Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
‘ON DÖNÜM BOSTAN, YAN GEL YAT OSMAN’
Kemal ÖZCAN...

‘ON DÖNÜM BOSTAN, YAN GEL YAT OSMAN’

Bu içerik 839 kez okundu.

Yıllardır kendi besledikleri, hasretinden yanıp tutuştukları,
hoca efendi dedikleri sümüklü ağlak bir yobazın yüzünden ,
bir buçuk yıldır, açık açık faşizmi yaşıyoruz.
Bu rejimin adı ‘İslamofaşizm’ dir, yani dinci faşizm.
Hitlervari bir sisteme doğru sürükleniyoruz.
Tek adam, tek irade sistemi.
OHAL’den vazgeçmezler, çünkü ülkeyi böyle yönetmek işlerine geliyor.
Meclis yok, milletvekili yok, muhalefet yok!
Ama hamdolsun alnı secdeden kalkmayan bir dünya liderimiz var.
Hani bir şarkı vardı ‘Ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur’ işte öyle.
Elinde belge sallaya sallaya, onun gözlerinden öpen bir de muhalefet liderimiz var.
Muktedir aklına geleni yazıyor, resmi gazeteye yolluyor.
Al sana kanun.
En son yayınlanan KHK’ de bir madde var ki akıllara zarar.
İnsanın kanını donduracak nitelikte.
15 Temmuz darbe girişimi ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında,

hareket edecek siviller ömür boyu yargılanamayacaklar.
Bu kanunun sadece 15-16 Temmuzu kapsadığı söyleniyor.
Peki ‘devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması’ ne demek?
Yani sokakta Hükümete karşı yapılacak bir eylem FETÖ veya darbe ile ilişkilendirilirse,
‘devamı niteliğinde bir eylem sayılacak’ ve eyleme müdahale eden sivillere dokunulmazlık gelecek..
Okuduğumuzu anlamayacak kadar geri zekalı değiliz.
Bu madde ile sivillere dokunulmazlık veriliyor.
Ne 12 Martta, ne de 12 Eylül darbesinde devlet sivillere böyle bir hak tanımadı. 
Ancak monarşilerde olabilecek bir imtiyaz.
Hitler aynı nitelikteki bir maddeyi 1934 yılında imzalamış.
Almanya’da komünistler götürülürken susan papaz Martin Niemöller şöyle demişti.
‘Naziler önce komünistleri götürdüler, bir şey demedim çünkü komünist değildim.
Yahudileri götürdüler, bir şey demedim çünkü Yahudi değildim.
Sonra sendikacıları, Katolikleri götürdüler bir şey demedim.
Ve sonra beni götürmeye geldiklerinde ise çevremde bir şeyler diyecek kimse kalmamıştı.’

‘Bunların devamı niteliğindeki eylemler’ demek bir iç savaşın hukuksal alt yapısıdır. 
Tek tip elbise dayatılması da bir tesadüf değildir.
Bundan sonra ‘Maçası sıkan sokağa çıksın da görelim’ demektir.
Taşları bağlayıp köpekleri salıvermektir.
Bu vesileyle uyuyan hücreler de uyanır artık.
Şu an sokağa çıkabilecek muhalif hareket her şeyi göze almak zorundadır.
Yeni bir Gezi direnişi olsa palalı güruh suçsuz.
Buna aynı zamanda palalı esnafı yasası veya beyaz Toros maddesi denilebilir.
Sınırları belli olmayan bir dehşet…
Linçin meşrulaştırılması.
Çıkardıkları kanunlarla kanunsuzluğu ve hukuksuzluğu yasallaştırıyorlar.
Amaçları sosyal patlamaları engellemek.
Hakkını arayanları, mücadele edenleri susturmak.
Önümüzdeki günlerde Muhalefette bir gözaltı ve tutukluluk sürecinin,
yaşanması durumunda oluşabilecek protestolara açık bir tehdittir.
Asker ve polis varken, terör eylemini bastırma görevini vatandaşa vermek ne demek?
Demek ki, böyle bir girişim tekrar bekleniyor ve askere de, polise de güvenilmiyor.
Ülkede AKP’ye oy vermeyen muhalefet eden herkesi terörist ilan ettiler, FETÖ’cü dediler..
Ana muhalefet partisi liderinin bile terör örgütü yandaşı olmakla suçlandığı bir dönemde,
kime göre darbe teşebbüsü, kime göre terör eylemi olacak?
AKP’ye ve AKP genel başkanına karşı yapılan muhalif eylemler hangi kategoride sayılacak?
Şunu unutmayınız ki, bugün ayarını bozduğunuz bu tartı bir gün sizi de tartacaktır.
Saddam Hüseyin Mahkeme Başkanına, ‘Beni adil yargılayın’ dediğinde,
Mahkeme Başkanı ‘seni, senin çıkardığın yasalarla yargılıyorum’ demiştir.
Size inanıp da 12 Eylül referandumunda ‘evet’ oyu veren yetmezci, havetçi omurgasız sol liboşlara,
mezardaki ölülerine bile oy kullandırmaya kalkan sümüklü ağlak yobaza sesleniyorum!
Erdal Eren’e ağladı, Kenan Evren’i yargılayacak masallarına inanarak,
ileri demokrasiye, sözde demokrasi hayallerine kapılarak yücelttiğiniz bu iktidar sizin eseriniz..
Eserinizle gurur duyabilirsiniz!
Bu amaçla milli dünürümüz Orhan Uzuner’in kurduğu ‘Kardeş kal Türkiye’ grubu hazır kıta bekliyor. 
En küçük cihazları düdükmüş, arabalarında megafon, telsiz ve gerektiği zaman kullanacakları silahları varmış. 
kendilerine verilecek emir ve talimatları bekliyorlarmış.
Dünya liderimizin’in dünürü böyle diyor.
Bu arada OHAL’de maaş almaktan başka bir işe yaramayan,
On dönüm bostan, yan gel yat Osman’ modunda, ceylan derisi koltuklarda oturma organlarını büyüten vekillerimiz,
ne zaman söz bitti, ne zaman sine-i millet diyecekler onu merak ediyorum?
Kaynayan sudaki kurbağalardan bir farkımız yok..
İşte bu yüzden çok korkunç günler bizi bekliyor.
‘Hiçbir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez’ diye söylenen bir sözün,
tarihin tekerrürü hasebiyle, bu kez ispatlama sırası bize geldi herhalde.
Hoş Kalın, İnançla ve Dirençle kalın!
Kemal ÖZCAN-27/12/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500