Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
ÖNCE İNFAZ, SONRA YARGI
Kemal ÖZCAN...

ÖNCE İNFAZ, SONRA YARGI

Bu içerik 745 kez okundu.

Türk Tabipler Birliği 24 Ocak tarihinde bir bildiri yayınladı.

Yayınladıkları bildiri aynen şöyle.

‘Biz hekimler uyarıyoruz:

Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden,

insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.

Her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından,

onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.

Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın,

barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.

Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür,

ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.

Savaşa hayır, barış hemen şimdi!

Herkes bir kaç gün sustu, pusuya yattı bekledi.

Başbakan, bakan, milletvekili, en ücra köşedeki partili bekledi.

AKP genel başkanı olan Reis buna ne cevap verecek merakıyla?

Artık bu ülkede herkesin yerine düşünen ve karar veren  biri var.

AKP’li Reis’de iki gün bekledi ve 26 Ocak’ta ‘terör sevicileri’ diye suçladı.

Birden ortalık şenlendi.

Baltasını kuma gömenler, bekleyenler çıktı ortaya.

Koro halinde bir saldırı.

Sosyal ve yandaş medyada linç kampanyaları düzenlendi.

Bu tepkiler üzerine TTB bir kez daha açıklama yapmak zorunda kaldı.

Ama dinleyen kim?

Türk Tabipler Birliği 24 Ocak tarihinde ‘savaş bir halk sağlığı sorunudur’ dedi.

Olay olduğunda yanlış bir şey söylerim korkusundan kimse ağzını açamıyor.

Reis hedef gösterince onun paralelinde destek atışları yapılıyor.

Bunu emir telakki edenler bile var.

İçişleri Bakanlığı suç duyurusunda bulundu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

Sabahın köründe yapılan bir  baskınla yaka paça gözaltına alındılar.

Bilgisayarlarına el kondu.

Alışalım artık bunlara, bundan sonra infazlar böyle.

Önce infaz , sonra yargı sistemi.

Süreci şöyle özetleyim.

Bildiri 24’ünde yayınladı, iki gün sonra Reis patladı.

Hemen ardından linç güruhu devreye girdi.

Saldırılar ve  protesto gösterileri başladı

29’unda İçişleri Bakanı suç duyurusunda bulundu.

30’unda soruşturma açılıp, gözaltına alındılar..

 ‘Türk Tabipler Birliği’de kim oluyor ya!

Bir KHK’nin başına patlar!

Gözaltına alınmalarından ziyade benim ilgimi çeken sözde ifade özgürlüğü savunucularının tepkileriydi.

Mesela çiçeği burnunda CHP genel başkan aday adayı,

aynı zamanda İstanbul Baro başkanı olan Ümit Kocasakal bu bildiriye katılmadığını söyledi.

Türkiye tarihinin en karanlık, en baskıcı ve en kokuşmuş bir döneminden geçiyoruz.

Yani bu iktidar her şeyi yapar, söyler ama hiç kimse aksini söyleyemez.

Bunun adına da ‘Vatan, Millet, Sakarya’ derler.

Faşizm ne zamandan beri ‘Vatan, Millet, Sakarya’ oldu.?

Ancak Nazi Almanya’sında görebileceğimiz biçimde yönetiliyoruz.

Tabipler Birliği 12 Eylül faşist cuntasına da karşı çıktılar ama gözaltına alınmadılar.

İsterseniz nereden nereye geldiğimizi bir düşünün?

İnsanlar savaşa karşı oldukları için gözaltına alınıyorlar.

Savaşa karşı olmak suç değildir!

Demokrasi var,  hukuk var, ifade özgürlüğü var öyle mi?

Eğer bugün Afrin’e girdiysek yanlı ve yanlış dış politikanın bir sonucudur.

Davutoğlu’nun derin stratejik dış politikasının bir eseridir.

Ne oldu onun ‘öfkeyle bir araya gelen gençlerine’?

Dinci, cihatçı kelle avcılarına IŞİD dememek için yıllarca kılı kırk yardık.

Suriye’nin seçilmiş meşru hükümetiyle işbirliği yapmak yerine,

Emevi camisinde Cuma namazı kılma hayalleri kurduk.

Seçilmiş Esed zalimdi, seçilmiş Esed halkına zulüm yapıyordu.

Ama kendilerine gelince ‘milli irade’ dediler.

‘Sandıkla gelen sandıkla gider’ dediler.

Bizde yedik tabi, yemeye de devam ediyoruz.

