorum.

‘Hukuk iktidarların fahişesidir’ demiş Bakunin.

Bu söz en çok bizim ülkemizde anlam kazanıyor.

Daha söylenecek söz çok da, fazla ileri gitmeden bitireyim.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-15/06/2018

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500