Advert
Advert
Advert
AH O ‘BEN’ YOK MU O ‘BEN’!
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

AH O ‘BEN’ YOK MU O ‘BEN’!

Bu içerik 697 kez okundu.

Kendimizi nasıl gördüğümüz, algıladığımız oldukça önemlidir. Kısaca “benliğimiz” dediğimiz ve doğuştan itibaren biçimlenen bu soyut yanımız, nasıl bir kişi olursak olalım genellikle kendi kendiyle barışık olur ve hep kendisini korumaya yönelik “davranır”. Yaşadığımız ve iç uyumumuzu bozan durumlarda, tekrar uyumumuzu sağlamak için birçok savunma mekanizmaları geliştiririz: Benliği rahatsız eden durumu yokmuş gibi davranma, inkâr etme; rahatsız eden kaynağa değil de başka nesne ya da kişilere tepkimizi yönlendirme, rahatsız eden duruma ilişkin davranışımızı haklı gösterecek mantıksal gerekçeler bulmaya çalışma gibi pek çok savunma içine gireriz. Böylelikle, bizi bir iç çatışmaya ve bunalıma sürükleyen bu tür durumlardan geçici de olsa ‘rahatlamış’ olarak çıkarız.

Bu yazıda, bu savunma mekanizmalarından birkaçı üzerinde duracağız. En temel savunmalardan birisi, benliğimizi rahatsız eden bir olayı inkâr etmektir: Yalan söylerken yakalanan birisinin, “Kim, ben mi yalan söylüyorum? Asla, son derece dürüstümdür.”; kızdığı çok açık olmasına rağmen, “Hiç de kızmadım!” demesi gibi. Kişi, sanki hiç öyle bir olay olmamış gibi davranabilir, davranışı bir türlü kendisine yakıştıramaz.

Bu mekanizmayı genellikle takip eden bir diğer savunma mekanizması yansıtmadır. Yansıtma, aslında bireyin kendisinin de rahatsız olduğu bir özelliğinden dolayı, bu özelliği kendisine başkalarının yakıştırdığını, kendisinin aslında öyle olmadığını veya tam tersine başkalarının bu özelliğe sahip olduğunu savunma biçiminde işler: Aslında karşısındaki kişiden nefret eden birisinin, “O benden nefret ediyor” demesi; rüşvet alan birisinin rüşvetten yakınması; hırsızlık yapan birisinin, “herkesin hırsız olduğunu” belirtmesi; yalan söyleyen birisinin, karşısındaki kişinin yalan söylediğini belirtmesi gibi.

Bir başka savunma mekanizması olan yön değiştirmede, kişi kendisini rahatsız eden nesne veya kişiye değil de başka nesnelere veya kişilere tepkisini yönelterek rahatlamaya çalışır: İşyerinde patronuna kızan bir işçinin evinde eşini dövmesi, aldığı trafik cezasına kızan bir sürücünün arabasını tekmelemesi gibi… ‘Gücü gücüne yetene’ örneği…

Mantığa büründürme-neden bulma türü savunmada, kişi rahatsız edici durumu hafifletici mantıksal gerekçelere sığınır: Sigarayı bırakamayan bir kişinin, çalışmasını kolaylaştırdığını veya kendisini rahatlattığı için içtiğini savunması; derslerinde başarısız olan bir öğrencinin, öğretmenlerin yetersiz olduğunu ileri sürmesi, ekonomiyi iyi yönetemeyen birisinin faiz lobisinin bunu yaptığını belirtmesi gibi. ‘Kedi ulaşamadığı ciğere murdar der’ örneği…

Kişi bazen kendi hissettiği duyguların ve beslediği düşüncelerin tam tersini sergileyerek de bir savunma geliştirebilir. Karşıt tepki oluşturma olarak adlandırılan bu savunmaya şu örnekler verilebilir: Aslında karşısındakinden nefret eden ve ona karşı kaba davranma eğiliminde olan birisinin, tam tersine o kişiye karşı nazik davranması; namustan dem vuran bir kişinin aslında çocuk tacizcisi olması gibi…

Daha pek çok benliği savunma mekanizmaları bulunmaktadır ve tümü kişinin farkında olmadan sergilediği davranışlardır. Ancak, savunma mekanizmalarının yoğunluğu, şiddeti ve sıklığı artarsa psikopatolojik davranış bozukluklarına (hastalığa) dönüşürler. Peki, ya farkında olarak-bilerek bu davranışlara başvuruluyorsa ve bu, kişinin bir politikası haline gelmişse…

- ‘Ben’, ‘bana’ neler yaptırıyorsun böyle?

- Sadece ‘sana’ mı sanıyorsun?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500