Advert
Advert
Advert
HAYVAN ÇİFTLİĞİ
Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ...

HAYVAN ÇİFTLİĞİ

Bu içerik 2085 kez okundu.

İngiliz yazar George Orwell’in yazdığı bu eser, bir hayvan çiftliğindeki iktidar savaşını anlatır. Çiftlikteki büyük Domuz, diğer hayvanları gizlice toplar, bazı vaatlerle, onları mevcut yönetime karşı olmaya çağırır. Hayvanlar ikna edilir ve domuzlar yönetimi ele geçirir. Yeni iktidar bazı ilkeler belirler ve bu ilkeler bir duvara büyük harflerle yazılır:

1-HİÇBİR HAYVAN YATAKTA YATMAYACAKTIR

2-HİÇBİR HAYVAN DİĞERİNİ ÖLDÜRMEYECEKTİR

3-BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR

Yeni yönetimle ilk anlaşmazlık konusu, “İnek sütlerinin ne olacağı, nasıl kullanılacağı?” olur. Büyük Domuz; “Siz sütü bırakın” diyerek, diğer hayvanları çalışmaya gönderir. Hayvanlar akşam döndüklerinde, sütün kaybolduğunu görürler. Daha sonra bu sütlerin, domuzların arpa ezmesiyle yapılan yemeklerine karıştırıldığı anlaşılır. Çiftlikteki elmalar olgunlaşınca, bütün hayvanlar, eskiden olduğu gibi bunların bölüştürüleceğini düşünür. Fakat elmalar domuzlar için toplanıp götürülür. Domuzlar bu durumu şöyle açıklar: “Aslında biz süt ve elma sevmeyiz. Ancak ilmi araştırmalar, süt ve elmanın, domuzların sıhhati için gerekli olduğunu gösteriyor. Bizim sağlığımız bozulursa, çiftliğin yönetimi de bozulur, herhalde bunu istemezsiniz!”

Bir gün, domuzlar aniden çiftlik evine taşınır ve yataklarda yatmaya başlarlar. Bu durumdan rahatsız olan hayvanlar, duvarda yazan, “hiçbir hayvan yatakta yatmayacaktır” ilkesini hatırlayıp, duvarın yanına gider. “Hiçbir hayvan çarşaflı yatakta yatmayacaktır” yazısıyla karşılaşırlar. Hepsi bu ilkeyi yanlış anımsadığını düşünür ve bu ilkenin sonradan değiştirilmiş olduğunu anlayamazlar.

Büyük Domuz aldığı bir kararla, “tavukların yumurtlamalarının yasak olduğunu” ilan eder. Buna karşı çıkan tavukları, köpeklerine öldürtür. Bunun üzerine diğer hayvanlar, “hiçbir hayvan diğerini öldürmeyecektir” ilkesini hatırlayıp duvarın yanına gider. Ancak duvarda, “hiçbir hayvan diğerini haklı bir neden olmadan öldürmeyecektir” yazısıyla karşılaşırlar. Hayvanlar, bu ilkeyi de yanlış bildiklerini düşünürler.

Çiftlik, bir gün saldırıya uğrar. Bütün hayvanların iki yılda yaptıkları ve büyük Domuz’un adını verdikleri yel değirmeni yerle bir olur. Bazı hayvanlar yaralanır, bazıları ölür. Bir tüfek sesi duyulur. Yaralı hayvan yanındaki domuza, “Neden tüfek atıldı?” diye sorar. Domuz, “Zaferimizi kutlamak için” der. Yaralı hayvan, “Hangi zafer?” Domuz; “Ne demek hangi zafer, düşmanı topraklarımızdan kovmadık mı?”  Yaralı hayvan, “Ama iki yıl uğraştığımız değirmeni yok ettiler.” Domuz, “Ne önemi var canım, bir değirmen daha yaparız. Yapmış olduğumuz güzel işleri neden takdir etmiyorsun? Şu bastığın topraklar biraz önce işgal altındaydı, şimdi liderimiz sayesinde kurtuldu.” Biraz sonra büyük Domuz, üzerinde madalyalarla çıkıp, tüm hayvanları, elde ettikleri zaferden dolayı kutlar. Hayvanların hepsi, büyük zafer kazandıklarına böylece inanmış olurlar. Yaşlı bir hayvan, “Başından beri bu yapılanlar hep, domuzlar iktidarı için bir algı yaratma politikası olmalı” diye düşünür.

Büyük domuz aldığı son kararla, arpaların bundan sonra sadece domuzlara tahsis edileceğini, hiçbir domuzun çiftlikteki işlerle uğraşmayıp sadece yönetimle ilgileneceğini, tüm hayvanların pazar günleri de çalışacağını söyler.

Hayvanlar, “Bütün hayvanlar eşittir” ilkesini hatırlayıp, hemen üç ilkenin yazılı olduğu yere giderler ve duvardaki tüm yazıların silinmiş olduğunu görürler. Sadece şu yazı vardır duvarda: “Bütün hayvanlar eşittir fakat bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir!

Kaynak: Sosyolojiye Giriş, Anadolu Üniversitesi Yayını No:2551, Şubat 2016

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500