2013'te bir siyasi figür olarak PYD lideri Salih Müslim’e kımızı pasaport verip misafir ettiler.

Bugün aynı  Salih Müslim'e terörist diyorlar..

Savaşa karşı olan TTB ‘terör sevici’ oldu.

Dün hoca efendi dedikleri yobaza, bugün terörist dedikleri gibi.

Başka bir devlete karşı ayaklanmış bir örgüte terörist demek suç.

En son Kuvayı Milliye dedik.

Hayaldi gerçek oldu!

Bunu yazın bir kenara!

Bir gün ÖSO’yu savunanlara ve alkışlayanlara terörist diyecekler..

7 Haziran hezimetinden sonra Kürt oylarından ümidi kesince,

ayaklarının altına aldıkları  milliyetçilere yöneldiler.

Açılımlar, çözümler, Akil adamlar, Oslo, Dolmabahçe,

APO’nun mektubu, Nevruz kutlamaları ve Habur şovları bir işe yaramadı.

Nankör Kürtler tercihini HDP’den yana yapınca kıyamet koptu.

Zamanında Irak'a asker gönderme tezkeresi mecliste oylanırken,

savaş karşıtı kitlesel gösteriler yapıldı ve tezkere meclisten geçmedi.

Geçseydi barış diyen herkes vatan haini mi olacaktı?

At izi, it izine karışmış durumda.

Reis istediği ülkeye asker gönderebilir, istediği emperyalist güçlerle pazarlık yapabilir,

istediğini görevden alabilir ama buna aykırı görüş ve eylem  suç.

Acilen bu ülke vatandaşlarını yönetenlerden koruyacak bir hukuk mekanizmasına ihtiyacı var.

Memleketin doktoru bile fikrini açıklayamıyor.

Türkçe Olimpiyatları'nda salya sümük ‘hoca efendi, hoca efendi’ diye ağlaşanlar değil,

savaş istemeyen doktorlara FETÖ’cü demeye başladı.

İşten attıkları Nuriye ile Semih açlık grevi yapınca ‘terörist’,

doktorlar ‘savaş bir halk sağlığı sorunudur’ deyince FETÖ’cü oldu.

Vatan hainliği ithamı hiç bu kadar ucuz olmamıştı.

Sırf muhalif olduğu için insanların içeriye atıldığı bir yerde söz bitmiştir.

Yeni Türkiye hepimize hayırlı, uğurlu olsun!

Bu iktidar şimdiye kadar her icraatında yanıldı, kandırıldı.

Kendi ülkesini cehenneme çeviren ÖSO’nun kahraman ilan edildiği ülkemde, barışı savunmak suç oldu.

Reis miting miting gezer, operasyonu anlatıp, şiirler okur ve ‘2019 a hazır mısınız’? der.

Cami avlusuna mikrofon kondurup, şehit tabutuna yaslanarak konuşabiliyor.

Doktorlar açıklama yaptılar diye tutuklanıyor, sonra da bu ülkede adalet var deniyor.

İktidarının dış politika tercihleri sonucu başka bir ülke topraklarına asker göndermesiyle ilgili,

lehte veya aleyhte görüş açıklamak serbest olmalıdır.

Tiyatro hep aynı.

Önce derin bir sessizlik.

Ardından AKP’li Reis’in esip, gürlemeleri..

Sonra ağza alınmayacak hakaretlerle saldırı,

ve 24 saat sonra polis baskınları ve gözaltılar..

FETÖ bahanesiyle 18 aydır Olağanüstü  hal var..

Hak, hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlükler askıya alındı.

Savaşa karşı olan doktorlar gözaltına alındı.

Grevler yasaklandı!

Gazeteciler, yazarlar,akademisyenler, seçilmiş milletvekilleri  içeri tıkıldı!

Meclisteki üçüncü büyük partinin yöneticileri hapse atıldı!

Seçimle gelen belediye başkanları görevden alındı, yerine kayyumlar atandı.!

Muhalif müzik, sanat ve tiyatrolar yasaklandı!

Naçizane bende bir tavsiyede bulunayım.

Çok trafik kazası oluyor, seyahat özgürlüğünü yasaklayın.

Hiç kimse trafiğe falan çıkmasın!

Allahtan FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi başarısız oldu da yönetimi ele geçiremediler.

Ya yönetimi ele geçirselerdi halimiz nice oldurdu?

Sahi FETÖ’nün hedefi neydi, ben hala onu anlamış değilim ?

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-10/02/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500