Advert
Advert
TAKSİM EMEĞİN MABEDİDİR
Kemal ÖZCAN...

TAKSİM EMEĞİN MABEDİDİR

Bu içerik 652 kez okundu.

Türkiye’de 1 Mayıs alanı Taksim’dir.

Kimse ‘Ama, Fakat, Lakin’ ile başlayan cümleler kurmasın!

Neden mi?

Çünkü Taksim’in tarihsel bir önemi var.

Çünkü egemen güçler 1 Mayıs 1977’ de Taksim’de katliam yaptı.

Oligarşi o meydanda 37 emekçiyi katletti.

Taksim meydanında emekçilerin kanı var.

İşte bu yüzden Taksim işçi sınıfının namusudur!

Taksim işçi sınıfının şehitliğidir, mabedidir!

1 Mayıs’ın kendisi de kolay kazanılmadı.

Emekçiler 1886 yılında Şikago kentinde 8 saatlik işgünü talebiyle bir direniş başlattılar.

Günde 15-16 saat çalıştırılıyorlardı.

Polis işçilerin üzerine ateş açtı, onlarca işçiyi katletti.

4 Sendika lideri düzmece kanıtlarla idam edildi.

Albert Persons’a özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine,

o mahkeme heyetinin karşısında tarihe geçecek şu sözlerini söyledi.

‘Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım!’

8 saatlik işgünü işte o bedel ödeyen emekçilerin zaferidir.

İşçiler 1 Mayıs’ı ‘Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’ olarak ilan ettiler.

Dünyada emekçiler her yıl 1 Mayıs’ta alanlara çıkarlar ve bu zaferlerini kutlarlar.

Türkiye’de meydanlara çıkan emekçilere saldırdılar.

1 Mayıslarımızı kana buladılar, yasaklarla kutlanılmaz hale getirdiler.

Mesele sadece alan meselesi değil.

Taksim’den vazgeçmek demek, 1 Mayıs’tan vazgeçmektir!

37 şehidimizden vazgeçmektir.

Yenildiğimizde değil, vazgeçtiğimizde kaybederiz.

Taksim’e çıkmak demek ‘biz varız’ demektir.

Amaçları yaptıkları bu katliamı unutturmak.

AKP faşizminin Taksim yasağı, yasal ve meşru değildir.

O meydan 77’den sonra artık emekçilere aittir!

1 Mayıs kutlamaları yıllarca 1 Mayıs meydanına çıkma mücadelesiyle geçti.

Polisin olduğu her yerde olay çıktı.

Taksim’e çıkmak için bedeller ödendi.

Nitekim yıllarca verilen mücadele sonucu 2009 yılında ‘Emek ve Dayanışma Günü’ olarak resmi tatil ilan edildi.

1 Mayıs ilk defa 2012 yılında bir bayram havasında kutlandı.

Coşkuyla kutlandı ve hiçbir olay yaşanmadı.

Çünkü Taksim meydanında o gün hiç polis yoktu.

Sonraki yıllarda gene güvenlik gerekçeleriyle yasakladılar.

Sendikalar yıllardır yok orası, yok burası diye köşe kapmaca oynadı.

İşçi sendikaları bu yıl gene darmadağın.

TÜRK-İŞ Hatay’da kutlayacak.

Ekmek, Barış, Özgürlük için Antakya İtfaiye Meydanında olacaklarmış.

Ne alakaysa?

Yazık! Şeker Fabrikalarının ihalesi yapıldı, devir aşamasına gelindi.

HAK-İŞ Adana’da kutlayacak.

Onları zaten anlatmaya bile gerek görmüyorum.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB kutlamaların Taksim’de yapılması için başvuruda bulundular.

Tabi valilik başvuruyu reddetti.

Sanırım alınan istihbaratlar sonucu bir takım illegal örgütlerin provokasyon filan yapacaklarını öğrendiler.

DİSK sıkıyı görünce Maltepe’de kutlayacağını açıkladı.

Maltepe demek, teslimiyet demektir!

Tüm emek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, odalar, siyasi partiler,

birlik olup kararlı bir şekilde Taksim çağrısı yapsalardı,

ben inanıyorum ki, bu çağrının önünde hiçbir güç duramazdı.

İşçi sendikaları bir türlü bir araya gelemiyorlar.

Sınıfsal düşünmekten çok uzaklar.

Aralarında Taksim’e çıkmayı terörle eşdeğer görenler bile var.

Türkiye’de çalışan 14 milyon emekçiden sadece 1,5 milyonu sendikalı.

7 milyon işçi asgari ücretle çalışıyor.

Bu utanç oranları bile sendikal hareketin hangi seviyede olduğunu gösteriyor.

Bence erken seçim kararından sonra bir başvuru daha yapılsa iyi olur.

İzin verebilirler, üstelik dünya liderimiz bir konuşma bile yapmak isteyebilir.

1 Mayıs’ın kalbi Taksim’dir.

İşçi önderi Albert Persons idam sehpasına gitmeden önce çocuklarına yazdığı mektup günümüze ışık tutuyor.

‘Bu kelimeleri yazarken adlarınızın üstüne göz yaşlarım damlıyor…

Bir daha hiç karşılaşmayacağız.

Ah, sevgili çocuklarım, nasıl içten, derinden seviyor sizi babacığınız.

Sevdiklerimiz için yaşamakla gösteririz sevgimizi ve gerektiğinde sevdiklerimiz için ölmekle de gösterebiliriz sevgimizi…

Benim hayatımı ve doğal olmayan haksız ölümümü başkalarından öğreneceksiniz.

Babanız, özgürlük ve mutluluk uğruna gönüllü olarak canını vermiş bir kurbandır.

Size miras olarak şerefli bir ad ve tamamlanacak bir görev bırakıyorum…

Onu koruyun, bu yolda yürüyün.

Kendinize karşı doğru olun, o vakit başkalarına karşı sahte olamazsınız.

Yaratıcı, uyanık ve neşeli olun…

Çocuklarım, değerli varlıklarım;

bu mektubu yalnız sizin için değil, daha doğmamış çocukları için ölen bir çok kişinin ölüm yıldönümlerinde de okumanızı istiyorum.

Yavrularım, elveda…’

Hiçbir babanın çocuklarına bu şekilde veda etmemesi dileklerimle,

Yaşasın 1 Mayıs!

Yaşasın ‘İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü!’

Hoş Kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-22/04/2018

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500