Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
‘GÖKOVA’YI GÖR DE YAŞA, ROMA’YI GÖR DE ÖL’
Kemal ÖZCAN...

‘GÖKOVA’YI GÖR DE YAŞA, ROMA’YI GÖR DE ÖL’

Bu içerik 422 kez okundu.

Bakanlar Kurulu Gökova körfezini imara açtı.

Karar 16 Martta resmi gazetede yayınlandı.

Denizle iç içe bir doğa harikası olan Gökova körfezinin talanını başlattılar.

Aslında bir çevre felaketinin daha önünü açtılar.

Şaşırmadım, bu iktidardan beklediğim bir şeydi.

Marks’ın dediği gibi ‘Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı kesiyor’

Zaten epeydir bir hareketlilik gözleniyordu körfezde.

Bakalım altından hangi siyasi rantiye çıkacak?

İnsan olan birinin bu körfezi görüp de, böyle bir kararın altına imza atması imkansız.

Bu iktidar doğaya düşman.

Uzungöl’ün halini gördünüz mü?

Hele o güzelim Ayder yaylalarının içler acısı halini.

Arap çöllerinden gelen bedevilerin bırakacağı döviz uğruna her yere Arapça yazılar ve Arap kültürü sinmiş.

Yerli ve milli ihanet nasıl olurmuş gidin görün?

El attıkları her yer beton yığını, demir, çimento, altın varaklar ve görgüsüzlük.

Ne kadar iyi, güzel şey varsa hepsinin ırzına geçiyorlar..

Sıra Gökova körfezinde.

16 yıldır ülkede satıp savmadıkları hiçbir şey kalmadı.

Bir vatana başka nasıl ihanet edilir?

Fabrikaları satarsın, toprakları satarsın, ağaçları kesersin.

Bu topraklar Moğol istilasından sonraki en büyük yerli ve milli yıkımı yaşıyor.

Muğla halkı bu talana bir dur demelidir!.

Muğlalı olmaz dediği halde, bakanlar kurulu tepeden dayattı bu imarı.

İnşallah kirlettiğiniz bu denizlerde boğulur, kestiğiniz o ağaçlar tabutunuz olur!

Daha nasıl ilenilir bilmiyorum?

Bir Kızılderili atasözü der ki,

‘Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde, son balık tutulduğunda,

beyaz adam paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacak.’

Anlayacağız, anlayacağız da iş işten geçmiş olacak.

Bu güzelim doğayı katletmek, katline ferman yazmak vandallık, vahşilik ve vicdansızlıktır.

Bunun tecavüzden, cinayetten, katliamdan hiç bir farkı yok.

Geçmişte Gökova’yı kurtarmak için verilen bataklık kurutma mücadelesi,

bugün talana dur deme mücadelesine döndü.

Muhtar Mehmetler, Halikarnas balıkçısı Cevat Şakir’ler yetişti bu topraklarda.

İnanın onların kemiklerini sızlatıyorlar bugün.

2007 yılında Güvercinlik koyundaki Pina yarımadasını yaktılar.

250 dönümlük ormanlık arazi küle döndü.

‘Ağaçlandırılacak’ dedi yetkililer, ‘ağaçlandırılacak’

4 tane otel şeklinde beton ucube sapladılar bağrımıza.

Önce cenneti yaktılar sonra cennetin içine beton döktüler.

Dikkat edin bakın yangınlar bu yaz Gökova körfezinde çıkmaya başlar.

Bu ülkenin başına gelebilecek en büyük felaketle karşı karşıyayız.

Türkiye Cumhuriyetinin tüm güzelliklerini mahvetmeye ant içmişler sanki.

Hem de geri dönüşümsüz bir şekilde.

Bunlar yeşile düşman, doğaya düşman, hayvanlara düşman, gençliğe düşman,

eğlenceye düşman, bilime düşman, sanata düşman, kısacası şu hayatı güzel kılan,

bir nebze olsun keyif verecek, insanın kendisini ve yaşamını daha iyi yapacak ne varsa hepsine düşman.

Nazım usta bir şiirinde bu zihniyeti ne güzel anlatmış bize..

‘Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,

akar suyun, meyve çağında ağacın,

serip gelişen hayatın düşmanı.

Bursa da havlucu Recebe,

Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,

fakir köylü Hatçe kadına,

ırgat Süleymana düşman,

sana düşman, bana düşman,

düşünen insana düşman,

vatan ki bu insanların evidir,

sevgilim, onlar vatana düşman...’

Bu ne bitmez öfke, bu ne kin, bu ne doymazlıktır inanılır gibi değil.

Halikarnas balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı, ‘Roma’yı gör de öl, Gökova’yı gör de yaşa’ demiş

Muğla Belediyesi böyle bir imar düzenlemesine karşı çıkmış, aylar öncesinden dava açmış.

Şeriatın kestiği parmak acımaz, ben yapacağımı yaptım deyip oturmak yok öyle.

En son Yuvarlakçay’a  HES yapacaklardı..

Köylüler siper kazıp tüfeklerle bekleyince vazgeçtiler.

Muğla Çevre platformu, Bodrum ve Gökova çevre gönüllüleri,

Muğla, Ula Belediyeleri ile köylüler iktidarı bu kararından vazgeçirebilir.

İkinci bir gezi direnişi yaratılabilir.

Yoksa bu eşsiz doğanın tahrip edilişini hep birlikte dombıra eşliğinde izleriz.

Körfezdeki Okluk koyunda yaklaşık bir yıldan beri 300 odalı bir yazlık saray inşa ediliyor.

Turgut Özal’ın konutu yıkıldı, Tayyip Erdoğan’a yazlık saray yapılıyor.

Adına da yazlık külliye derler artık.

Konutu yıktılar, ağaçları kestiler, 4 metrelik yüksek duvarları ördüler ve  inşaata başladılar.

CHP Muğla milletvekili Akın Üstündağ konuyu meclise taşıdı.

‘400 çalışanı olacağı belirlenen bir yazlık.

Denize dolgu yapılarak bu kaçak sarayın önüne, iskeleye yatların demirlemesi planlanıyor.

Soruyorum, 300 odalı yazlığı ne yapacaksın?

Sen bu sarayda bütün sülaleni mi tatil yaptıracaksın yoksa çoluk çocuğu çok olan katar prenslerine mi tatil yaptıracaksın?

Mega yatlar kimin için yapılıyor?

Katar'ın zengin Arap şeyhlerinin yatları mı demirleyecek buraya?’ diye konuştu.

Hukuki ve siyasi mücadele direnişlerle desteklenmelidir.

Cerattepe, Çamlıhemşin direnişleri gibi..

‘Ben halkım, devlet benim!’ diye iş makinelerinin önünde haykıran Havva Analar gibi..

Burası imara açık bir yer değildi.

İmara açtılar ve saray inşaatını yasal hale getirdiler.

Normal bir ülkede, çağdaş bir ülkede olacak şeyler değil bunlar?

Unutmayın Karl Marks aynı zamanda

Asacağımız son kapitalist, muhtemelen bize asma halatını satan kişi olacaktır’ demiştir.

Bilin istedim!

Hos kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-30/03/2018

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500