Advert
Advert
Advert
TEPEDEN TIRNAĞA ve ADIM ADIM EĞİTİMDE VE AHLAKTA ÇÖKÜŞE
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

TEPEDEN TIRNAĞA ve ADIM ADIM EĞİTİMDE VE AHLAKTA ÇÖKÜŞE

Bu içerik 1686 kez okundu.

            Bir ülkeyi mahvetmek istiyorsanız, eğitimini mahvedin yeter. Bakın, son yıllarda eğitim sistemimizde neler oldu, kısaca da olsa ele alalım.

            Önce öğretmen yetiştirmekle görevli eğitim fakültelerinin programları sil baştan ‘abuklaştırıldı’, sonra onlarca yeni eğitim fakültesi kısa sürede ve kadrosuz açılıverdi. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde sokaktaki bazı kişilerin ‘öğretim görevlisi’ yapılarak işe koşulduğu bu fakültelerden, konuşmasını bilmeyen sözde öğretmenler yetiştirildi. Bunların ‘eğittiği’ çocuklarımızı bir düşünün. Aktif öğrenme diye ‘bırakınız yapsınlar’ eğitimsizliğini; duygusal-çoklu zeka, alternatif ölçme, nitel araştırma zırvalıkları tamamladı. Teslim alamadıkları üniversiteleri ele geçirmek için ÖSYM’den başlandı, nitelikli kadrolar tasfiye edildi, ortalık şifre-kopya olaylarından geçilmez oldu; son anda duyurup kendi adaylarının bir günde başvurularını alıverip kapattıkları yurtdışı öğretim üyesi yetiştirme programları başlatıldı.  Öğretim üyelerinin oyları yok sayılarak en çok oyu alan değil, el-etek öpenler rektör yapıldı; onlar da alttakilerini aynı şekilde atadılar. MEB’in başına eğitimci olmayanlar, ÖSYM’nin başına ölçmeci olmayanlar atandı. MEB kitaplarına evrimin yerine yaradışçılık gibi bilimdışı pek çok şey sokulmaya başlandı, sınıfta kalma ortadan kaldırıldı; yönetici eğitimi alıp sınava girerek en yüksek puan alanların sınavları iptal edildi, okullara müdür atamaları yandaş bir sendikadan geçmeye başladı; taşımalı eğitimle köy okulları viran oldu, köyler imamların ellerine bırakıldı. Ardından, medrese eğitiminin kopyası olan 4+4+4 denilen ucube sisteme ‘bir emirle’ geçiliverdi; ikinci 4 mahalle arası tarikatlara bırakıldığından kız çocuklarımızın okuldan uzaklaşması, ‘evlendirilmesi’; erkek çocuklarımızın sanayide çalıştırılması arttı. Eğitim tarikatlara, pedagojik formasyonu olmayan imamlara terk edilmeye başlandı; imam hatip okullarının sayısı hızla artırıldı, diğer okullar imam hatibe çevrildi, çocuklarımız bu okullara gitmeye zorlandı… Eğitimin içeriği dinselleştirildi; üstelik sadece bir dinin ve bir mezhebinin inançları doğrultusunda… Eğitimle hiçbir ilişkisi olmayanlar tarafından TEOG denilen sınavın kaldırılması istendi, “emredersiniz” denilerek gereği yapıldı; “yardımcı doçentlik kaldırılsın” dendi, kelli-felli profesörler konseyi tarafından “emredersiniz” denilerek hemen gereği yapıldı… Belki birinin torunu gireceği sınavdan korkuyordur değil mi? Kafası mahalle aralarındaki rahle-i tedrisatta Ortaçağ zırvalıklarıyla doldurulmuş; Nuh’un oğluyla cep telefonuyla konuştuğunu, dünyanın kendi etrafında dönmediğini, kadınlar ve özellikle kız çocukları hakkında abuk-sabuklamalar yapan, gece-gündüzün olmadığını vb öne süren ‘çok değerli akademisyenleri’ bir türlü doçent olamıyordur belki kim bilir… Üniversiteler nasıl ele geçirilebilir ki değil mi? ‘Allahın lütfu’nu fırsata çevirip bir gecede binlerce ‘yaramaz’ akademisyeni atıverir, yerlerini bu sınavsız kellelerle-mellelerle doldurursunuz olur biter. Üniversitelerde yardımcı doçentlik ile ilgili gerçekten sorunlar yaşanır da bu gelişmeler bir nebze olsun anlaşılır olur, ama öyle bir şey yok; öyleyse neden gündeme geldi sahi bilen var mı? Ya, profesörler konseyinin “emredersin” deyip derhal gereğini yapması hangi meslek ve bilim etiğiyle açıklanabilir ki?!

Bu kadar sistemli, adım adım inşa edilen bir çöküşü hangi dış güç başarabilirdi merak ediyorum.

            Küçücük çocukların tarikat yurtlarındaki tacizleri bitmek bilmiyor, daha kim bilir neler yaşanıyor; sokaklarda genç kadınlara türlü tacizler yapılıyor, kadın cinayetleri giderek tırmanıyorken, valinin soruşturmayı engellemesine rağmen 115 çocuğun doğum yaptığı hastane olayı patlıyor, kim bilir diğer hastanelerde durum nasıl… Yakın geçmişte Mecliste çocuk tacizlerinin araştırılması reddedildi, çocuk evlilikleri ile ilgili olarak bazı akademisyenler(!)den tarikat üyelerine kadar abuk-sabuk açıklama yapanlar hakkında hiçbir şey yapılmadı. Tablo böyle olunca, nasıl bir ülke bekliyorsunuz ki…

            “Dervişin fikri neyse zikri de odur.” “İmam ş’aaparsa cemaat n’aapmaz ki!”

            “Takip edeceğiz” demek veya 2-3 hastane çalışanını göstermelik cezalandırmak yerine ‘kafaları’ kökten değiştirmezseniz, bu güzel ülkede daha pek çok rezillikler yaşar dururuz…

            Bu arada, son yıllarda “dünyada bilim yapanlar neler üretmiş ve üretiyorlar” konusunda şu ‘zehir saçan’ internette bir arama yapıverseniz nasıl olur?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500