Advert
Advert
Advert
İŞ GÜVENLİĞİNİN PSİKOLOJİSİ OLUR MU?
Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ...

İŞ GÜVENLİĞİNİN PSİKOLOJİSİ OLUR MU?

Bu içerik 1845 kez okundu.

Çalışma yaşamı, tıpkı insan vücudu gibi canlı bir organizmadır. Her canlı organizmanın, kendi iç dinamikleri vardır ve dış çevreden etkilenirler. İnsan ve çevre, insan ve toplum, insan ve üretim; hep karşılıklı etkileşim halindedir. Birbirlerini, olumlu ya da olumsuz bir biçimde etkilerler. Üretim ilişkileri sürecinde, insan ve makineler arasında bütünsel bir ilişki yaşanır. İnsan makinelere hükmeder, makineler de çeşitli şekillerde çalışırlar ve üretim yaparlar.

Üretim ilişkileri sürecinde, çalışanların can güvenliği, sağlıklı ortamlarda çalışmaları ve üretim yapmaları çok önemlidir. Çalışanların, çalıştıkları ortamlarda, iş güvenliği sağlanılmalıdır. İşverenler, artı değer yaratan işçilerinin, güvenli bir ortamda çalışmalarını sağlamakla yükümlüdür. 6331 sayılı “iş sağlığı ve güvenliği yasası”, işverenin iş yerinde alması gereken iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili görev ve sorumluklarını belirliyor. Bunlar, ihmal edilemez görevler… Çalışanlar da, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili aldıkları eğitime uygun davranmak, Kişisel Koruyucu Donanım(KKD) malzemesi dediğimiz; baret, eldiven, kulaklık, çelik burunlu ayakkabı, iş elbisesi, toz ve gaz maskesi gibi malzemeleri kullanmak zorundadır.

Çalışma anında bir işçinin sahip olduğu psikoloji de çok önemli. Kafasında bir takım sorunlarla boğuşan, bunları kafaya takan bir işçi, işine kolayca adapte olamaz ve her zaman uzuv(el-kol-bacak-parmak vb.) kayıplı veya ölümlü bir iş kazasıyla karşı karşıya kalabilir. Verdiğimiz iş güvenliği eğitimlerinde, çalışanlara; “çalıştığınız yerin kapısından içeri girdiğiniz anda, kafanızdaki tüm sorunları dışarıda bırakın, sadece işinize odaklanın, işinizden başka bir şey düşünmeyin; anlık bir dalgınlığınız, iş kazası yapmanıza neden olabilir” diye öğütlüyoruz.

Çalışanın Psikolojisi

Çalışanlar geçim sıkıntısı içinde olabilir, eşi veya çocuklarıyla ilgili sorunları olabilir. Ülkemizde toplumsal-sosyal ve siyasal olaylar bitmiyor. Çalkantısız, üzüntüsüz bir gün geçmiyor. Terörle mücadelede her gün çok sayıda insanımız hayatını kaybediyor. Bu ülkede yaşayan birisinin, tüm bu olanlara kafayı takmaması mümkün değil. Bir çalışanın kafasını, bu sorunlar meşgul edebilir… Bunların hepsi, birer stres kaynağı… Stres ise, insanın yaşam enerjisini tüketen bir olgudur.  Stres, Fizikte, bir cismin şeklini değiştirmek(titreşim-salınım gibi) için cisme dışarıdan uygulanan kuvvettir. İnsan yaşamında stres ise, insanın yaşam enerjisini tüketen, iç organlarında(kanser gibi) zararlara yol açan tıbbi bir kavramdır. Bu nedenle biz, çalışanlara hep stresten uzak durmalarını tembihleriz.

Çalıştığım kurumun atölyesindeki bir ustabaşı şöyle demişti: “Biz, sabah işe gelen işçilerimizin önce suratlarına bakar, onların psikolojik durumlarını anlamaya çalışırız. Eğer işçinin morali bozuksa, bir sorunu varsa, onu daha hafif bir işe yönlendiririz. Morali bozuk bir işçi, dikkat isteyen bir işte hem verimli olamaz ham de her an kaza yapmaya meyillidir!” Bir işyerinde, çalışanlara karşı çok olumlu ve insan odaklı bir yaklaşımdı bu… Bu söylenenler, benim için de öğreticiydi ve çalışma anında işçi psikolojisinin çok önemli olduğunu öğrenmiştim bu şekilde. Daha sonraki süreçte, eğitimlerimizde hep bu “psikolojiye” vurgu yaptım.

İnsanın yaşadığı çevre(sosyal-toplumsal), kontrolü çok güç ve hatta olanaksız, pek çok psiko-sosyal etmenlerle doludur. Bir insanın, bu olumsuzluklardan mümkün olduğu ölçüde uzak durması; onun vücut ve ruh sağlığı ve aynı zamanda çalışma günlerini iş kazasız geçirebilmesi için önemlidir…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500