Advert
Advert
Advert
ÇİFTLİK İÇİNDE ÇİFTLİK
Kemal ÖZCAN...

ÇİFTLİK İÇİNDE ÇİFTLİK

Bu içerik 548 kez okundu.

Sizlere ilginç bir dolandırıcılık hikayesi anlatarak başlamak istiyorum.

Sülün OsmanTürkiye Cumhuriyetinin ilk dolandırıcılarındandır.

1950 yılından sonra İstanbul’da ortaya çıkmış.

Dolmabahçe’deki Saat Kulesini, Galata Köprüsünü, Taksim Meydanı’nı satarak geçimini sağlamış.

Dolmabahçe’de Saat Kulesini satma hikayesi aynen şöyle.

İki üç arkadaşıyla saat kulesinin dibinde bir tezgah kurmuş.

Arkadaşları kuledeki saate bakarak kol saatlerini ayarlıyor ve ardından Sülün Osman’a para veriyorlarmış.

Bu oyunu oynarlarken meydanda kol saatini ayarlamak isteyen başkaları da çıkmış.

Saatini kuleye bakarak ayarlamak isteyenler de Sülün Osman’a para verilmesi gerektiğini düşünmüşler.

Tabi zorlama yok.

Gören geliyor, duyan geliyor.

İstediği para da çok para değil tabi.

Sülün Osman için asıl dolandırıcılık ‘günde ne kadar kazanıyorsun hemşerim?’ diyen bir girişimci çıktığında başlıyor.

Sülün Osman Dolmabahçe’deki saati satıyor.

Saat kulesinin yeni sahibi ise meydanda yeni işinden kazanacağı paranın hayalini kuruyor.

Ta ki kulenin kamu malı olduğunu bilen İstanbullulardan dayak yiyene kadar.

Ülkemiz insanına özgü dolandırılma hikayesi çoktur.

Banker Kastelli, Titan saadet zinciri, Kombassan, Yimpaş, Jet Fadıl, vs..

1981 sonlarında bankerler batmaya başladığında Maliye Bakanı Kaya Erdem,

‘vatandaş üç-beş kuruş fazla kazanmak için kumar oynamıştır’ dedi.

Yıl olmuş 2018 hala değişen bir şey yok.

Dün dedelerimizi, babalarımızı kandıran dolandırıcılar, şimdi bizleri kandırıyor.

Dolandırıcılar genel olarak yaşadıkları toprakların siyasi, kültürel ve ekonomik iklimini iyi okurlar.

Bugün de Çiftlikbank adıyla ortaya çıktılar.

Çiftlikbankİnegöl süt ve besi sığırcılığı çiftliği açılışına bakarsanız,

AKP’nin 15 yılı aşkın sürede Türkiye’de yarattığı siyasi iklimin tüm detaylarını görürsünüz..

Mikrofondaki cazgır Mehmet Aydın’ı kürsüye şöyle davet ediyor.

‘Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!’

Çiftlikbank Türkiye’dir.

Türkiye’nin özetidir.

Bizim insanımızın kolay yoldan zengin olma hevesinin sonucudur..

Bu ülke zaten yıllardır siyasal İslamcıların at koşturduğu bir çiftlik halindeydi.

İmam Hatip mezunu tüysüz dombili Mehmet Aydın çıktı dedi ki,

‘Türkiye’nin en büyük öküz çiftliğini kuracağım’

Herif hakikaten çiftlik içinde çiftlik kurdu.

Yaptığı iş sanaldan gerçeğe bedavadan bir umut tacirliği.

Türkiye denen çiftlikten, tüysüz bir tosuncuğun kuracağı,

Çiftlikbank’ın peşinde koşan 80 bine yakın insandan bahsediyorum.

Son yılların en zeki kurgulanmış oyunlu vurgununu yaptılar.

Tüyü bitmemiş bir tosuna güvenip tüm parasını yatırdı millet.

Herkes kendince kaz gelecek yerden tavuğu esirgemedi.

Beyler bunun adı doğal süpürmedir.

Yani keriz silkelemedir.

