Advert
Advert
Advert
“MUHALİF OLMAK” ÜZERİNE!
Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ...

“MUHALİF OLMAK” ÜZERİNE!

Bu içerik 545 kez okundu.

Muhaliflik; her şeye karşı olmak bağlamında değil; otoriteye boyun eğmemek, iktidar yanlısı olmamak, biat etmemek; her koşulda yanlışlıkları açıkça, korkmadan dile getirebilmektir...

Bazıları vardır; yanlışı görür ama şahsi anlamda zarar görmemek, kimseyle kötü olmamak için sesini çıkarmaz, o yanlışı bile bile sinesine çeker.

O yanlıştan, başkalarının ya da kurumun zarar görmesine sessiz kalır ve bu şekilde ses çıkarmamanın yarattığı vicdani sorumsuzluğun yarattığı azabın ikileminin ruh halini yaşar…

Bazıları vardır, eğriye eğri, doğruya doğru der.  Yanlışa, kendisinin zarar görmesi pahasına da olsa ses çıkartır, "kral çıplak" der. O, kralın çıplak olduğunu bildiği halde bunu ifade edemeyenlerden değildir. O, cesaret sahibidir, Genç Osman gibi kellesi koltuğunun altındadır.

Muhaliflik; ezilenden, garibandan, yoksuldan ve en önemlisi özgürlüklerden yana olabilmektir.  Muhaliflik onurlu ve erdemli insana ait bir davranıştır.

Bir haksızlığa veya anti- demokratik tutuma karşı, "susma, sustukça sıra sana gelecek!" diye haykıranların yürekli tavrıdır, muhaliflik!

Yazarlar, şairler, sanatçılar ve halk ozanları muhalif tavırlıdır hep. Devletin yazarı, sanatçısı olmaz. Olursa da otoriteyi meşru kılmaya çalışırlar. Dünyayı güzel ve yaşanabilir kılmaya çalışanlar, muhalif tavırlı insanlardır. Onlar sayesinde, dünya güzeldir ve daha güzel olacak...

İşte gazeteci-yazar Ahmet Mümtaz İdil’in yazısından, sanatçı tavrıyla ilgili bir alıntı:

xxx

SANATÇI NEDEN MUHALİF OLMALIDIR?

Yüzyıllar boyu sanat hep var olan ideolojiye, egemen olan sisteme ve yönetici sınıflara ters düşmüştür. En ideal olarak düşünülen yönetimlerde bile, sanatçı hep daha iyisini istemiştir.
Sakat ve zayıf çocukları ölüme terk ederek, sağlam, gürbüz ve savaşçı bir ırk yetiştirmeye çalışan Sparta’nın tutumuna karşılık; bilim ve sanata önem veren Atina’da bile sanatçılar, var oluşlarını borçlu oldukları yönetime hep “muhalif” olmuşlardır. Sanatın yapısı gereğidir bu.
 

Sanatçılar, imgelerle düşünen, imgeleri somutlaştırmak için yeteneklerini kullanan “öncü” bir birlik görevini üstlenmişlerdir. Mevcut yönetim ile benzer düşünmeye başladığı andan itibaren, sanatsal yaratıcılığı yok olmaya mahkûmdur. Basit bir nedenden dolayı: Aynı düşünmeye başlamıştır. Artık imgeler yoktur, hayal dünyası kısıtlanmıştır, mevcut pozisyonunu yitirmemek için yaratıcılığından ödün vermek zorunda kalmıştır.
Dikkat edin, dünyanın neresinde bir haksızlık, dolandırıcılık, sahtekârlık, insan haklarına aykırılık varsa; orada bir sanatçı kümelenmesi oluşur. Dikkat oraya çekilir, haksızlığa uğrayan tarafın yanında yer almakla yükümlü olan sanatçı ise, hayatını ortaya koymuştur. Ama bunu umursamaz.


Sistemler, kendisiyle bütünleşmiş bireyler tarafından eleştirilemez, değiştirilemez, karşı gelinemez. Sonuçta da, sistemin bir parçası olarak sanatçı kimliğini bir kenara koyup, “zenaatçı” kimliğiyle varlığını sürdürmeye çalışacaktır. Bu normaldir de. Çünkü sistem kendisini desteklediği sürece, tüm reklam olanaklarından ve medya fırsatlarından yararlanma olanağına sahiptir. Bunu kırmanın tek yolu, sanatçı kimliğini asla yitirmemiş olanların başkaldırı içinde olması ve bunu her fırsatta ve her yerde vurgulamasıdır.
Gitar çalmasını engellemek için Şili stadyumunda elleri kesilen Victor Hara’nın trajik öyküsü beklemektedir, direnen sanatçıları.(Oda TV, 07.04.2010 )

xxx

10 Aralık Dünya İnsan Hakları gününde, bunları yazmak geldi içimden…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Gülden Sökelioğlu     2017-12-11 İktidara karşı muhalif olmak toplumları zenginleştirir.