Advert
Advert
Advert
NE YAPILMALI-2: NASIL BİR KIRSAL ÜRETİM
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

NE YAPILMALI-2: NASIL BİR KIRSAL ÜRETİM

Bu içerik 853 kez okundu.

TAMAM, hepimiz açıkça biliyoruz ve görüyoruz; ne istatistiklere ne de başka bir şeye gereksinimimiz var görebilmek ve anlayabilmek için, çünkü en yakıcı bir şekilde hepimiz yaşıyoruz: Tarım ve hayvancılık bilinçli olarak bitirildi; bırakın eti, buğdayı samanı bile ithal ediyoruz. Ancak yaşadığımız toprak parçasını ve ideallerimizi kimse alıp bir yere götüremez. Yargı kararlarına ve yörelerde yaşayan halkımızın itirazına rağmen talan ve yağmalar yapıldı, bunları güçlü bir siyasi iradeyle bir çırpıda geri alabiliriz. Ama sonra ne yapacağız? Elbette öncelikle bir daha talan-yağma edilemeyecek yasal ve pratik güvencelerimizi oluşturacağız, sonra da özlediğimiz düzenlemelerimizi hep birlikte yapacağız. Nasıl olacağı konusunda, Fatsa ve Ovacık deneyimleri önümüzde pırıl pırıl duruyor, öyleyse kolları sıvayıp işe başlayalım.

 

Hepimizin bildiği gibi köylerimiz artık “mahalle” oldu ve en aklı başında Büyükşehir Belediyelerimiz bile bu konuda ne yapacağını tam olarak bilmiyor. Bir zamanlar örnek olmasını arzuladığım bir belediyeye ve ondan önce de çok sevdiğim bir arkadaşım bir partinin MV adayı olduğunda parti genel merkezine hazırladığımız öneriyi burada tekrarlayayım.

 

a) Öncelikle yasal güvence altına alındıktan sonra, her Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yeni bir yapılanmaya gidilerek, Köy Enstitüleri inancıyla kolları sıvayacak bir bilimsel araştırma ekibi, bölgeyi adım adım gezerek ve çeşitli görüşmeler (muhtar, üretici) ve araştırmalar yaparak, coğrafya gereği aynı türde (hayvancılık, mısır, balık, buğday, narenciye vb) üretim yapan ve birbirine yakın 3-5 köyü belirler.

 

b) Bu ortak ürünü üreten köylerde, üreticiler bilinçlendirilip ikna edilerek ilgili üretim alanı için bir kooperatif kurulur. Bu kooperatife gerçek üreticilerin fiili katılımı sağlanır ve bunu mafyavari sekteye uğratacak her türlü kişi ve grupların ele geçirmesinin önlemleri alınır.

 

c) Belirlenen 3-5 köyün coğrafi olarak ortak bir alanına (ilkin) en fazla iki katlı, üretilen hammaddeyi işleyecek ve katma değeri yüksek ürün üretecek bir ‘fabrika’ kurulur. Örneğin, güney bölgelerimizde sitrik asit, portakal tozu, limon-portakal vb suyu üretecek; doğu bölgelerimizde, hayvancılık yapılan yerlerde halı, süt ürünleri vb üretecek bir küçük fabrikalar kurulur. Benzer üretim yapanlardan da o bölgeye daha büyük tarım sanayi kuruluşları oluşturulur.

 

d) Bu tarım sanayi üretim tesislerinde; bugün atıl olan ziraat mühendislerimiz, veterinerlerimiz vs istihdam edilir; onlar bölgenin toprak yapısı vb analiz eder, ona göre önlem alır ve önerilerde bulunurlar. Bir de bir muhasebeci konulup, gider-gelir işlemlerini yönetir. Bölgede ‘topraksız’ kişiler (şimdilik) doyumlu bir ücretle işçi olarak çalışır. Herkes üretime katkısı oranında pay alır.

 

e) Üretilen hammadde ve/veya mamul maddeler, aracısız hem iç (o da kurulan tüketici kooperatifleri aracılığıyla) hem de dış tüketicilere (ihracat yoluyla) ulaştırılır. Bu şekilde, hem üretici karşılığını alır, hem tüketici daha ucuza alır; hem ham mamul madde yanında doğrudan sanayiin gereksinim duyacağı maddeler (ham limon 1 liraya gidecekken, sitrik asit 10 liraya satılabilir) alıcı bulur.

 

Her türlü ürünün yetiştiği dünyanın en güzel coğrafyalarından birinde yaşıyoruz; aşağımız Afrika, doğumuz Asya, batımız Avrupa… Ne para etmiyor diye yollara limon, çay vb dökülür, ne tarlada 1 lira olan tüketiciye 10 liraya ulaşır.

 

Bu ortak üretim alanlarına altyapısı (su, kanalizasyon vb) ve üstyapısı (eğitim, tiyatro-spor-kültür vb) tamamlanmış kırsal merkezler kurulursa ve en yakın üniversitelerin (onları da değiştirmek koşuluyla) işbirliği, eğitimi ve desteği ile çağdaş yaşam alanları kurulursa;

 

- Kimse köyden kente göç etmez, üstelik göç edenler de kısa sürede geri döner.

- Herkesin karnı doyar, mutlu olur.

- Çağdaş bir köy yaşantısı oluşur.

- Üniversitelerde üretilen bilgi gerçek yaşama geçmiş olur.

- İşsizlik azalır.

- Üreten de tüketen de ülke de kazanır.

- Bu güzel ülke de bambaşka ‘bi güzel yer’ olur.

 

Var mısınız aracı-tefeciyi bertaraf edecek, gerçek üreticinin önünü açacak; onları şeyhten-şıhtan ve cehaletten kurtaracak karar ve uygulamalara?

 

Bu güzel ülkede hepsi mevcuttur; tek eksik, sahte değil gerçek ülke ve insan sevgisini ilke edinen karar ve yetki mekanizmasıdır.

 

Haydi üretenler yönetime!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500