Advert
Advert
Advert
EĞİTİM: NASIL BİR YURTTAŞ VE GELECEK İSTİYORUZ?
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

EĞİTİM: NASIL BİR YURTTAŞ VE GELECEK İSTİYORUZ?

Bu içerik 1254 kez okundu.

             İnsanlar eğitim sayesinde atalarının geçtiği yollardan tekrar geçmek zorunda kalmazlar; çünkü, ancak eğitimledir ki daha önceki bilgi birikimi gelecek kuşaklara aktarılır. Bu nedenle, suyun, ateşin, Güneş sisteminin ne olup olmadığı, hangi bitkiler yenilir hangileri yenilmez, içten yanmalı motor nasıl yapılır vb bilgiler yeniden keşfedilmek veya icat edilmek zorunda kalınmaz. Elbette, bu teknik bilginin dışındaki felsefi, sosyal ve tarihsel yaşanmışlık ve bilgi birikiminin hangilerinin, ne kadarının ve nasıl aktarıldığı da son derece önemlidir. Bu bilgi aktarımı, planlı-programlı yürütülen örgün ve yaygın eğitim ile kültürleşme yoluyla gerçekleşir.

            Eğitimin bir başka amacı ise, var olan durumda gerekli olacak bilgi ve becerileri iş görecek insanlara kazandırmaktır. Sürücü, teknisyen, inşaatçı vb.

            Eğitimin en önemli amacı ise, eğitim politikalarını belirleyenler tarafından kendi siyasi amaçları için felsefi, ideolojik ve davranışsal olarak insana şekil vermeyi içerir. Bilgi birikimi aktarımı geçmişi, beceri kazandırılması teknik anlamda şimdiyi ve yakın geleceği, insana şekil verme de zaman boyutunda geleceğe dönük eğitim çabaları olarak özetlenebilir. İnsan gelişimine uygun şekilde okulöncesi, ilk, ortaokul ve liselerin yanında, üniversiteler ise, bilgi üretecek kadrolar yetiştirmek için eğitim vermek, bilimsel bilgi üretmek ve uygulamaya sokacak şekilde bu üretilen bilgiyi yaymak işlevi görürler.

Asıl önemlisi, eğitimin “geleceğe şekil verme” amacıdır. Hangi sistemde olursa olsun, iktidarların asıl hedefi “nasıl bir insan tipi istiyorlarsa” ona yönelik olarak eğitim politikaları hazırlayıp yürütmektir. Tüm eğitim sistemi, eğitim programları baştan aşağıya bu siyasal tercihe göre şekillenir. Bugün tartışılan işte bu siyasi tercihtir. Neden?

Günümüzde en önemli güç, toprak büyüklüğü vs değildir; bilimsel bilgi üretimidir. Küçücük İsrail’in küçücük laboratuarlarında ürettiği, ikinci kez ürün vermeyen tohumlar ve ilaçlar, onu “büyük şeytan” olarak tanımlayan Akdeniz havzası çiftçileri tarafından, “ne yapayım çok fazla ürün veriyor” diyerek ‘seve seve’ kullanılmaktadır. Bir zamanlar Ortadoğu’nun en büyük tarım araştırma merkezleri olarak kurulan Ceylanpınar (Urfa), Alata (Mersin) gibi yerlerin binaları bile bugün bakımsızlıktan yıkılmak üzeredir; şehre yakın olsalar çoktan AVM yapılırlardı… DNA haritası çıkarıldı, hücrelerin haritası çıkarılmaya başlandı; kök hücreden doku yapılıyor, kuantum bilgisayarı yapılmak üzere, yaşam barındıran başka gezegenler keşfediliyor, atomaltı parçacıklarla fiziğin sınırları keşfediliyor… Bilimsel bilgi üreten, hemen onu teknolojik ürünlere de dönüştürüyor ve halâ Ortaçağ metafiziğiyle vakit geçirip bu bilgiyi üretemeyenlere hem ürünlerini satıyor, hem de siyasi ve askeri olarak parmağında oynatıyor. Biz ne yapıyoruz?

Eksik ya da değil, şu ya da bu şekilde çağdaşlaşmayı önüne koymuş, bilimi-aklı dogmaların yerine koymuş Cumhuriyetin var olan tüm kazanımları (daha ileriye götürülmesi gerekirken) acımasızca yerle bir ediliyor. İnsan yavrusunun zihinsel-duygusal-sosyal gelişimine uygun olmayan, tüm bilimsel bilgilere aykırı 4+4+4 denilen ucube eğitimin nelere yol açtığını ve açacağını kısa sürede gördük. Ama 4+4+4 denilen ve 5 yaşında başlayan eğitim, medresedeki yaş dilimlerinin tam da kendisiydi: Kısmî Evvel+Kısmî Sanî+Kısmî Alî! Depremleri Tanrının günahkârları (anne karnındakileri ve küçücük çocukları da!) bir cezalandırması olarak gören, dünyanın kendi etrafında dönmediğini savunan, 5 yaşındaki kız çocuklarıyla evlenmeyi savunacak kadar kafasını uçkuruyla bozmuş, bilimi ilim sanan, bilimsel bilgi olmadan teknoloji olmayacağını bilmeyen, daha soyut kavramları anlamaktan çok uzak çocukları Umre’ye vb götüren, düşünmeyen-araştırmayan-sorgulamayan sadece biat eden çocuklar yetiştirmeyi amaçlayan, gece-gündüz ‘varlıkları’ndan söz eden, bilimcileri üniversiteden atıp ‘okunmuş pirinç araştırmaları’nın, alternatif tıp-nitel araştırma zırvalıklarının kapısını açan, mikropları cinler olarak anlatan (öfff içime daral geldi) vb bir eğitim ve insan tipiyle nereye gidileceği açık değil mi? Bilimsel bilgi üretenlerin oyuncağı! Bu güzel ülkenin tüm geleceği karartılıyor. Kim, kimler ve ne için?

Müjde, Suudi Arabistan’da kadınların sinemaya gitmesine izin çıkmış! 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Gizem     0000-00-00 Araştıran sorgulayan genç nesil istenmiyor maalesef.... İlk ayeti oku oku olan bir dinin mensubu olarak çok utanıyorum.
Erhan sari     0000-00-00 Tessekkurler hocam
Mehmet Ali vural     0000-00-00 Teşekkürler hocam
Mehmet Ali vural     0000-00-00 Teşekkürler hocam