Advert
Advert
DEVLET AVUKATI
Kemal ÖZCAN...

DEVLET AVUKATI

Bu içerik 1176 kez okundu.

Baro başkanı Metin Feyzioğlu bu devletin, bu sistemin avukatıdır.
Kendisi Tayyip Erdoğan’dan yediği azardan sonra, 
devlete sadakatin en güzel örneklerini sergilemeye başladı..
Aynı zamanda Türkiye’nin ne kadar zavallı bir halde olduğuna ve umutsuzluğuna da bir örnektir.
İlgi çekmeye çalışan bir ulusalcı.
Ulusalcı olmak ile faşist olmak arasındaki dengeci, ince ayar bir hukukçu.
Baro başkanı olduğu dönem, Cumhuriyet tarihimizin en fazla hukuksuzluğun olduğu dönemdir..
Dedesi Turhan Feyzioğlu..
80 öncesi Cumhuriyetçi Güven Partisi Genel başkanıydı.
Annesinin babası oluyor ama nedense onun soyadını taşıyor.
Soyadını koruduğu dedesi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına ‘evet’ oyu vermiş.
Evrensel hukuk değerlerini savunması gerekirken, mevcut yasaların bile gerisinde kalmıştır..
Bırakın sanıkları, suçluları, avukatlar hukuk dışı gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, 
işkence görüyor beyimizin ağzını bıçak açmıyor.
‘Bazı avukatlar, bazı şartlar altında içeri alınabilirmiş ne var ki bunda yani?’ diyor.
İşlerine geri dönmek için açlık grevi yapan akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için,
‘Nuriye ile Semih’i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin’ diye,
saçma sapan bir açıklama yapmıştı.
Biliyor ki, sempati duyarsa tutuklanır, empati kurarsa iktidara yaranamaz.
Halbuki Nuriye ve Semih’in kimseye eyvallahı yok.
Nitekim Semih Özakça ‘böyle bir beklenti var mı bilmiyorum ama Feyzioğlu'nu baba ilan edecek bir sempati içinde olmamızı kimse beklemesin’
Tek koluyla Onur sokakta adalet arayan Veli Saçılık ise ‘insan ancak bu kadar kansız ve gaddar olur. çevremde bu herife sempati besleyen sağcı, solcu, Kemalist kim varsa benimle selamı kessin’ diye bir açıklama yapmıştır.
Açlığa mahkum edilen, onuru için direnen bu iki insan için söylediklerine bakar mısınız?
Evlat edinmesini beklemeyecekmişiz!
Bu adamın kriterleri hukuk değil, iktidara yaranmaktır.
Sen kendini ne sanıyorsun ya?
Kimse senin evladın olmaya da hevesli değil.
Sanki iktidarın İçişleri bakanı gibi konuşuyor.
Onlar sana göre de suçlu, sana göre de örgüt üyesi değil mi?
Hadi onları geçtim, onları savunan avukatları tutukladıklarında da konuşmadın.
Sakın hiç etliye sütlüye karışma.
Sen şefkatten değil, devletten bahset.
Barolar birliği başkanının bu açıklaması politik bir kepazeliktir.
Bu nasıl bir karakter, nasıl zaaflı bir kişilik?
Kimse sizden ekmek ve adalet için direnenleri evlat edinmenizi istemedi zaten.
Sevgi ve sempati de duymayabilirsiniz.
Sevginiz, sempatiniz ve şefkatiniz sizin olsun!
Bari o cübbenin altında taşıdığınız misyona uygun hareket edin.
Bağımsız yargıyı, adil yargılamayı, masumiyet karinesini savunun.
Ama siz barolar birliği başkanlığını bir basamak olarak görüyorsunuz.
Kim bilir kendinizi hangi yüksek mevki ve makamlarda görüyorsunuz?
Yolunuz açık olsun!
Ama Nuriye ve Semih için söylediklerinizi size hiç yakıştıramadım.
İnsanlık tarihinin en vahşi cinayetini işleyen Cem Garipoğlu’nun babasına avukatlık yapmanda bir mahsur yok.
Hakları, özgürlükleri için direnen, adalet arayanlar için hiçbir zaman umut olmadınız.
Kimse sizden şefkat ve merhamet istemiyor.
Avukatlıktan ziyade yerli araba derdiyle fındık yemeye devam et.
Kılıçdaroğlu Adalet için Ankara’dan, İstanbul’a doğru yürüdüğünde hiçbir siyasi motif ve söylem kullanmadığı halde,

bu yürüyüşe katılmamak için ‘siyasi parti faaliyetine katılması doğru olmazmış’
Ülkede hukuk ve adalet ayaklar altına alınmış, o hala ağzı açık ayran budalası.
FETÖ’den yargılananlar için ‘Bu şerefsizler, bu hainler aklanacak olursa, vallahi billahi bizlere gün yüzü göstermezler’ demiştir.
Bu sözleri söyleyen 95 bini aşkın üyesi olan bir Baronun başkanı.
Tıpkı yıllar önce dedesi Turhan Feyzioğlu'ların, Kenan Evren’lerin gittiği yoldan gidiyor..
Devletin avukatı ya, devletin bekası her şeyin üzerindedir anlayışıyla hareket ediyor.
Bu arada evrensel hukuk kurallarını ve insan haklarının ırzına geçilmesine, işkenceye, resmi şiddete yasallık sağlıyor,
ve yargılananlar için ‘aklanacak olurlarsa’ diyerek mahkemenin kararını etkilemeye çalışıyor. 
Ancak ben biliyorum ki, aslında bizi yönetenler için devletin bekası filan hikaye, 
asıl beka, suyun başındakilerin ikbal, istikbal ve yüksek menfaatleridir.
Yatağan direniş sürecinde 2014 yılında gerçekleştirdiğimiz,
kitlesel 1 Mayıs mitingine katıldığında umutlanmıştım.
Umutlarımı boşa çıkardığı için de kendisini kınıyorum!
Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!
Kemal ÖZCAN-09/12/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500