Gerçekten tam bir Levent Kırca komedisi olmuş.

Zaman zaman böyle aktörler çıkar ve milleti silkeler giderler.

Dolandırılmalara doyamadık bir türlü.

Bunlara para kaptıranlara gerçekten üzülüyorum.

Kendi yaşamından, eşinden, çocuğundan meteliği kıskananlar,

bu tosuna resmen ben yiyemedim sen ye demiş..

Evini, arabasını satan, kredi çeken insanlardan bahsediyorum.

Kendisinin ve çocuklarının geleceğini bu tüysüz dombiliye yedirenlerden bahsediyorum.

Bilgisayar başında, koyun besleyerek, tavuk besleyerek zengin olacağına inanmış insanlardan söz ediyorum.

Oturduğu yerden emek harcamadan zengin olmaya çalışan,

başkalarını kazıklamak isteyen ve cin olmadan şeytan çarpmaya kalkan insanlardan bahsediyorum.

Çiftlik kuruyorum diye 511 milyon Türk lirası toplamış.

Adam kendini farklı bir şekilde pazarlayıp kısa yoldan zenginlik vaat etmiş.

Yaptığı şeyi öyle bir ulvileştiriyor ki, inansınlar diye açılışlar kuranla ve duayla yapılıyor.

Besmeleyle başlamak bu işin raconu.

Müftü hatim indiriyor.

Tarım Bakanının gönderdiği telgraf okunuyor.

‘İşlerimin yoğunluğu nedeniyle açılışınıza katılamıyorum, hayırlı uğurlu olsun’

Genelde milliyetçi, muhafazakar, Osmanlıcı insanları avlama teknikleri bunlar.

Daha inandırıcı olmak için başkasına taşore ettiği ürünlere kendi markasını yapıştırıyor.

Şarküteriler zinciri kuruyor.

Ver mehteri ver coşkusu yaratıyor.

İlçesinde bilmem kaç öküzlük, Avrupa’nın en büyük tesisi açılacak diye,

Konya’nın Tuzlukçu ilçesinin belediye başkanı onunla gurur duyuyor.

Yerli ve milli tosuncukla övünüyor.

Bu insanlar seçimlerde oy kullanıp bu ülkenin kaderine yön verecekler.

Karacabey bal tesisinin açılışını sunan herif kovanın başında şunları söylüyor,

‘İşte bu arılar, evet peygamber efendimizin ismini söyleyip de arıya tat veren muhteşem ballardandır’

Bedavacı milyonları peşine takıyor.

15 yıllık Türkiye’nin özetini, tek bir çiftliğe sığdırdılar.

Bir şey diyen olursa, batı bizimle uğraşıyor.

Genelde faiz lobisi, büyük oyunu bozduk, milli ve yerli, batı kıskanıyor gibi duygusal cümleler.

Vatan, millet, Sakarya, çekemeyenler anten taktırsın.

‘Paranızı geri alırız, dosya parası 400 lira yeter’ diyerek insanları ikinci kez dolandıran başkaları çıkmış.

Her dakikası, her eylemi, her anı bu ülkeye özgü birhikaye.

Bir hikaye bu ülkeye bu kadar mı yakışır arkadaş.

İşte bu olay Türkiye’nin kendisidir.

Buram buram Anadolu kokuyor.

Dombilinin‘Kandırıldım, Rabbim ve milletim beni affetsin!’ demesini bekliyorum.

Bir de utanmadan ‘Türk milleti zekidir’ diye reklam yapmışlar.

Ya işte gördüğünüz gibi Türk milleti çok zekidir.

Alın teri nedir, emek nedir unuttuk?

Atalarımız ‘Bedava peynir sadece fare kapanında bulunur’ demiş.

Türkiye'de bu tezgahlar bitmez, bu ‘mağdurlar’ tükenmez.

Bir patlama da Bitcoin ve İnşaat sektöründeki müteahhitlerden bekliyorum.

Gelecek tezgahta görüşmek üzere, her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsan?

Hoş Kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-17/03/2018

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500