Advert
Advert
Advert
Türkiye virajı döndükten sonra - Sosyal Devlet Yeniden
Ali GENÇOĞLU...

Türkiye virajı döndükten sonra - Sosyal Devlet Yeniden

Bu içerik 901 kez okundu.

            Özellikle Türkiye'deki akademi dünyasında her gün biraz daha popülerleşen bir konu var. Sosyal devlet veya refah devleti diye adlandırılan bir fenomen.

            Üstelik bu, bildiğimiz gibi yeni bir şey de değil.

            Sosyal devlet anlayışı özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da revize edilip uygulamaya konan, biriken sermayenin alt sınıflar yararına bölüşülmesini ön gören, işçilerin gelirlerine ek olarak sosyal haklarını da geliştirmeye yönelik hedefler içeren, eğitim, sağlık, emeklilik, sigorta, sendika, işsizlik maaşı, sosyal yardımlar gibi hakları tabana yayan ve ücretsiz yapan; yani devletin alt sınıflar yararına pozisyon aldığı bir devlet şeklidir. Bu devlet anlayışının siyasal ideolojik alandaki temsilcileri de sosyal demokratlardır.

            Bu devlet anlayışına hem sağdan hem soldan iki temel eleştirisi gelmiştir. Sağcılar yan gelip yatan(!), vasıfsız bireylere kendi ücretlerinden kesinti yaparak ödeme yapıldığını ve emek verenle vermeyenin böylece ayırt edilmediğini, toplumun tembelliğe alıştırıldığını, bir yönüyle de bu durumun gelişmeye ve müteşebbislik ruhuna darbe vurduğunu iddia ediyorlardı.

            Solcular ise savaş sonrası aslında tam da ulus-devletlerin savaşa sebep olan milliyetçi argümanlarının sığlığını gören sosyalist işçi sınıfını, ulus-devlet fenomeniyle barıştırdığı, işçileri orta sınıfa sokarak onların emeklerinin karşılığını alacakları gerçek devrimci potansiyeline ket vurdukları için eleştiriyorlardı sosyal demokratları.

            Kazanan sağcılar oldu... İşçi kazanımları İskandinavya'dan güneye doğru indikçe peyder pey azaldı.    

            Bir önceki yazının sonunda giriş yaptığım gibi İnce'nin 3B'si aslında sosyal devleti işaret ediyor. Hoş İnce dışında kim gelse -böyle formüle etse de etmese de- bunu yapmak zorunda sanırım. Ya da diğer bir ihtimal daha fazla faşizm. Türkiye sosyal devlet ile 60 anayasasıyla tanıştı ve AP iktidarlarının egemen olduğu 65'e kadar da bir nebze bunu deneyimledi. Sonrasında Ecevit sosyalizmi tam da bu programın sembolü oldu ki 70'lerin terör ortamında tüm bu projeler boğuldu gitti.

            Şimdi ise viraj dönülebilirse çocuk yeniden doğacak gibi. "Bakın OHAL'de ne güzel de işçi grevlerini ezip iki slogan atanın kafasını kırıyoruz" diye övünen iktidara karşı işçilerin, öğrencilerin, emekçilerin, kayıt dışı çalışanların da bu ülkede var olduğunu ifade etmenin bir yolu olacak gibi... Hem de bu sefer anne doğal yollarla doğum yapacak. Toplum kendi çabalarıyla buna ulaşacak, askerden anayasa beklemeden. Bu işin en önemli kısmı bu tabi.

            Sosyal devlet anlayışı hem birbiriyle çatışan küskün kesimleri barıştırmanın, hem bilim vurgusuyla teknolojik gelişmenin ve dolayısıyla ekonomik kalkınmanın, nihai olarak da gelirin eşit dağılımının hem CHP hem de İYİ parti için tek çözümü gibi duruyor. En azından şimdilik sarılınacak bir ip gibi... Bu ip Türk ve Kürt milliyetçilerinin kimlik politikalarının ne düzeyde dengede tutulabileceğine bağlı ve bir önceki yazıda bahsettiğim gibi özellikle CHP'nin İYİ Parti'yle beraber tarihsel misyonu bu noktada belirecek. Daha fazla enerji, iştahlı kadrolar... Sanırım 16 yıl bu enerji birikmiştir.

            Kuşkusuz bu son üç yazı virajın sağ salim dönülmesi ön görülerek yazıldı. Aksi bir ihtimal de var...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500