Advert
Advert
Advert
ÖZGECAN' LAR...
Gülden SÖKELİOĞLU...

ÖZGECAN' LAR...

Bu içerik 466 kez okundu.

Üniversite öğrencisi, Özgecan Aslan'ın 11 Şubat'ta vahşice öldürülmesinin üzerinden 3 yıl geçti. Özgecan; kadın cinayetlerinin sembol ismi oldu ve herkesin yüreğini sızlattı.

Kadınların eşleri, yakınları tarafından öldürülmelerine, cinsel saldırıya uğramalarına, kız ve erkek çocuklarının cinsel tacize uğramalarına engel olunamadığı gibi; bu olayların daha da arttığını görüyoruz:

 2017 yılında; öldürülen kadın sayısı 409, kadına cinsel şiddet 332, çocuk istismarı ise 387' idi.

2018 yılının ilk ayı olan Ocak'ta ise 28 kadın öldürüldü; 25 kadına cinsel şiddet, 147 çocuğa ise cinsel istismar uygulandı... Rakamlar çok korkunç ve sürekli artıyor.

Oysa; kadınlara, kız ve erkek çocuklarına bu acıları ve travmaları yaşatanlar gerektiği kadar cezalara çarptırılsa, suçlulara düzgün giyindiği için, pişman olduğu için ve iyi hal indirimi yapılmasa belki daha caydırıcı olurdu. Yasalar, suçluyu değil, mağduru korumalıdır... 'Orman Kanunu' denen, yapanın yanına kar kalan suçlar maalesef kötü örnek oluyor ve bir virüs gibi gitgide toplumda yayılıyor.

Çocuklarını okula gönderen aileler; 'acaba çocuğuma biri kötülük yapacak mı?' diye tedirgin…

Kızlarını lisede ve üniversitede okutan anne ve babaların yüreği hep korku içinde...

Yatılı okullarda ve yurtlarda çocukları kalan aileler endişeli.

Ahlaki değerlerin ayaklar altına alındığı, sokakta yürüyen kadınlara tekme atıldığı, otobüste kızlara saldırıldığı, sokakta cinayetlerin yaşandığı, şiddetin her ortamda dozunu giderek arttırdığı ve insanların buna alıştırıldığı bir süreç yaşıyoruz.

Oysa, insan yaşamı kutsaldır. En zor yetişen ve en güzel bir varlık olan insan, nasıl olur da bir diğerine şiddet uygular?

Ülkemizde yaşanan bu kötülüklerin temelinde 'eğitim' yer alıyor. Eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı 'eğitimi yazboz tahtasına çevirdik' demişti.

Eğitimde yaşanan değişikliklerle; düzgün konuşmayan, düşünmeyen, okuduğunu anlamayan, sorgulamayan, başkasına değer vermeyen, sanata ve spora önem vermeyen, zorba, kaba saba bir nesil yetişiyor. Hukuk kuralları da gerektiği gibi uygulanmayınca sonuçta; kadınlara, kız çocuklarına karşı uygulanan şiddet ve öldürme olayları sürekli artıyor.

Televizyon dizilerinde yer alan şiddet görüntüleri de kötü örnek oluşturuyor ki bunlar denetlenmelidir. Örneğin mafya dizilerinin yayınlanmaması gerekli, oysa çok şiddet içeren, 'Kurtlar Vadisi' dizisi yıllarca yayında kaldı. Her gün şiddet gören çocuk, büyüdüğünde o da şiddet uygulayacaktır.

Bizim çocukluğumuzda, televizyonda Arı Maya, Heidi, Pembe Panter gibi çizgi filmler; insana mutluluk veren diziler ve filmler oynardı ve hepsinde de sevgi ve mutluluk vardı…

Ayrıca Suna Tanaltay gibi, konuştukça ağzından bal damlayan psikologların programları vardı.

Şiddet yerine, sevgiyi; korku yerine güveni sağlamak için herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Aksi takdirde, nesiller ve geleceğimiz kaybolacaktır.

'Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.' - Hz. Mevlana.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500