Advert
Advert
Advert
‘BİZ KUM TORBASI DEĞİLİZ’
Kemal ÖZCAN...

‘BİZ KUM TORBASI DEĞİLİZ’

Bu içerik 1110 kez okundu.

CHP Yatağan ilçe kongresinde hiç istemediğimiz bir gerginlik yaşandı.
Gerginliği çıkaran da il başkanının kendisidir.
Konukların konuşmasını engellemek için ne yaptıysa olmadı.
Ona rağmen söz almak isteyen herkes çıktı efendi gibi konuştu.
O ise adeta çılgına döndü.
Hemen arka sıraya oturttuğu, partinin çalışanı olduğunu öğrendiğim kızlara dönerek, 
telaşla ‘tutanak tutun’ filan gibisinden işaretle bir şeyler söyledi.
Velev ki, tüzükte senden başka kimse konuşamaz yazıyor olsa bile, bir şeyler söylemek isteyenler çıksa kürsüde kendini ifade etse ne olur?
Olmaaz! tüzük ihlali, disiplin, zart, zurt!
Kendisini  patron, partilisini yanında çalışan bir eleman olarak gören anlayışın ürünüdür bu.
Bu ancak demokrasiyi özümseyememiş, eksik, kusurlu kalmış kafalarda olur. 
İnsanlar konuşunca ne oldu?
Kıyamet mi koptu?
Murat Bekem başkan konuşmasında partili olup, olmaması ile ilgili hakkında çıkan asılsız iddialara cevap verdi, 
ayrıca partide heyecan olmadığını, böyle giderse partinin oy oranının yüzde 25’lerden daha aşağıya düşebileceği uyarısında bulundu.
Kendisi hakkında kurulan kumpastan bahsetti.
Ardından Hüseyin Anıl hocam çıktı, o da olumsuz şeyler söylemedi.
Ancak konuşturmak istemediği o sakallı kürsüde konuşurken, sakalsız ortada yoktu.
Hüseyin Anıl hocam partinin kadın adaylar konusunda pozitif ayrımcılık yapmasını ve bunu tüzük değişikliği yaparak çözmesini istedi.
1935 yılında ve demokrasiyle yönetilemeyen bir ülkede, 
istese padişahlığını ilan edebilecek güçteki bir Atatürk’ün, okuma yazma oranının yüzde yedilerde olmasına rağmen, 
kadınlara seçme ve seçilme hakkını verdiğini anlattı.
Ben burada kongrenin divan başkanı olan Milletvekilimiz sayın Akın Üstündağ’ı kutluyorum.
Ancak konuşma süresini kısıtlamayı sadece kendine ve Hüseyin Anıl hocaya dayattı.
CHP Milletvekili Akın Üstündağ  il bşk. ve salonda bulananlara tam yarım saat boyunca demokrasi dersi verdi.
Akın Üstündağ AKP kongrelerinden örnekler verdi.
Mesela AKP 4. Olağan kongresinde Barzani bile konuştu, 
dahası ben bilmiyordum bir AKP kongresinde Hamas lideri Halid Meşal konuşmuş dedi.
Evet dün gibi hatırlıyorum o kongreyi, Barzani kürsüde konuşurken ‘Türkiye seninle gurur duyuyor’ diye sloganlar bile atılmıştı.
Yani demek istedi ki, demokrasi yok dediğimiz partilerde bile konuşma özgürlüğü var.
İl bşk.bunu bile yanlış anlayarak terör, merör sayıklamaya başladı.
Muğla CHP’nin başındaki zat bana göre Yatağan’da hayatının golünü yedi.
Yatağan kongresini partililerden kaçıramadı.
Neyse son söz kendisine verildiğinde, kürsüye hırsla, öfke ile ve elinde bir kitapçıkla çıktı.
O zamana kadar günlük güneşlik olan salon, birden karardı kar, bora, fırtına yaşamaya başladı.
Bir insan kendi kongresini neden provoke eder anlamadım?
Kendi partilisini basın önünde kendisini eleştirebilir korkusuyla konuşturmayacak,
ama çıkıp saygısızca 50 yıllık partililerin haddini bildirecek!
‘Öyle sakal bırakmakla devrimci olunmuyor’ diyecek.
