Advert
Advert
Advert
SAHİ BİZ NEYİZ?
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

SAHİ BİZ NEYİZ?

Bu içerik 973 kez okundu.

Biçimsel her türlü çabayı göstermelik “sunar”, ama içini doldurmayız. Amirinin önünde eğileni “saygılı”, amirinin yanlışına her şeyi göze alarak “yanlış” diyeni ‘saygısız’ ilan ederiz. Göstermelik el öperiz, ama içimiz tam tersidir; öte yandan, el öpmeyip el sıkanı ise törelere aykırı davranmakla ayıplarız.  

Amir olduğumuzda ise, “ben dürüstlerden hoşlanırım” deyip, dürüst davrananın hemen ayağını kaydırırız.

Büyüklerimizi saydığımızı söyleriz, ama ne otobüste ne de başka yerde onlara yer veririz; hatta “beni doğurmaydılar”, “zaten bana ne verdiler ki” deyiveririz.

Yönetici (vs her kimse) geldiğinde/geleceğinde/göründüğünde çalışmasak da çalışıyor gibi yapmakta üstümüze yoktur. Kendimizi olduğumuzdan farklı göstermekte birbirimizle yarışırız. Saygıyı, “mış” gibi yaparız; önümüzü ilikler, ama içimizden küfrederiz. Yöneticinin çalıştığımız yere geleceğini öğrendiğimizde her yeri pırıl pırıl yaparız, sonrasını ise “şey” götürür.

Dersin ödevini süslü-püslü yaparız ama içi bomboştur; sadece göz boyamaya çalışırız. “Mutlaka geliriz” deyip, aslında kişisel başka tercihler sonucu gitmeyip, “aaa unuttum”

veya (hatta bir de yalan söyleyip) “hastaydım” bile deriz.

Seviyormuşuz gibi yaparız ama sevmeyiz veya sevmenin gereğini yapmayız ve sevmek sadece lafta kalır.

Başkalarıyla yatıp kalkar başkalarından namus bekleriz. Üstümüzü örter, ama altımız açıktır; altımız örtülü ama kafamız bomboştur. Geçim derdi için açıkça bedenini satanı ayıplar, ama onunla yatıp namus bekçiliği yapmaktan geri kalmayız.

Rüşvetten yakınır, ama gerektiğinde kendi çıkarımız için rüşvet vermekten geri durmayız. “Benim memurum işini bilir” diyen bir “büyüğümüzden” bu yana ise, rüşvet almakta da üstümüze yoktur.

Hırsızlıktan yakınır, ama fırsatını bulduk mu hırsızlığın daniskasını yaparız; yapanları alkışlar, hatta “yiyor ama bak şunları şunları da yapıyor” deriz.

Torpilden yakınır, ama en küçük bir şey de (hastane sırası için bile) torpil ararız.

Yöneticilerden yakınırız, ama yönetici olduğumuzda ise yakındığımız her şeyi alabildiğine yapmaktan geri kalmayız.

Çalışmanın erdeminden dem vurur, ama kaytarmakta ve tembellikte üstümüze yoktur. Köyümüzün yolunu düzeltmekten, tarlamızın kıyısına bir fidan ekmekten bile acizizdir; bin yıl önce atalarımız ne yapıyorsa sadece onları tekrar eder dururuz. Her işte kaytarmanın bir yolunu mutlaka bulur, üstelik böylelerini ‘zeki’ bile ilan ederiz.

Hep yakınırız. Apartman yöneticisinin rüşvet yediğinden yakınırız, ama apartman toplantısına gitmez, gitsek de görev almaktan kaçınırız. Belediyeden yakınırız, ama bunun için bir şey yapanların yanında olmaktan özenle kaçınırız. Ülke yönetiminden yakınırız, ama bırakın başka şeyler yapmayı, oy kullanmaya bile gitmeyiz.

Vatanseverizdir, ama ne yabancı askeri üslere, ne yurtdışından her şeyin ithal edilmesine, ne de ülkenin parsel parsel satılmasına vb karşı çıkarız… Bunlara, hapislere-idamlara rağmen karşı çıkanlara ise hemen ‘vatan haini’ damgasını vuruveririz; böylelikle makbul vatandaş olup çıkıveririz (ne kadar kolay ve rahat değil mi); vatansever olmak bu kadar basittir. Vatanseverlik bizim için, süslü laflardan ibarettir, o kadar.

Hemen hiç okumayız, ama hemen her konuda sürekli ahkâm keser, akşam haber ajanslarında ülkeyi kurtaracak fikirleri kahve köşelerinde ve evlerde TeVe karşısında üretir dururuz. Hatta, okuyanları ayıplar, “okudular da ne oldular, bize cahiller gerekli” deyip rahatlayıveririz.

Her aldanmada ise, “aaa bizi aldattılar” deriz, ama sürekli aldatılmaktan da bıkmayız. Hatta, bizi aldatıldığımız konusunda uyaranları da “terörist”, “vatan haini” vb diye ihbar bile ederiz, beklediğimiz küçük bir ödül için… Günü kurtarmak, çoğunluktan yana görünmek, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demek, verilecek küçük bir “ulufe” için onurumuzu terk etmek bizim için nedir ki!.. HİÇ!

Sahi biz neyiz? Dürüst? Sorumlu? Çalışkan? Ahlaklı?

“Ey ayna, sana soruyorum; cevap ver bana!”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nevzat Çağlar Tüfekçi     2018-02-25 Güzel bir yazı. Kendimizi tanımak için...