Advert
Advert
İKİSİ DE RİZELİYMİŞ!
Kemal ÖZCAN...

İKİSİ DE RİZELİYMİŞ!

Bu içerik 826 kez okundu.

Muharrem İnce ile Tayyip Erdoğan akşam saatlerinde görüştüler.

‘Duydunuz zilin sesini, yarışma başladı’

Randevuyu Muharrem İnce talep etmişti.

Dünya liderimiz ‘partimize gelsinler, ayakları alışır’ diye alaycı şekilde kabul etmişti.

Açık oturumdan kaçtı, misafirden kaçtı demesinler diye kabul etmek zorunda kaldı.

Bu tarz söylemle görüşüp de ne konuşacaklar ki?

Ayrıca ne gerek vardı bu görüşmeye anlamadım?

Öylesine dostlar alışverişte görsün.

Siyaset böyle işte, akşama kadar ağzına geleni söyle,

türlü hakaretler et, akşam da otur hal hatır sor.

Rakipler birbirlerine başarılar dilemişler.

Belki daha bu akşamdan sonra seviyeli olurlar, adap ve üsluba dikkat ederler.

Tayyip Erdoğan’la baş başa görüşenlerin durumu ortada.

İnşallah diğerleri gibi o da yarın sıkı bir Tayyipçi olup çıkmaz.

Ben işin görüşme tarafında değilim.

Oturuş biçimlerini gördünüz mü?

Bence Türk misafirperverliğinin en egolu karesiydi.

Efendimiz tahtında muhalefetin adayını kabul etti.

Misafiri kanepeye oturtmuş, kendi tahtı andıran altın varaklı bir koltukta.

Hiçte hoş değildi.

Büyük bir ihtimalle taht saraydan gelmiştir.

Güya sarayda görüşmezmiş.

Sanki Muharrem İnce gariban halkı temsil ediyormuş da, o aristokrasiyi.

İnsan nezaketen de olsa misafiriyle tahtında konuşmaz, onunla aynı koltuğa oturur.

Anadolu’da gelenek ve göreneklerimizde misafire böyle davranılmaz.

Misafir her zaman baş köşeye oturtulur.

Ev sahibi yer minderine oturur.

Dondurmacı kılıklı Fesli Kadir'i sarayın baş köşesine oturtmuştu.

Bu vesile ile ülkeyi kimlerin yönettiğini görmüş oluyoruz.

Seçim yarışının adil ve eşit olmadığını da görmüş olduk.

Bu nasıl bir ego, bu nasıl bir kibir?

Bu nasıl kendini beğenmişlik?

Nasıl bir hiyerarşi sergilenmek isteniyor?

Koltuk farkıyla ne amaçlanıyor onu anlamış değilim.

Dünya lideri ya olacak o kadar.

Ümmeti ne kadar gururlansa azdır.

İsrail’in Türk büyükelçisine yaptığı muamelenin aynısı.

İşte dostlar bu koltuk sevdası bitirecek bunları.

Yalnız dikkat ettiniz mi bilmem Muharrem İnce kravatsız yaka paça, bağrı açık geldi görüşmeye.

Sanki koltuk kurnazlığını biliyormuş gibi.

Sarayda görüşseydi o zaman kravatını takar öyle giderdi diye düşünüyorum.

Tayyip Erdoğan kravatlıydı.

Kravatı ipekten ve fiyatı iki asgari ücret kadar olduğu yazılmıştı gazetelerde..

Eskiden siyasal İslamcılar bu kravat olayına karşıydılar.

Kravatı bellerine takıp meclise öyle girerlerdi.

Bugün hiç sektirmeden en markalısından takıp geliyorlar.

Baktım Muharrem İnce daha neşeli, daha dinamik, enerjisi yüksek, yüzü gülüyor.

Reisin yüzünden düşen bin parça, yorgun argın, bıkkın, zoraki gülüyordu.

Bu görüşme Amerika’da olsa Muharrem İnce direk başkan.

Muharrem İnce ile zorla mecburiyetten görüşüyormuş izlenimi var.

Kravatsız ziyaretini meydanlarda mutlaka kullanır.

Partili ama tarafsız Reis AKP genel merkezinde parti flamalarının arasında Cumhurbaşkanlığı forsu ile oturmuş.

AKP Grup başkan vekili Elitaş‘güzel bir sohbet oldu. İkisi de Rizeliymiş’ dedi.

Görüşmeden böyle bir anlam çıkarılabilir mi?

‘İkisi de Rizeliymiş!’

Karadeniz milliyetçiliğini hortlatırlar artık.

Muharrem İnce’yi Yalovalı diye biliyordum, demek hemşerisiymiş.

Anne tarafı Rize, Çayeli Büyükköy’denmiş.

Ama Muharrem İnce’nin diploması var.

Reis’in var mı?

Ne konuştunuz diye soran gazetecilere ‘sohbet ettik, dertleştik’ dedi.

Çıkıştaki yüz ifadeleri ve açıklamalar biraz garip geldi bana.

İnce’ye pas verilmiş olsaydı, hemen çıkışta golünü atardı.

İnce’ye biraz ince ayar çekilmiş gibi geldi.

Bakalım her ikisinin de meydanlarda söyledikleriyle ne konuştuklarını anlamaya çalışacağız.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-10/05/2018

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500