Advert
Advert
Advert
BÖYLE, CUMHURBAŞKANI BAŞDANIŞMANLARI DA VARMIŞ! (ve “devlet bu hale nasıl düştü?”)
Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ...

BÖYLE, CUMHURBAŞKANI BAŞDANIŞMANLARI DA VARMIŞ! (ve “devlet bu hale nasıl düştü?”)

Bu içerik 435 kez okundu.

İnternet arşivleri unutmaz. Kötü şeyleri sakladığı gibi iyi şeyleri de saklar ve zamanı geldiğinde önümüze koyar. İnternet ortamında Milliyet’in eski yazarlarından Hasan Pulur’un 2001 yılında yazdığı “Devlet bu hale neden düştü?“ başlıklı yazısıyla karşılaştım. Yazı Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Başdanışmanı Can Pulak’la ilgiliydi. Pulak, etik anlamda kendisine ters gelen şeylerde, Cumhurbaşkanı Özal’a karşı görüş bildiren veya farklı bir yaklaşımda bulunabilen bir kamu görevlisiydi… Yazı, “Bir zamanlar böyle Cumhurbaşkanı Başdanışmaları da varmış!” dedirtiyor insana… Uzatmayalım, buyrun yazıyı okuyalım…

 xxx

Devlet bu hale neden düştü?

     DEVLET, bu hale, neden ve nasıl düştü?
     Uzun lafa gerek olmadığı gibi, uzun lafa bizim köşede de yer yok!
     * * *
     YENER Süsoy'un Can Pulak'la yaptığı söyleşinin bir bölümü, sanırız yukarıdaki soruya, bir açıklama getirecektir. (HÜRRİYET / 20.03.2001)
     Can Pulak kimdir? Eski bir meslektaşımızdır, Yener Süsoy'un tanıtımıyla da "sağlığında Turgut Özal'ın sağ kolu"dur.
     Can Pulak'ın anlattığı "ibret verici olaylar"dan biri şu...
     Cumhurbaşkanı Turgut Özal, eşi ve 35 kişilik maiyeti Ceylanlar'ın Simena Tatil Köyü'nde kalırlar, ayrılmadan bir gün önce, Can Pulak, Özal ve eşi dışında 35 kişinin hesabını ister. Biraz sonra Turgut Özal, kendisini çağırır "Hesap mı ödüyorsun?" diye sorar:
     "Evet efendim, biz devlet memuruyuz, aksini yapmamız suç olur!"
     Can Pulak, 
hesabı öderken, tatil köyünün sahibi Ağa Ceylan gelir:
     "Bu bana hakaret olur, hepiniz benim misafirimsiniz!"
     
Can Pulak kabul etmez:
     "Beyefendi ve eşi için olabilir, ama biz, devletten bunu ödemek için para alıyoruz!"
     * * *
     
ARADAN bir süre geçer, Turizm Bakanlığı Müsteşarı Savaş Küce, Can Pulak'a gelir, başı derttedir:
     "Ağa Ceylan, otellerinin karşısındaki araziyi devletten almak istiyor. Fakat önünden yol geçtiği için yasaya göre araziyi alamıyorlar. O da Turgut Bey'in yakın arkadaşı olduğunu söyleyip, yolu iptal etmemiz için bize baskı yapıyor."
     
Can Pulak planı alıp Özal'ın yanına geçer, planı gösterir:
     "Bakın burada bir yol var, bu yoldan turistler, köylüler, otellerde çalışanlar geçiyor. Simena'da kalmak istediğinizde, bunun faturasının bir gün çıkacağını söylemiştim. İşte çıktı, Ceylanlar şu yolu kaldırmak için baskı yapıyorlar ama bu olmayacak."
     
Özal bunun ne mahzuru(!) olduğunu sorar ve faydasını da belirtir:
     "Tesis büyüyecek, çok turist çekecek!"
     
Can Pulak ısrar eder:
     "Beyefendi, Simena'nın bulunduğu yer Karayolları'na aitti, nasıl yaptılarsa burasını kendilerine tahsis ettirdiler, devletin bütün aletlerini denize atıp, üzerine oturdular."
     
Can Pulak, bu konuda kavga etmeye kararlıdır, lakin Özal kavga istemez:
     "Aman başıma iş açma, ne de olsa ahbaplarım!"
     "İşte bu çok kötü efendim!"
     * * *
     
İKİ ay sonra tekrar Simena'ya gidilir, Can Pulak kafileden ayrılıp başka bir otelde kalır, Özal bunu duyunca "küplere biner" kendisini çağırır, yanında Ağa Ceylan ve ailesi, DEP milletvekilleri ve "o takımdan" belki kırk kişi vardır. Can Pulak, Simena'da niçin kalmadığını anlatır:
     "Beyefendi, içinde oturduğunuz bu bina kaçak, yasalarımıza göre denizden 50 metre geriye yapılması lazımdı, oysa tam denizin dibine yaptılar."
     * * *
     
BİR süre sonra Can Pulak, Ağa Ceylan'la Esenboğa'da karşılaşır, Ağa Ceylan "Bunun bir bedeli vardır!" der.
     Can Pulak, durumu Turgut Özal'a anlatır:
     "Bu adam beni tehdit etti!"
     
Özal şaşırır:
     "Bunların arkası kalabalıktır!"
     * * *
     
EVET bunları anlatan Can Pulak'tır, Özal'ın sağ kolu, Özal'ın deyimiyle "sol amigolar" değildir.
     "Siz halâ devlet bu hallere neden düştü?" diye düşünüyor musunuz?
     Eğer düşünüyorsanız, devam edin!
     Düşüne düşüne "Benim memurum işini bilir!" diyen, "siyaset dehası"nı da hatırlarsınız, "Verdimse verdim!" diyen "siyaset Babası"nı da...

(Hasan Pulur, Olaylar ve İnsanlar, Milliyet, 21 Mart 2001)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500