Advert
Advert
Advert
​30 AĞUSTOS’UN ANLAM VE ÖNEMİ!
Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ...

​30 AĞUSTOS’UN ANLAM VE ÖNEMİ!

Bu içerik 2846 kez okundu.

30 Ağustos, Mustafa Kemal’in önderliğinde parçalanmış, işgal edilmiş ve sömürgeleştirilmeye çalışılan bir ülkenin yeniden ayağa kalkmaya başladığı ve kendi ulusal kimliğini ilan etmek için hedefe yaklaştığı günün adıdır.

30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Savaşı’na kadar ülkemizi, Batıdan itibaren işgal etmeye başlayan İngiliz destekli Yunanlılar ve işbirlikçilerine karşı bir dizi savaşlar yapıldı. Bu savaşlar; I. ve II. İnönü Savaşları ile Sakarya Savaşı’ydı. 
Sakarya Meydan Savaşı, 23 Ağustos’tan 13 Eylül(1921)’e kadar 22 gün gece-gündüz sürmüş, düşman ordusu mağlup olmuş, cepheyi terk etmişti.
Yazar Falih Rıfkı Atay duygularını şöyle ifade eder: ‘Biz Sakarya zaferi ile kurtulacağımıza inanmıştık!’

Mustafa Kemal, 20 Ağustos 1922 tarihinde Akşehir’e gelerek 26 Ağustos 1922 Cumartesi sabahı düşmana taarruz emrini verdi. Mustafa Kemal, yanındaki komutanlarla, Kocatepe’den Büyük Taarruz’u yönetti. Zorlu geçen bir savaşın sonunda, 30 Ağustos 1922 günü, Büyük Taarruz, Türk Ordusu’nun zaferiyle sonuçlandı. Bu savaşlarda Türk tarafından 13 bin kişi şehit ve 35 bin kişi de gazi oldu.  Bu savaş, tarihte Başkomutanlık Meydan Savaşı olarak yerini aldı. Sakarya Zaferi, askeri ve politik bakımdan, kurtuluş mücadelemizin önemli bir aşaması oluşturur.
Mustafa Kemal, bu zaferden sonra, “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” diyerek kesin zafer komutunu verdi. Bu komut, 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’de noktalandı. Anadolu’da Yunan politikasını yürüten İngiltere Başbakanı Lloyd George, politikasıyla birlikte başarısızlığa uğramış ve sonunda istifa etmek zorunda kalmıştı. İngiliz tarihçi-yazar Lord Kinross’un deyimiyle, “Asi diye küçümsenen bir Türk(Mustafa Kemal), üç yıllık bir kavga sonunda İngiltere hükümetini ve ünlü başbakanı devirmeyi başarmıştı. Romantik adam, gerçekçi adamın önünde silinip gitmiş, bir Makedonyalı, bir Kelt’in(Keltler: 4 bin yıl önce Avrupa’dan İngiltere’ye göç eden adanın ilk sakinleri) sırtını yere getirmiştir.”
30 Ağustos Zaferi, bir anlamda mazlum bir ulusun şahlandığı, kendi özgürlüğünü ve bağımsızlığını sağlamaya yönelik sürecin başladığı tarihtir. Yeni kuşaklar olarak ülkemizin tarihini, geçmişini çok iyi bilmek ve bu bağlamda anti-emperyalist temelde ülkemizin geleceğine sahip çıkmak zorundayız.

Çünkü başka Türkiye yok...
xxx

Batılı Emperyalistler, kurtuluş savaşı yıllarından(1919-1922) yüz yıl sonra, ülkemizi kurtuluş savaşı öncesindeki “sevr” durumuna düşürmek, ülkeyi bölüp parçalamak için büyük bir çabanın içindeler. 100 yıl önce gerçekleştiremedikleri hayallerini, şimdi yerli işbirlikçileri vasıtasıyla, askeri-sivil darbe girişimleriyle, gerçekleştirmek istiyorlar. Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barış” ilkesi bir kenara bırakılarak, “stratejik derinlik” adı altında, Türkiye’yi komşularıyla düşman eden, başka ülkelerin içişlerine karışmayı kendinde hak gören anlayış; şimdi ülkenin bir savaş bataklığının içine sürüklenmesine neden oldu. 1991 Körfez savaşında Özal, “1 koyup 3 alacağız” diyerek Irak’a müdahale eden ABD ve müttefiklerinin yanında taraf olmuştu. Ama hiçbir şey alamadı! 21. yy’da bağımsız(uniter) devletlerin içişlerine karışarak, oralara ayar vermeye kalkışmak; oraya karışanı yakan bir ateş(tir)!

Yapılması gereken; Türkiye’nin çağdaşlaşması için gerçekleştirilen Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkmak, laik devlet anlayışına dört elle sarılmaktır. Ülkenin kuruluş felsefesinden uzaklaşmak; bizi yanlışa ve felakete götürür! Bunu, yaşıyor ve görüyoruz!.. Kurtuluş savaşı meşalesi, rehberimiz olmalı!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500