Advert
Advert
Advert
YA TOPLUM HASTA OLURSA?!
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

YA TOPLUM HASTA OLURSA?!

Bu içerik 3003 kez okundu.

Psikolojinin, davranış bozuklukları ve bu bozuklukların düzeltilmesiyle ilgilenen alt alanı olan klinik psikolojide, odak hep tek bireye yöneliktir. Elbette, her insan, Rogers’ın dediği gibi bir mikrokozmozdur; her bozukluğun genel özellikleri olmasına rağmen, özünde, sorun da çözüm de bireye özgü olur. Bu nedenle psikoterapist, bireyin davranış bozukluklarının gerçek nedenlerini ortaya çıkarmak için o birey üzerinde bir madenci titizliğiyle çalışır.

Peki ya bu bireysel psikolojik bozukluklar, toplumsal boyutta olursa?! Psikolojinin bir alt alanı sosyal psikolojidir, ama bu alanda da davranış bozuklukları incelenmez. Dünyada bir Journal of Social and Clinical Psychology dergisi var; ancak onda da facebook gibi sosyal medya kullanımın yine bireysel (yeme bozuklukları, depresyon gibi) etkilerinin incelendiği görülmektedir. Bildiğim kadarıyla, bugün için bir davranış bozukluğunun toplumsal boyutta yaşanması durumunda ne yapılacağı konusunda herhangi bir dergi ve görüş bulunmamaktadır. Toplumsal boyutta bozukluğu nereden mi çıkardım, bu güzel ülkemde son yıllardaki gözlemlerimden ve yaşadıklarımdan…

Kısaca örnekler verelim. Ancak aşağıdaki bozukluk tanımlarında lütfen dikkatli olunuz. Normalde herkes zaman zaman kendi hayal dünyasına kapılır, yalnız kalmak ister, kuşkulu olabilir vs. Ancak, bunların bozukluk olabilmesi için ne kadar sık ve şiddetli yaşandığı gibi ciddi ölçütleri vardır, bu tanıyı da ancak uzman bir klinik psikolog koyabilir. Rahat olunuz J

Şizofreni, kısaca bir bireyin gerçeklerden koparak kendi yarattığı bir iç dünyada yaşamasıdır. Bugün, milyonlarca insanımızın gerçeklerden kopuk haber, dizi, eğlence vb programları sunan bir medya dünyasında yaşamadığını söyleyebilir miyiz? Yalanların gerçek diye sunulduğu, gerçeklerin haber yapılmadığı, izleyenin kendi yaşantısıyla hiç ilgisi olmayan dizi yaşamlarına ağlayıp güldüğü, kendisiyle alay edenleri alkışladığı, vb bir kitlesel yaşam davranış bozukluğu değil de nedir?

Paranoya, kısaca bir kişinin ağır kuşku dünyasında yaşamasıdır. Sürekli baskı, azarlanmayla, hakaretle yaşayan ve üstelik herkesin muhbirliğe özendirildiği, bir ispiyoncunun otobüste duydu diye gariban kişilerin hakaretten ceza aldığı, bu abuk muhbirlerden dolayı pek çok kişinin hapis yattığı, telefonlarının dinlendiği, her yazdıklarının izlendiği bir ülkede, insanların sürekli izlendikleri duygusu yaşamaları, herkesten kuşkulanmaya başlaması vb kaçınılmazdır.

Depresyon, kişinin yaşadığı ağır travmalar, engeller, başarısızlıklar sonucu ortaya çıkan çaresizlik duyguları, kalıp olumsuz düşünceler, yeme-uyuma-cinsel sorunları gibi gösterdiği ağır psikolojik tablonun adıdır. Oldukça uzun yıllar süren baskı, öldürmeler, işsizlik, yarınsızlık, korku, vb içinde yaşayan geniş kitlelerin karamsar olmaları, yaşamdan ve gelecekten ümitlerini kesmeleri vb de kaçınılmazdır.

Bu listeyi daha da uzatabiliriz ne yazık ki… Sanırım, psikoloji bölümlerinin artık bu konuya bir el atmalarının zamanı geldi de geçiyor; hatta belki de salt bu toplumsal bozukluklar ve çözüm yollarıyla sistematik olarak uğraşacak Sosyal Klinik Psikoloji anabilim dallarının kurulmasının düşünülmesinde yarar olabilir.

İmdat, ülkem boğuluyor!!!

Haydi hep birlikte bu ağır depresyondan, paranoyadan, şizofrenik dünyadan çıkmak için bilindik yolları deneyelim: Kabuğumuzu yırtıp (örneğin, dizileri seyretmeyi bırakıp) bizim gibilerle yan yana olalım ve küçük de olsa adımlar atmaya başlayalım; göreceksiniz, hiç de yalnız değilsiniz, paylaştıkça çoğalacak, çoğaldıkça sinerjiyle dolmaya başlayacaksınız.

Toplumsal travma, yine toplumsallıkla aşılacak; bu deli gömleği yine hep birlikte yırtılabilecektir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nevzat Çağlar Tüfekçi     2018-03-28 İçinde bulunduğumuz toplumsal yaşa sürecini anlatana çok güzel bir yazı.