Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
‘SUÇ İŞÇİYİ DOĞURANDA’
Kemal ÖZCAN...

‘SUÇ İŞÇİYİ DOĞURANDA’

Bu içerik 1253 kez okundu.

Geçenlerde 5 yıldızlı bir otelde ‘Güvenli İnşaat Sempozyumu’ düzenlendi.

Düzenleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı.

2 gün süren sempozyuma Vali, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası,

inşaat sektöründeki işverenler, Üniversiteler, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İSG profesyonelleri katıldı.

Amaçları yüksekte çalışma kaynaklı iş kazalarının önlenmesi ve çalışanların güvenliğiymiş.

Ama işçi sendikaları yok!

İşçinin zaten adı yok!

Bakanın müsteşar yardımcısı Serhat Ayrım ise konuşmasında asıl amaçlarını itiraf etti.

Dedi ki ‘2016 yılında iş kazalarının toplam maliyeti 80 milyar TL olduğu tahmin edilmektedir’

İnşaat sektörü en çok iş kazası yaşanan bir sektör.

Hiç kimse bu yıl iş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerden bahsetmedi.

İşçilerine baret giydirememekten yakındılar.

İşçilerin cahil cesaretli ve eğitimsiz olduklarını söylediler.

İşçi gözlük takmıyor patron ne yapsın?

Patron İSG uzmanı çalıştırıyor daha ne yapsın?

Uzmanın maaşını sanki patronlar vermiyor.

Bu ülkede İSG uzmanları bile iş güvencesi tehdidi altında.

Hadi madende veya fabrikada üretimi durdursunlar da bakalım neler oluyor?

Anında kapının önüne koyarlar adamı.

İSG uzmanı alınacak tedbirleri sadece yazar ve işverene sunar.

Tedbirleri alıp uygulamak veya uygulamamak işverenin sorumluluğundadır,

ama uzman tedbir alınsın dememişse sorumluluk patronda değildir.

Tedbir almayan işçiden bile patronun sorumludur.

O patrona birkaç kez cezai yaptırım uygulansın bakalım bir daha o işyerinde iş kazası oluyor mu?

İşveren işçilerin başına bir kaza gelmemesi için gerekli olan her türlü tedbiri almakla, uygulamakla ve uygulatmakla yükümlüdür.

Yere çakılan asansör, madende ölen mühendis, iskeleyi kuran teknisyen suçlanır hep.

Hatta dış güçler, FETÖ veya PKK suçlanmalı.

Ya da aileleri suçlamak lazım.

Çünkü aç kalmaya razı olup kocalarını ve çocuklarını madene göndermeselerdi, ölmezlerdi.

Yok, yok en iyisi işçiyi doğuran anaları suçlamak lazım.

Böyle bir çocuk dünyaya getirmeselerdi, ölmezlerdi.

İşçilerin fıtratı böyle patron ne yapsın, iktidar ne yapsın?

Allah’ın takdiri.

Ne güzel öldüler demekten başka çare yok!

Topyekun çürümüşlük ve kokuşmuşluk ifadeleri bunlar.

2016 yılında patronların kaybının 80 milyar olacağı tahmin ediliyormuş.

Hayatını kaybedenlerin esamesi okunmuyor.

Hiç kimse Soma katliamı yaşandıktan sonra üçüncü kez 2020 yılına ertelenen İş Güvenliği Yasasını sormadı.

İşlerine gelmiyor tabi.

Yaşam odaları 5 milyon dolar.

Piyasada hayatını verecek dünya kadar işsiz var!

Hem yaşam odaları çok pahalı, hem de çok bir faydası yokmuş!

Sanki Şilili madenciler 69 gün dua ederek hayatta kaldılar.

Güvenli İnşaat Sempozyumunda işçi katliamlarının baş sorumluları faturayı gene işçilere kestiler.

Aslında bu katliamların baş sorumlusu devletin kendisidir.

Bu devletin icra organı olan Hükümettir.

Maden sektöründe bizi kıskanan Almanya ve Avusturya toplamından 10 kat daha fazlayız.

Sempozyumun adına bakın ‘Güvenli İnşaat Sempozyumu’

Toplandıkları yer bol yıldızlı Swiss Otel ve önemli olan inşaatların güvenliği.

Sanki burası İsviçre, insanlar çok dürüst, hukuk bağımsız,

para hiçbir şeyi satın alamıyor, ve herkes sütten çıkmış ak kaşık.

İşçilik, bir asgari ücrete canını ortaya koymaktır.

Patronluk ise, sadece paraları cukkalamaktır Türkiye’de.

Devlet bu menfaat çarkının bizzat içinde.

Devleti temsil edenler de gırtlaklarına kadar menfaat bataklığına batmış durumda.

Üretimde insan hayatı en değersiz faktördür..

Aynı zamanda AKP genel başkanı olan Cumhurbaşkanımız, Odalar ve Borsalar toplantısında,

‘OHAL’i işçilere müdahale aracı olarak kullanıyoruz’ demesi boşuna değildir.

Hani OHAL millete karşı değildi?

İşçiler bu milletin evladı değil mi?

Grev yasaklamanın FETÖ için getirdiğiniz OHAL’le ne alakası var?

Çıkardıkları tüm yasalar emeğe ve emekçilere karşı.

Hep işçilerin hayatlarından çaldılar ve çalmaya da devam ediyorlar.

Ben daha önceki bir yazımda iş kazası diye bir şey yoktur,

bunun adı taammüden adam öldürmektir demiştim.

Bu yazıyı yılın son gününe sakladım.

Bu vesileyle 2018 yılının emekçilerin katledilmediği,

işçi sınıfının iktidar olacağı bir yıl olması dileklerimle, 

Hoş Kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-31/12/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500