Baya bir sakalı uzamış olan Hüseyin Anıl ayağa kalkıp ‘sen ne biçim konuşuyorsun?’ diye itiraz edince,
hemen ‘ben sana demedim ki, genel söylüyorum’ diyerek keskin bir devrimci çarkı yaptı!
Konuşanlar AKP’yi eleştirmedi diye sitem etti.
‘Biz kum torbası değiliz, herkes haddini bilecek’ dedi.
Daha iki dakika önce divanın konuk diye takdim ettiği kişiler için ‘onlar konuk değil’ dedi çıktı.
Diğer il veya ilçelerden gelen partililer ona göre konuk değil, partiliymiş.
Hal böyle olunca partililer basına açık kongrelerde konuşamazmış!
Sosyal medyada yazamazmış!
Yani ulu orta çıkıp ‘kral çıplak’ diyemezmiş!
MHP ilçe başkanı ve Vatan partisi ilçe başkanı konuk olabilirmiş.
Divan başkanı için tüzüğü ayaklar altına almaktan tutanak tutacağını, 
disiplin işlemi başlatacağını tekrarladı.
Devrimciye bakar mısınız?
İşine geri dönmek için 250 küsur gündür açlık grevinde olan Nuriye ve Semih için tek kelime etmedi.
İşte parti tabanından gelmeyen, önce atanan, daha sonra seçtirilen, 
demokrasiyi içine sindirememiş, tahammülsüz bir kişinin partiyi düşürdüğü durum bu! 
80 öncesi küçük Moskova denilen, solun kalesi olan Muğla, bu anlayışa mahkum olamaz, olmamalı.
İktidar adayı olan CHP’nin aldığı oy ise 81 vilayetin 22’sinde yüzde 10’un altında kaldı.
6 ilde ise yüzde 1’in altında, yani bindelerle ifade ediliyor.
12 milyon CHP seçmeninin ancak 1 milyonu partinin üyesi.
19 milyon AKP seçmeninin 10 milyonu parti üyesi.
Demek ki izleyenler ve izlenen politikalar doğru değil. 
Rüzgar gülü gibi bir politika izlenirse yakında ortada ne CHP kalır, 
ne de 2019 seçimleri için bir iddiası olur. 
2019 seçimleri sadece Tayyip Erdoğan için değil Cumhuriyet için, demokrasi için, en önemlisi CHP için de çok önemli.
2019 seçimleri için Meral Akşener partisini kurdu, 
Tayyip Erdoğan metal yorgunu bahanesiyle kadrolarını değiştiriyor, peki bu arada CHP ne yapıyor? 
Kongrelerinde terör estiriyor.
Akşener AKP'den oy alır şeklinde bir politikayla nereye kadar gidebilir?
Ancak bu şekilde seyrederek CHP'nin gün be gün erimesi ve yok olması izlenir.
Eğer bu uyuşuk, statik, ayrıştırıcı ve oligark yapı aynı şekilde devam ederse,
Meral Akşener AKP'den oy alacak ne güzel diye seyirci kalınırsa, 
buradan ilan ediyorum en büyük darbeyi CHP yiyecek. 
Eğer bu yönetimsizlik, bu savrukluk, bu hoyratlık devam ettiği sürece,
bırakın oy arttırmayı o beğenmedikleri yüzde 25'i arar hale gelecekler.
Gördüğüm kadarıyla bu partide siyaset yapmak isteyen, ama küstürülmüş, köreltilmiş azımsanmayacak sayıda insan var. 
Hem genelde, hem de yerelde partinin başında kendi bildiğini tek doğru zanneden, 
kendi koltuğu parti çıkarından önce gelen kişiler var. 
Bu kişiler kendi konumları ve ikballeri için tehlikeli gördükleri insanları yıpratmaktan, 
hatta onları yok etmekten asla kaçınmıyorlar.
Bundan partinin zarar göreceğini bilseler bile.
Neyse dostlar daha yazacak şey çok , geri kalanını daha sonra yazarım.
Hoş kalın ,İnançla ve Dirençle kalın!
Kemal ÖZCAN-23/11/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500