Advert
Advert
Advert
ONLAR İKİ GÜZEL İNSANDI: ŞAİR YÜKSELECEK DEMİREL VE ŞAİR AYHAN ÇIKIN
Ünal TÜRKÖZ...

ONLAR İKİ GÜZEL İNSANDI: ŞAİR YÜKSELECEK DEMİREL VE ŞAİR AYHAN ÇIKIN

Bu içerik 213 kez okundu.

Evet… Aynen öyleydi… Onlar, güzel insanlardı… Can insanlardı…

Eğer, Şair Yükselecek Demirel ile tanışmamış olsaydım, Bilim insanı ve şair sevgili Ayhan Çıkın hoca ile de tanışamazdım… Sevgili Yükselecek Demirel de Sevgili Ayhan Çıkın da, ne yazık ki artık aramızda değiller… Yükselecek Demirel’i bundan iki yıl kadar önce, Ayhan Çıkın hocamızı ise bir yıl kadar önce kaybettik… Muğla’nın yetiştirdiği bu iki güzel ve değerli insan, birbiri ardından sessizzz sedasız bu dünyadan göçüp gittiler…

Yükselecek Demirel, benim can dostumdu… Gerçekten öyleydi… Çünkü onunla tanıştığımız günden itibaren, aramızdan ayrıldığı haftaya değin, hemen hemen her gün buluşur beraber olurduk… O, beni her gün saat 10.00 oldu mu, mutlaka telefonla arardı… Hele ilk tanıştığımız yıllarda -Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin haber müdürlüğünü yaptığı ‘90’lı yılların sonlarında, -cemiyet binasındaki odasından aradığında telefondaki ilk sözleri hiç değişmez:

“Nerdesin. Daha gelmiyor musun? Hayret bir şeysin ” Deyişini hiç unutamam sevgili hocamın… Bu sözleri, hala kulaklarımda çınlar durur…

Son yıllarında, daha çok takılmaya başladığımız yer, Menteşe Belediyemize ait olan” Kültür Evi” idi… Sabah 10.00 sıralarında oraya geldiğinde -o denli eminimdir ki –birinci değilse bile, ikinci telefonla aradığı insan muhakkak bendim…

2000’li yılların ortalarına doğru, dostluğumuz iyice pekişmiş olduğu için olmalıydı ki, hocam, ilk yıllarda telefonda kullandığı o sözlerini değiştirmiş, ben “alo” der demez o:

“Sevgili can…” diye söze başlardı…

Buluşmadığımız gün, pek nadir olurdu sevgili Yükselecek Demirel’le… Bu yıllar içinde, beni pek çok kişi ile tanıştıran da oydu… Kimlerle tanıştırmadı ki beni? Değerli şairlerimizden İbrahim Ergin’le olsun… Fethiye’de yaşayan son kuşak “Köy Enstitülü” Şair Öğretmen Ünal Şöhret Dirlik’le olsun ve daha nice değerli insanla, beni hep o tanıştırdı…

Sanıyorum, 2000’li yılların başlarıydı… Bir gün, sevgili Demirel beni bu kez bir başka güzel insanla daha tanıştırdı… Bu insan, son derece alçak gönüllü ve hep güler yüzle konuşan biriydi… Sıcacıktı… Bu sıcacık sevimli insan, işte o güzel insan: “Ayhan Çıkın” hocamızın ta kendisi idi…

Hemen ısınıvermiştim sevgili hocama… Kanım kaynamıştı yani… Sonraları, birçok kez yine birlikte olduk… Muğla’ya geldi mi, “Can dostu” “Turgut Reis Lisesi” nden de arkadaşı olan sevgili Yükselecek Demirel’i muhakkak arar, onu görmeden Muğla’dan ayrılmazdı… Sevgili Demirel, o sıra nerede bulunuyorsa hemen telefona sarılır:

“Sevgili can… Ayhan Çıkın geldi… Neredeysen çabuk gel… Seni sordu… Seni bekliyoruz…” der demez, ben hemen koşar giderdim…

Güzel sohbetlerimiz olurdu birlikte… Yanılmıyorsam, en son Muğla’da, “Öğretmen evi” bahçesinde bir ilkyaz günü öğlesinde buluşmuş, Sevgili Demirel ve ben, birlikte oturup sohbet etmiştik… Ayhan Çıkın hocamız o sıralar Bodrum’daydı… Bodrum’da, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığına yeni getirilmişti... O gün, Bodrum’dan rektörlüğe görevli olarak geldiğini söylemiş, hatta çok fazla vaktinin olmadığını dile getirerek, en eski arkadaşı Demirel’i görmeden gitmek istemediği için bizden erken ayrılmıştı...

Bu iki güzel insanı… Bu, birbirlerini gerçekten çok sevdiklerine yürekten inandığım bu iki can dostunu –nasıl olduysa o an birden içimden gelmişti - o sıralar, hep yanımda taşıdığım fotoğraf makinamla aynı karede buluşturmuştum… O günü hiç unutamıyorum…

Işıklar içinde uyusunlar…

Esenlik dilleklerimle Hoşça kalın

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500